1944 doğumlu amerikalı televizyoncu (muhabir, spiker, program sunucusu). televizyon tarihinde canlı yayında hayatını sonlandıran ilk kişi olduğu biliniyor (kaynak ). linkte oldukça geniş bilgiler mevcut ama türkçe okumak isterseniz internette pek fazla kaynak yok ve aslında christine hakkında çekilmiş 2 film özelinde yazılanlar olduğundan dolayı gerçek de değil. küçük kardeşi greg ve annesi margaretha(peg)'nın 2 yıl önce verdikleri röportajlara bağlı kalındığında, internette anlatılanların büyük kısmının yalan olduğu, greg'in kızdığı gibi, "chrissie'nin hayatını değil, evde kalmış bir kız kurusu olduğunu öne çıkartacaklar" fikrinin öne çıktığı gayet net bir şekilde anlaşılıyor. hem türkçe bir yazı bulunsun internette hem de christine'in "gerçek" hayat hikayesine dair bir yazı yazayım istedim.
ablamız küçüklüğünden beri tam bir entel olarak yetişmiş. yetiştirilmiş demeyi isterdim ama oto galerici bir baba ve ev kadını bir anne ile bunun mümkün olamayacağı belli. ortaokulda flüt çalmış, lisede kanocu olmuş ve ülke çapındaki yarışmalara katılmış. bilgisayar operatörü olarak eğitim almış, oyunculuk yapmak için yaz kamplarına ve uzun süreli atölyelere katılmış. hatunda yok yok. ama işin christine için iç yüzü böyle değil. kendisi 16 yaşındayken, 23'ündeki kanocu sevgilisi dave bir araba kazasında hayatını kaybedince, christine'in içindeki şeytanlar bir bir yüzeye çıkmaya başlamış. greg, people dergisine verdiği röportajda "abim tim 12, ben 8 yaşlarındayken (christine ortanca çocuk), tim bana chrissie'nin uzun ömürlü olmayabileceğini, hiçbir yere uyum sağlayamayan biri olduğunu söylemiş, o'na dikkat etmemiz konusunda beni uyarmıştı" cümlesi birçok şeyi anlatıyor. christine, henüz küçük yaşlardayken dahi, o zamanlar teşhis edilemeyen bipolar bozuklukla uğraşıyor, ileri düzeydeki depresyonunu kendini küçümseyerek* saklamaya çalışıyormuş. hayatının son yılları hariç, en yakınları olarak görüdüğü greg ve annesi dahi bipolar olduğunu bilmiyormuş christine'in. greg telegraph'a verdiği başka bir röportajında "o zamanlar bipolar olduğunu bilemezdik çünkü doktorlar da böyle bir hastalık olduğunu bilmiyordu. şimdi o'nun yaşadıklarını düşününce, bipolar olduğundan emin oluyorum" demiş.
dave'in ölümü, dave ile birlikte aynı araçta bulunan ve christine'in de arkadaşı olan kişinin (ismini bulamadım, greg'in açıklamalarında da yok) felç olması, christine'in gönüllü olarak yardıma muhtaç hastalarla ilgilenmeye karar vermesi ve hayatının büyük kısmında kukla tiyatrosu yaparak bu hastalara moral desteği vermesi gibi ayrıntılar da mevcut ama biz kronolojik olarak devam edelim. boston university'de yayıncılık okumuş, florida'da bir radyo istasyonunda çalışmış, new york university'de (nyu) oyunculuk ideallerine bir adım daha yaklaşmak için film atölyelerine katılmış, miami university'de 1 yıl tiyatro oyunculuğu dersleri almış ve kariyerinin son durağı olacak -abc bünyesindeki- wxlt kanalına program yapımcısı olarak girmiş (yıllarca devam eden programının adı "suncoast digest"). kanal oldukça yerel bir kanal, christine'in yaptığı da "çilek fiyatları çok arttı mı?" diyerek pazardaki halkla konuşmak, imar konusunda bir tutarsızlık olduğunda belediye başkanıyla röportaj yapmak gibi aslında ufak ve önemsiz gibi görünen ama halkın gözünde kendisini kahramanlaştıracak işler. bir süre suncoast digest'in yayın akışından kanalın haber müdürü mike simmons da memnun oluyor ama kanalın patronu bob nelson ile simmons'ın reytinglerin daha da artması gerektiği üzerine sık sık tartıştıkları da biliniyor. nelson rahat adam, "abc'ye hisselerimin hepsini satar, giderim" diyebilecek kadar rahat. simmons ise, televizyon haberciliğinde altın kurallardan biri olduğunu öğrendiğim "if it bleeds, it leads" (kan varsa, reyting de var) kuralına bağlı kalarak reytinglerin artması için çabalamak gerektiğini savunuyor.
