1. 'un aynı adlı romanının baş kahramanı.

    Tembelliğin, boşvermişliğin kitabını yazmış Gonçarov ve adına da oblomov demiş.

    Kahraman öylesine tembeldir ki, artık ömrünüzün geri kalanını -ki kitabı da bitirmeden- sadece tembellik yaparak geçirmek isteyebilirsiniz.

    Güçlü bir eserin güçlü karakteridir oblomov, sevilir.
    #55967 petra von kant | 8 yıl önce
    0eser karakteri, roman 
  2. yusuf atılgan "aylak adam" romanındaki "c" karakterini yaratırkan gonçarov'un bu eserinden etkilenmiş.
    #56252 kesret | 8 yıl önce (  8 yıl önce)
    0roman 
  3. "rusya'da toplum büyük değişimler geçirdi, yine de oblomovlar içimizde; çünkü oblomovlar yalnız ağalar, beyler, köylüler arasında değil, işçiler, komünistler arasında da vardır. etrafınızdaki olayların işleyişini incelerseniz, oblomovların hala içimizde olduğunu görürsünüz. onu adam etmek için daha çok sarsmak, dövmek lazımdır, gereklidir." - lenin
    #71829 pugio | 7 yıl önce
    0eser karakteri 
  4. sanıldığı gibi ona yakıştırılan tembellik özelliği ile bir alakası olmayan kitap. oblomov'un en önemli özelliği; eski yaşam biçimine karşı olmakla birlikte yeni yaşam biçimine de karşı olması ve uyum sağlayamamasıdır. bir yerde ne vardı çıkarsız bir şekilde dostlarımız ile yemek yesek eğlensek minvalinde bir şeyler söyler.ne vardı bu kadar hırslı olacak minvalinde diye de. oblomov iki çizgi arasında kalmış bir karakterdir.
    #74289 rudolfabel | 7 yıl önce
    0roman 
  5. Oblomov bir köhneliğin romanıdır. Rusya’nın uçsuz bucaksız topraklarında hüküm süren bir anlamsızlığın romanıdır. Hangi işe yaradığını ne tarihin ne de kendisinin bilmediği bir soylunun romanıdır. Kendine oturacak yer bulamayınca çekip giden adamların romanıdır. Oblomov, oblomovluğun romanıdır…

    Gonçarov XIX. yüzyılın ortasında bu eseri kaleme aldığında, Ekim Devrimi’nden bî-haber olan ve Stalin’in sanayileşmiş Rusya’sından uzak bir konumda feodalizmin tüm titreşimlerini içinde barındıran bir Rusya mevcûd idi. Tahta çıkar çıkmaz liberalleşme gayesiyle reformlar başlatan Çar II. Aleksandr’ın serfliği kaldırmak üzere hamle yaptığı, köylüye toprak dağıttığı ; moderniteye temâyülün, kapitalizme evrilmenin, yani Batılılaşmanın deli gömleğini giyinmenin eşiğinde bir Rusya…
    Romanın başkişisi olan Oblomov, babasından miras kalan Oblomovka köyünün efendisi olan bir derebeyidir. Yükseköğrenim görmek için kente gitmiş ama eğitimi pek önemsememiştir. Bir soyluya yaraşır biçimde me’muriyete atılmış ama bürokratik saçmalıklar içinde bocalamaktan sıkılmış, bırakmıştır. Modern dünyaya adımını atar atmaz “yaşamın ne zaman gerçekleşeceği” sorusuyla boğuşmaya başlarken, aslında önündeki çağın geleceğini okur gibidir: Tek düzelik, standartlaşma ve birbirinin aynısı zamanlar, mekânlar, ortamlar, olaylar… Üstelik şehirdeki sığ hayatın varlığından da rahatsız olmuştur. Cem’iyyet hayatı ve kadınların tuhaflıkları onu tedirgin etmiştir. Çiftliğindeki işleri ele almak istemiş, sonra bu angaryayı başkalarına bırakmıştır, ona bir gelir gelmesiyle yetinmiştir. Nihayetinde bir eve, hatta evin bir köşesine, yatağına kendini hapsetmiş kalmıştır.

