"Sıradan hayatlar" diye bir şey olmadığını bugün bana tekrar hatırlatan "sıradan" şahsiyet. 10. Uluslararası TRT Belgesel öldüllerini izlerken denk geldim, Dilek Kaya yaşar üniversitesi iletişim fakültesinde bir öğretim üyesi. Sürekli bir pazarına gidip eski fotoğraflar eski ajandalar satın alarak yeni şeyler keşfetmeyi seven biri. Bir gün İzmir'de yine Halkapınar bit pazarına gidiyor orada gezinirken rastgele bir masanın üzerinde duran mektup yığınını satın alıyor ve başlıyor okumaya. Mektupların 1974'te Artvinde dağa tırmanırken ve daha 19 yaşındayken ölen Tıp fakültesi 1. Sınıf öğrencisi Kazım Küçükalpe ait olduğunu öğreniyor uzun araştırmalar sonucu. Dilek kaya kazım'ın Abisini buluyor ankara fen lisesinden vs arkadaşlarını buluyor ve trajik ölümünün insanları nasıl etkilediğini gün yüzüne çıkarıyor. Bu belgeseli çekmekteki asıl amacının bu dünyanın kazım'a bir borcunun olduğunu düşünmesiymiş. Bu ölüm'ün çevresindekilere nasıl dokunduğunu neleri değiştirdiğini görmek için lütfen izleyin belgeseli. Yapın kahvenizi açın perdeyi dışarıdaki kar eşliğinde izleyin hem belki size de dokunur bu eski "sıradan" ruh
"Belki her şey bir tesadüf, belki hiç bir şey bir tesadüf değil"