"kanlı, sansasyonel habercilik" karşıtı olan chistine, bir süre bu karara karşı duruyor, simmons'la şiddetli tartışmalar içine giriyor. ardından düşük profil çizerek dikkat çekmemeye başlıyor. bu dönemde greg, chistine'in dönülmez noktaya gelmiş olabileceğini belirtmiş: "annem, ben, nişanlım ve christine aynı evde kalıyorduk. christine zaten sosyal biri değildi ama evden işe, işten eve gidip gelmekten başka bir şey yapmamaya başlamıştı". simmons'ın önerileri doğrultusunda daha farklı haberler yapmaya karar veren chistine (greg, bu kararı verme nedeninin işini kaybetme korkusu olduğunu da söylemiş), sarasota'daki polis memurlarıyla ve şerif yardımcısıyla intihar vakaları üzerinde bir haber dizisi hazırlamaya başlamış. şerif yardımcısına sorduğu soruları greg de biliyormuş: "adama "direkt ölüm ihtimalini artırmak için nasıl intihar edilebilir?", "silahla intihar edilecekse, vücudun hangi bölgesi hedef olarak alınmalı?", "intiharın öz güven ile ilişkisi hakkında neler düşünüyorsunuz?", "intihar etmek isteyen birisinin fikrini değiştirmek için neler söylersiniz?" gibi sorular sormuş". haber dizisinin ilk bölümünün hazırlığı bitmiş ve christine simmons'a haberi ana haberde kendisinin sunabileceğini söylemiş. simmons da bunun sadece suncoast digest'in de yayınlandığı gün olan cumartesi günü olabileceğini belirtmiş. christine kabul etmiş.
15 temmuz 1974. ana haberi koltuğuna geçen christine, önce 3 yerel haberi önündeki kağıtlardan okumuş. son yerel haber bir restoranla ilgili ve küçük bir kayıt da gösterilecekmiş. ardından da christine'in haber dizisine geçilecekmiş. restoran haberinin kayıt fişi makineye sıkışmış ve christine'e acilen biraz daha konuşması, seyirciyi biraz daha oyalaması söylenmiş. christine küçük bir gülümseme kondurmuş suratına, elindeki haber kağıdını kenara bırakmış ve canlı yayında şunları söylemiş:
"in keeping with channel 40's policy of bringing you the latest in blood and guts, and in living color, you are going to see another first... attempted suicide."
"kanal 40'ın en son şiddet haberlerini sizlere taşıma politikası gereği, canlı yayında, ilk kez yayınlanacak... (bir) intihara teşebbüs izleyeceksiniz." (kanal 40, wxlt'nin bünyesindeki bir kanal)
sözlerini bitirir bitirmez christine, kese kağıdı içinde kucağında duran, altıpatlar olarak bilinen smith & wesson marka revolverı eline almış, sağ kulağının arkasına götürüp tetiği çekmiş. kanlar içinde masadan yere yuvarlanması 1 saniye içinde olmuş (simmons "gözlerimi bile kırpamadan yere düştü" demiş). simmons, kameramanlar, kanalda çalışan diğer muhabirler ve spikerler birkaç saniye şok dalgasının içinde kaybolmuşlar. simmons kendine gelerek yayını kesmiş, önce siyah ekran verilmiş, ardından da gündüz programlarından birinin tekrarı yayınlanmaya başlamış.
christine ise hemen sarasota memorial hastanesi'ne kaldırılmış. 14 (ya da 15) saat komada kalan christine kurtarılamamış ve hayatını kaybetmiş.
madde madde gidelim. bazı ayrıntıları yazamadım yukarıda çünkü kronolojik sırayı bozabilirdi. christine'in nasıl bir iç dünyası olduğundan iş hayatındaki tavırlarına ve aşk hayatına kadar birçok ayrıntı var ve bunların hepsi bir tarafa toplandığında, kendisini intihara götüren yolu daha net görebiliriz.