    “Aslında çok önemli işler yapmaktadır, bunun için dinginliğe ve dinlenmeye ihtiyacı vardır. Eyleme geçmeden önce düşünmesi ve hayal kurması gerekir. Bu aşama en önemli aşamadır. Zaten neredeyse yaşamı boyunca bu aşamayı hiç geçememiştir. Aslında çok şey yapmak istemiştir ama başlama noktasına gelmek için gerekli eyleme geçme aşamasında sanki yüz yıllarca vakti varmış gibi sürekli erteleme yaşamıştır. O hiç gelmeyen uygun zamanı kollama ve hayal aşaması Oblomov’un yaşamını oluşturmuştur.” (Abacı,2011:57)

    Gonçarov, epeyi etki uyandırmış olan bu eseriyle gerek derin kişilik analizleriyle yoğurduğu bölümler, gerek ilk yayımlanan parçası olan ve romana kaynaklık eden “Oblomov’un Rüyası”nda doruğa ulaşan tasvir gücüyle büyük bir edib olduğunu ispatlamıştır. Ayrıca bu kalın kitapla sosyolojik bir vakıayı da ele alıp san’atıyla işleyerek bunun da altından kalkmayı başarmıştır. Bu vakıa, oblomovluk hâli ve kavramıdır. Zamanın meşhûr münekkidi Dobrolyubov’un tespit ettiği şekliyle oblomovluk; “dünyada olup biten her şeye karşı duyumsamazlıktan kaynaklanan tam bir atalet, hareketsizlik, ilgisizliktir.” (1987:30-39)

    Tolstoy’un Savaş ve Barış‘ta anlattığı Napoléon Seferi sonrası derinleşen Batıcılar-Slavcılar çatışmasında Rusya’ya ilişkin pek çok bilmecenin anahtarı olarak görülen bu kavram, münekkide göre Gonçarov’u kendisinden önceki yazarlardan ayırıp onlarla kıyaslanamayacak bir değere ulaştırıyor.

    “(…) biz böylece Oblomov tipinde ve genel olarak bütün oblomovlukta (…) Rus hayatını, günümüz Rusya’sının eğilimini buluyoruz. (…) Burada önemli olan bu tipin, hiçbir ciddi Rus sanatçısının görmezden gelemeyeceği, bizim bağrımızdan kaynaklanan, bize özgü bir tip olduğudur.” (a.g.e.:29)

    Dobrolyubov’un bu tesbiti, salt Rusya yâhût başka bir coğrafya veya toplumla sınırlı değildir kuşkusuz: Oblomovluk, bir karakteristik özellik olarak dünyanın pek çok yerinde ortaya çıkmış bir tabîattır. Nitekim belki de bu sebeple münekkid, romanda önemli olanın “Oblomov değil oblomovluk” (a.g.e.:43) olduğunu yazar.

    Onu sadece Doğuya, Rusya’ya ait görmek hatasını tekrar etmeden şu söylenmelidir ki Gonçarov’un muhtemel derdi, toplumu için ele aldığı bir idealin karşıtını koyultup ön plana çıkarmaktı. Çünkü kurgunun sosyolojik okumalara imkân tanıyan yapısının yanı sıra yine aynı amaca hizmet eden mukayese vasfı ile yazar, farklı görüşleri çatıştırır ve romanın sürekliliği için hikâye boyunca bir gerilim var eder. Buna göre “eserde, Oblomov-Ştoltz, Agafya-Olga ikilemleriyle eserin bir anlamda alt metni oluşturulmuştur.” (Lidar,2011:51) Bu zıtlıkta bizim için esas olan husûs, kişiliklerden ziyâde kişilerin temsîl ettiği değerlerdir. Bu değerler sisteminde zıddiyyet, –iktisadî anlamlarıyla- geleneksellik-modernlik hilâfı üzerine kuruludur.

