kullanıldığı zaman her şeyin çok güzel olacağını sanan, bütün kabahatlerin, bütün yanlışların hiç yaşanmamış olacağını sanan insanlar da en az özür dilemeyi eziklik gören, aşağılanmış hisseden insanlar kadar fazladır.
en iyisi özür dileyecek bir şey yapmamak.
özür, ancak istemeyerek yapılan hatalarda, belki sakarlıklarda, sonucunu etraflıca düşünmeden doğru olduğu düşünülen şeyin sonucunda ortaya çıkan yanlışlarda geçerli olabilir.
sen git adamın/kadının ağzına sıç, sonra "özür dilerim". sen git göz göre göre haksızlıklara izin ver, sesini çıkarma, sonra "özür dilerim" sen git sırrınızı paylaş, sonra "özür dilerim" sen git bilmesi gerekenleri sakla, sonra "özür dilerim". sen git yalan üstüne yalan söyle, sonra "özür dilerim". sen git çıkarın için her boku ye, sonra "özür dilerim".
her özür dilemek erdem falan değildir, böyle diye diye milleti alıştırdılar. afedersin sikip sikip özür diliyorlar; olan bize oluyor. erdem olan hatasını kabul edip sonuçlarıyla yüzleşmektir olsa olsa.
erdem olan özür dilemeğe örnek: "uğruna döktüğüm göz yaşları için yağmurdan özür dilerim."
erdem olan özür dilemeğe örnek; çaresizlik olabilir. elinden gelememiştir, becerememişsindir, yapamamışsındır. "yine de daha çok çabalamalıydım, daha çok dikkatimi vermeliydim" gibi -anlamsız da olsa- bir suçluluk duygusuyla ama samimiyetle af dilemektir.
yani aslında özür dilemesen de bir şey olmaz ama samimiyetini bir şekilde ifade etmek istiyorsundur. özür, gerek olmadığı halde dilendiği zaman daha mı değerli ne?
"özür dilerim, şehrinizi bombalamak zorundaydım" ne kadar saçma ise "seni aldattığım için özür dilerim" de o kadar saçmadır, yukarıda saydığım "sen git" ile başlayan cümleler de o kadar saçmadır. hadi bu boku yedin, niye özür diliyorsun? özür dileyince hoop erdemin geri geldi öyle mi?