- öncelikle christine, hayatında sadece 2 sevgilisi olmuş, 29 yaşına kadar bipolar bozukluk ve ağır depresyon hastalığı bulunan, depresyon tedavisi için 10'lu yaşlarının başından beri psikiyatriste gitmiş (bir süre ara vermiş ama sorunlarının hayatını etkilemeye devam ettiğini görüp intiharından birkaç yıl önce tekrar psikiyatriste gitmeye başlamış), sosyalleşmekte ciddi sorunlar yaşayan, 1-2 arkadaşı hariç, hiçbir yakın dostu bulunmayan, kendisini akademik açıdan müthiş geliştirmiş birisi. bunları bütün maddeleri okurken aklınızda tutmanız gerekiyor.
- greg ve peg'in ropörtajlarında sık sık belirttikleri nokta şu: "christine başarılı, güzel, donanımlı, idealleri olan biriydi ama hiçbir zaman tatmin duygusuna erişemiyordu. bir şeyde başarıyı yakaladığı zaman, isteğini kaybediyor ve o şeyden vazgeçiyordu (kano ve oyunculuktaki geçmişi). başka bir şeye en baştan başlıyor ve kendinden şüphe duyuyordu. bu döngü hayatının her anında vardı". bunları söyleyen küçük kardeşi greg. tatmin duygusunun olmaması, kendi başarılarını bile küçümseyen, hep daha iyisini isteyen ama ona ulaştığında da içindeki istek son bulan christine'in bu karakter özellikleri iş hayatı ile sınırlı da değil. aşk hayatında da aynı durum geçerli. wxlt'deki meslektaşlarından george peter ryan'a karşı uzun bir süre boyunca platonik aşk beslemiş, onunla baş başa yemek yeme hayalleri kurmuş ama bunu gerçeğe dönüştürememiş. en sonunda da george'un gene wxlt'teki spor spikeri andrea kirby ile birlikte olmasından sonra yıkılmış. kirby ise, christine'in -yukarıda bahsettiğim- 1-2 arkadaşından biriymiş.
- christine'i intihara sürükleyen etkenlerden biri de, kanalın yayın politikası ve reyting kaygısı. "daha fazla kan, daha fazla seyirci" mottosunu benimsemeye çalışan wxlt haber müdürünü ve genel olarak sarasota'nın televizyon izleyen kesimini greg şöyle açıklamış: "bizim burası zaten küçük bir yerdi o zamanlar. wxlt izleyen kişi sayısı 1000'i bulmazdı ve bunun artması da sarasota'ya göçle mümkündü. yani, simmons'ın direttiği gibi daha fazla kanlı haberler görseydik de, kanalın izleyici sayısı artmazdı çünkü 60'larını aşmış olanlar kanalın izleyici kitlesini oluşturuyordu. christine'i yayına çıktığı ilk günden beri izleyen büyükbabam ve büyükannem gibi kişiler kendisini çok seviyordu."
- intihar günüyle ilgili gırla moral bozucu ayrıntı mevcut: christine, intiharını ailesinin izlememesini planlamış. hiçbir yayınını kaçırmayan büyükbabası ve büyükannesi hastanede, greg ve tim işte, peg bir arkadaşının evindeymiş. ailesine "siz benim en yakın dostlarımsınız" diyen christine'in onların kendi ölümünü görmemesi için çabaladığını anlamak mümkün. ayrıca, hastaneye kaldırılan christine'in, tetiği çektikten sonra olacakları da 3. tekil şahıs anlatımıyla yazdığı da biliniyor. o gün sunduğu yerel haberlerin altına sıkıştırdığı kendi intihar haberi metnini simmons bulup okumuş. "29 yaşındaki haber muhabiri christine chubbuck canlı yayında intihar girişiminde bulundu" diye başlayan metnin sonunda "chubbuck sarasota memorial hastanesi'ne kaldırıldı ve durumu ciddi. uzun bir süre komadan çıkamayabilir" yazan christine, tetiği çektikten ölene kadar olan 14-15 saatlik bölümü de kanaldaki muhabirlerin okumasını istemiş olabilir. greg bunu şöyle açıklamış: "christine her zaman planlı, dakik, organize biri olduğu için intihar notu gibi bir şey yazması mümkün değildi zaten. bunun yerine, kendi intihar metnini önceden yazmış olmasına şaşırmadım ben. kendini göstermek olarak bakmıyorum ben. işkolikliğini gösteriyor bu durum bence."