    Okuyucu için Gonçarov’un ön plana çıkarmak ve bir reçete gibi sunmak istediği ideali kısaca Ştoltz’un tavır ve davranışlarından seçmek mümkündür. Ştoltz, Gonçarov’un rüyasıdır: Sürekli çalışmak, hareket etmek, etrâfı durmadan kolaçan etmek, köhneliği yıkıp yeniliğe sarılmak, üretmek, yenilenmek, güçlenmek ve kazanmak… “Her şeyi biliyorum, anlıyorum, ama ne gücüm var, ne iradem. Bana güç ve irade ver, beni nereye istersen götür…” der bu sebeple Oblomov Ştoltz’a biçarece. Onun tanıştırdığı Olga’nın dünyasını renklendirişinin, rûhuna hareket getirdiğinin farkına varır ama aşk da oblomovluğun kurbânı olmaktan kurtulamaz. Ayrılırlar…

    *

    “(…) İlya İlyiç kim?”

    “Oblomov; sana ondan çok bahsetmiştim.”

    “Evet, hatırladım; senin bir dostun, bir okul arkadaşın. Ne oldu?”

    “Öldü, hayatı yok yere harcandı gitti.”

    Ştoltz içini çekti biraz daldıktan sonra:

    “Zekâca kimseden aşağı değildi,” dedi. “Tertemiz, billur gibi bir ruhu vardı. Asil heyecanları olan bir insandı. Ama hiçbir şey yapmadı.”

    “Niçin? Ne yüzden?”

    “Ne yüzden mi?.. Oblomovluk?”

    “Oblomovluk mu? O da ne demek?”

    “Biraz zihnimi, anılarımı toparlayayım da anlatayım: sen de yazarsın; belki birisinin işine yarar.”

    Ştoltz dostuna işte bu okuduğunuz hikâyeyi anlattı.

    *

    Bu roman Rus milliyetçiliğini, Slavcılığı ve elbette moderniteden nasibini alan her yerdeki gibi bu geniş topraklarda da boy veren oblomovluğu karşısına alan Gonçarov’un Ştoltz üzerinden Rusya’yı eleştirisidir. Ştoltz’un idealize edilmiş kişiliğiyle geleceğin hayâlî Rusyasına dair işaretler sunulur, onun Oblomov’a bakışıyla mevcûd vaz’iyyet tenkid edilir. Bu yüzden yazarın tüm samimiyetine, sıcaklığına ve merhametine rağmen Oblomov, tarihî bir kalıntı olmanın yanı sıra bir trajediye de mahkûm edilmiştir. Kaybetmiştir. Nihayetinde tüm hikâye Ştoltz’un bir dostuna anlattıklarından ibarettir.



    Kaynakça

    Gonçarov, İvan (1983); Oblomov, Çev.:Sabahattin Eyuboğlu-Erol Güney, Sosyal Yay., İstanbul.

    Lidar, Veysel (2011); Oblomov: Doğulu Bir Kaybeden, Kayıtsız Bir Düş Yolcusu, Roman Kahramanları, Sayı:7, s.50-55

    Dobrolyubov, N.A. (1987); Oblomovluk Nedir?, Çev.:Mazlum Beyhan, Yön Yay., İstanbul.

    Abacı, Figen (2011); Oblomov: Anne Karnının Çağrısı, Roman Kahramanları, Sayı:7, s.56-59

    www.derindusunce.org/...
    #136409 ethicaysa spinoza | 6 yıl önce (  6 yıl önce)
    0roman 
  6. ruhumu ele geçirdi. azrail gelse ölmeye üşenicem o derece. acilen birileri bir exorcist atsın üstüme.
    #147270 laedri | 6 yıl önce
    4eser karakteri 
  7. rusya'nın somurtkan bulutlarının altında okudum oblomov'u.

    döneminin birçok rus klasiği gibi oblomov da derin ve zekice yapılan psikolojik çözümlemeler eşliğinde başlıyor, realizmden beslenip, insan tasvirleriyle süslenerek devam ediyor. her şeyden önce döneminin üç edebiyat tanrısı gibi(, ve ) da gogol'ün palto'sundan çıkan bir eser yaratmıştır oblomov ile. yüzyıllardır süregelen ve 'in çöpe atıldığı bir roman yazarak kanıtlamıştır bunu gonçarov.

