1995 yılının sıcak bir Ağustos gününde ziyaret ettiğim katedral.
o zamanlar ufağım daha, yaşımı takvimin son hanesine bakarak söylüyorum. annem, ben ve bir kaç akraba kültür gezisi yapıyoruz (!)
katedralin içinde sinmiş olan mum kokusu (-ki o kokunun hala erimiş mum olduğuna inanmak istiyorum) kapıdan itibaren yakıyor insanın içini. sırf o koku yüzünden girmek istemedim; nefes aldıkça midem bulanıyordu zira.
normalde annem mantıklı hareket eden bir kadındır. olayların sonuçlarını önceden hesaplamadan hareket etmezdi o zamanlar; ama o gün ne olduysa hic düşünmemiş olacak ki çekiştirerek soktu beni katedralin içine.
e haliyle midesinden rahatsız olan ve beş dakika öncesinde mc Donalds'ta çocuk menüsü gömmüş bir panda yavrusunu o kokunun içerisine sokmanın bir sonucu olarak büyük bir heykelin önünde "sıçarım sizin mum kokulu kültürünüze" dercesine kusmuştum.
yaşanan kültürel etkileşim sonrasında bir daha gitmek, görmek nasip olmadı maalesef.