- christine'in ölümü genellikle kadınların çalışırken uğradığı mobbinge ve feminizme bağlanıyor ama bu da doğru değil. wxlt kanalında simmons altında çalışanların yarısına yakını kadın ve spikerlerin büyük kısmı da kadın. ancak dönemin algısı sebebiyle kamera karşısındaki kadınların sarışın, mümkünse mini etekli ve fönlü saçlara sahip kişiler olmasına dikkat edilmiş. mobbinge uğrama kısmı ise, kısmen haklı olabilir çünkü şiddet soslu haberler yapılması istenen christine, hiçbir zaman böyle haberler yapmamış, hayatın umut verici yönlerini göstermeye çalışmış.
- intiharından önceki 1 hafta içinde kanal çalışanlarına küçük tüyolar vermiş aslında christine. depresyonunun en ağır zamanlarının birinde gece haberleri editörü rob smith'e hem bu yaşında gelip halâ bakire olduğundan dem vurmuş (kendini aşağılamış olması yüksek ihtimal) hem de yakın zamanda bir silah aldığından, şakayla karışık olarak canlı yayında kendisini vurmayı düşündüğünden bahsetmiş. smith, christine'in söylediklerini şaka sandığını, o'nun çarpık ve oldukça sert bir mizah anlayışı olduğunu bildiğinden dolayı bu sözlerine şaşırmadığını söylemiş.
- kendisini aşağılama durumu basit bir şey gibi görünüyor olabilir ama öyle değil işte. kanalda ya da dışarıda herhangi biri kendisine iltifat ettiğinde ortamda uzaklaşmaya çalışması, cevap vermeyip soğuk bir tavır takınması ve lisede kurduğu "dateless wonders knitting club" (bekar harikalar örgü kulübü) okul kulübüne sadece umutsuzluk hissedenleri dahil etmesi size bir fikir verebilir belki.
- en tartışmalı ayrıntı bu aslında: son canlı yayın kaydına n'oldu? neden internette dahi bulunamıyor? independent bile bunun üzerinden hit kazanma çabasında. greg videonun bir daha izlenememesi için birkaç avukatla anlaştığını, kanalın bile tekrar aynı görüntüleri kullanamadığını, yerini kendisinin de bilmediğini söylemiş. kanal sahibi bob nelson'ın görüntülere çok üzüldüğü, bu kaydı sakladığı ve ölümünden sonra da karısına kimseye izletmemesini söylediği de söylentiler arasında. bir süre önce karısı da öldü sanırım. kaydın varlığı kesin ama bilen kişilerden sadece greg hayatta. zaten, greg'in 2016'da vizyona giren 2 filme de ateş püskürme nedenlerinden biri bu kayıt: "kimsenin christine'i umursadığı yok, herkes daha fazla şiddet, daha fazla kan görme peşinde".
birkaç fotoğraf ve kaynak da verip bitireyim. valhalla'dan ışıl ışıl bak bize christine.
not: 2016'da christine hakkında 2 film sundance film festivali'nde yaptıkları galalarla vizyona girdi: christine ve kate plays christine. christine tam bir hollywood paragözlüğü ile ve için çekilmiş, başrolündeki rebecca hall'un oyunculuğu hariç, greg'in de dediği gibi, gerçekten de christine'in hatırasına saygısızlık etmiş bir film. kate plays christine ise, kate lyn sheil adındaki bir aktrisin christine'in hikayesini merak etmesi ve hakkında bir belgesel çekmek üzere sarasota'ya gelmesi üzerine kurulu. tam bir belgesel gibi değil ama ayrıntıları daha oturaklı ve hollywood paçavrasından daha içten. christine'i kolaylıkla edinebilirsiniz ama kate plays christine'i edinirken zorlanacaksınız. türkçe'yi geçtim; ingilizce altyazısı bile bulunmuyor filmin.
chubbuck'in wiki sayfası da gayet açıklayıcı olmuş. ona da göz gezdirmenizi öneririm.