    yine döneminin birçok rus klasiği gibi sağlam ve derinlemesine işlenen bir kurgu, büyük bir ustalıkla ete kemiğe büründürülmüş, okurken kanıyla canıyla yanı başınızda hissettiğiniz karakterler, rus insanının doğal meşrebi, aforizmalarla dolu sürükleyici bir hikaye...

    kültür yayınlarının 12. basımı olarak piyasaya sürülen çevirinin (sabahattin eyüpoğlu-erol güney ikilisi tarafından çevrilmiş) önsözünde de vurgulandığı gibi, gonçarov'un romanda söylemek istediği asıl mesele devrin batı ve doğu arasında sıkışan rus insanı için asıl doğru olanın ne olduğudur. bir yanda doğunun uyuşuk feodal beyi gonçarov dururken(yatarken de diyebiliriz ), diğer yanda batının değerlerini iyi bilen, hayatını ve tarzını buna göre düzenleyen yarı alman yarı rus olan ştoltz vardır. ştoltz çalışkan ve dinçtir. oblomov ise tam tersi... gonçarov, romanında sık sık bu iki yakın dostun yollarını kurgu gereği kesiştirirken, onların karakterleri ustalıkla inceleyip okurun önüne koyar ve karşılaştırmayı okurun kendisine bırakır.

    romanı okuyanların bildiği gibi oblomov olumsuz yönden eleştirilmeye çok müsait bir sünepedir. bu durumu başına gelen bir aşk durumu ile biraz aşsa da aslında genel halinden bir şey değişmemiştir. bununla birlikte, oblomov'un da kendine göre haklı yanları vardır ve yazar bunları da gayet nesnel biçimde karakterinin ağzından koyar ortaya.
    öyle ki romanın bir bölümünde oblomov'un, ştoltz'un kendisini(oblomov'u) yattığı yerden kaldırmak için söylediklerine karşılık verdiği şu sözlerinde ona hak vermemek elde değildir:

    "toplum! senin beni bu adamların içine götürmeye çalışman, onlardan iyice nefret etmem için herhalde. hayat; amma da hayat ha. ne bulabilir insan orada? fikir meseleleri mi var? duygu meseleleri mi var? bu hayatın bir ekseni yok: derin, önemli hiçbir yanı yok. bütün bu salon adamları benden çok daha uyuşuk, benden çok daha ölü. hayattaki gayeleri ne? benim gibi yatakta uzanmıyorlar ama bütün gün sinekler gibi aşağı yukarı inip çıkıyorlar. ne çıkıyor bunlardan? bir odaya girersin, bakarsın ki herkes karşılıklı oturmuş, ciddi ciddi duruyor. yaptıkları nedir? iskambil oynuyorlar... diyecek yok güzel bir hayat doğrusu. yaşamak isteyen bir ruh için ne yaman bir örnek! ölü değil mi bu adamlar? oturdukları yerde uyumuyorlar mı? ben yatakta yatıyorum, kafamı valeler ve aslarla doldurmuyorum diye kabahatli mi oluyorum?"

    bu paragraf aslında oblomov karakterinin özeti niteliğindedir. aslında kendince haklı nedenlere de sahip olan oblomov'u bu şekilde okura sunar gonçarov.

    yazarın kaleminin, üslubunun güzelliği ve başarısı bir kenara, yaşadığı dönemin sorunları içinde böylesine özgün(ama bir o kadar da gerçek) bir karakteri ele alış biçimi açısından bakıldığında gonçarov mükemmel bir çıkarmıştır. işte bu yüzden de yazdığı roman asırlarca unutulmayanlar arasına girmiş ve dünyanın en önemli edebiyat mirasları arasına rahatlıkla girebilmiştir.
    #194130 spinsiz elektron | 4 yıl önce (  4 yıl önce)
    0roman 
  8. evde iki tane oblomov var. birini almışım okumaya başlamışım. sonra içime oblomov kaçmış bırakmışım. unutup bir tane daha almışım. ikinciyi bitirdim ama.
    #194138 laedri | 4 yıl önce
    0roman 
  9. Lenin’in defalarca alıntı yaptığı roman. Lenin’e göre proletarya da kendi oblomovlarını yaratmıştır. Ona göre Sahip olunan mülkle uyuşmak ve ataleti yaşam biçimi haline getirmek için kişinin mülkiyetİ dahilinde olanların niceliği çok da mühim değildir.
    #194213 farabi | 4 yıl önce
    0roman 
  10. daha önceden muhtemelen hipersomniası, alt başlığında da uyku apnesi vardır muhtemelen dediğim adam gibi adamın başrolü olduğu bir roman.


    -- spoiler --


    ama oblomov'un rüyasının anlatıldığı bölümde görüyoruz ki bunlar babadan oğula nesiller. uşağı hizmetçisi ayrı, terzisi ayrı bahçıvanı ayrı hepsi öğle saatlerinde bir yerlere yıkılıp şekerleme yapıyorlar. Bir çit kırıldı mı birkaç aya tamir edilirse şanslısınız. bu düzene çiftlik sahibinin sebep olduğu açık. bir tarafım "insan efendisi kim olursa olsun bu tembellik düzeninin zıttı doğrultuda davranabilir." diyor, bir tarafımsa "tembellik zarar vermiyorsa insanlar neden çalışkan olsunlar ki?" diye iç geçiriyor. aslında bir hipersomniac olarak oblomov evi efendilerinin hayatı bana en uygun hayat olmasına rağmen böyle düşünüyorum. tabi ki henüz rüya bölümünü bitireli 2-3 gün olduğundan yanlış veya çiğ bir yorumda da bulunuyor olabilirim. affediniz.


    -- spoiler --


    Edit: karadelik gibi enerjimi emiyor lanet kitap. Yavaş kitaplar okudum ama hem yavaş hem kanser ediciliği bu kadar üst seviyede olan başka bir kitaba denk gelmemiştim.
    #242145 vadim o kadar yesildi ki | 4 yıl önce (  4 yıl önce)
    0roman 
  11. ''uzanmak ilya ilyiç için ne hastalarda ya da uykusu gelmiş insalarda olduğu gibi zaruret, ne yorgun bir kimsedeki gibi geçiçi bir ihtiyaç, ne de uyuşuk insandaki gibi bir zevkti; bu onun tabii hali idi..''
    #274801 thedirector | 3 yıl önce
    0roman 
  12. kalkmışken bir su getiriversen
    #274807 raskolnikovsu | 3 yıl önce
    0eser karakteri 
  13. Nitekim Lenin diyor ki:
    "Rusya üç devrim geçirdi, ama gene de Oblomov'lar kaldı; çünkü oblomov'lar yalnız derebeyler, köylüler, aydınlar arasında değil, işçiler, komünistler arasında da vardır. Toplantılarda, komisyonlarda nasıl çalıştığımıza bakarsanız, eski Oblomov'un içimizde olduğunu görürsünüz. Onu adam etmek için daha çok zaman yıkamak, temizlemek, sarsmak, dövmek gerekecektir."

    Oblomov İvan Gonçarov'un ilk defa 1859 yılında yayımlanan ikinci romanıdır. Oblomov'u tembellik ile örtüştürenler olsa da tamamen böyle de denilemez. Oblomov eski yaşamından şikayet etse de yeni yaşam biçimine de uyum sağlayamayan arada bir yerlerde kalmış bir karakterdir. okudukça kendi içimizdeki 'ben' i 'ben ne yapıyorum'u sorgulatan kitaptır.
    #280535 katre | 2 yıl önce
    0roman 
  14. "hayaller;
    batı'da gerçekleştirmek için,
    Doğu'da gerçeklerden kaçmak için kurulur."
    #291059 becoolnotfool | 8 ay önce
    1roman