senin için yalnız bıraktım kendimi
neşterden bozma bir tahterevalli üzerindeyim de
kimseyle oynamak istemiyorum sanki
kimse yok karşımda
buna rağmen yerde karşımdaki oturak
evet yerde. hem boş hem yerde
havada olan benim havada asılı olan
ben varsam bir ağırlığım da olmalıydı halbuki benim
yanlış mı
eksik buluyor musun hiç göremediğin yerlerini
buluyorum ben
“nasılsın” diyorlar mesela
“iyidir” diyorum “ne olsun, aynı”
sonra diyorum ki kendime
“ben istenmiyor olmakla ilgiliyim”
bi kaç bir şey var hiç unutmuyorum
bi kere karşılaştık ya hatırlıyor musun ne kadar güzeldi
eski sevgililer neden arkadaş olamasın tadındaydı gerçi ama güzeldi
sen çok güzeldin
geceydi, evine kadar yürüdük
yoruldun çok
hafif kızardı yanakların
azıcık alkollüydün
özlemiş gibiydin üstelik beni
çok konuşmadın
bi kaç bir şey anlattın ki önemsemiyordun anlattıklarını
ama gözlerin parlıyordu, anlatabiliyor olmayı sevmiş gibiydin
“nasılsın” dedin sonra birden
gerçekten “nasılsın” diyordun
“iyidir” dedim ben
“ne olsun, aynı” demedim
çok mutluydum çünkü
utanmasam ağlayacaktım
o kadar yakın mıydı senin evin çok çabuk varmadık mı
çok mu hızlı yürüdük ki ben mi hızlı yürüttüm seni
ve sen o apartmana ne zaman girdin de ne zaman söndü o ışık
sonra ben dedim ki kendime
“ben istenmiyor olmakla ilgiliyim”
utanmadım ağladım
nasılsın su. mutlu musun
büyüksün benden farkında mısın
havada olan benim havada asılı olan
artık debelenmiyorum ayna önünde iyi göründüğüm bi açı yakalayana kadar
kabullendim bile sayılır çirkinliğimi
temizlemiyorum odamı
heyecanla uyanmıyorum
“nasılsın” diyorlar mesela
“iyidir” diyorum
“ne olsun aynı”
senin için yalnız bıraktım kendimi
fedakar aşık tadında değil yada aklanmaya çalışan yahuda tadında
öyle bıraktım işte elimde olmadan
hiçbir şey talep etmeden bıraktım
hatta bir ölü nasıl aklayamazsa kendisini
öyle
bi kaç bir şey var hiç unutmuyorum dedim ya
terminalleri de unutmuyorum
sen giderken daha soğuk olurdu terminaller
ağlardın bazen, ben ağlamazdım
bir mecburiyeti çoktan kabullenmiş hatta o mecburiyete alışmış gibi susardım
güçlü biri gibi susardım ki
yemin ederim kimsenin yanında senin yanında hissettiğim kadar güçsüz hissetmezdim kendimi
(bilmiyorum güçsüz mü doğru kelime aciz mi)
bu her zaman böyleydi
en çok terminallerde böyleyi bu
kıskançlık krizi oldu sonra böyleydi bu dediğimin adı
yemin ederim olsun istemedim ben kendi kendine oldu
depresyon oldu sonra
oldu işte bir şeyler
neticede ben unutmuyorum terminalleri ki
ne zaman gitsem o terminallere (sadece gitmek zorunda olduğum zamanlarda gidiyorum)
çatlaklar görüyorum yerlerde
büyük bir hüzün görüyorum o çatlaklardan havaya karışan
neden kimse görmüyor bunu da bir ben görüyorum
bir mecburiyeti çoktan kabullenmiş hatta o mecburiyete alışmış gibi
yalnız bıraktım kendimi senin için
sıfır altı gün sıfır sekiz gece sustum önce
sonra “iyidir” dedim “ne olsun aynı”
ve bakıp aynada gittikçe çirkinleşen yüzüme
“ben” dedim “ben istenmiyor olmakla ilgiliyim”
ve su;
alıştım ben
alıştım...
hatta evrenin bütün yalnızlıklarını üstüme alındım.
Kendi yazdığı bütün şarkıları, onu “senden adam olmaz” deyip terk eden sevgilisi için yazmış, beğendiğim bir şarkıcı.
Sevgilisi şuan evliymiş. Acaba kocasının bu olaydan, bu geçmişten haberi varmıdır? düşünün, Karınız adına eski sevgilisi tarafından bir sürü şarkı yazılmış. Biliyorsan da Arayıp kardeşim yeter be diyemezsin ki. Adam şarkıcı sana mı soracak ne yapacağını.
“ sil gözünün yalnızlıklarını..” “Bin bıçak var sırtımda, biniyle de adaşsın..” “Sen hiç görmedin dans ettik kırık camlar üstünde..” “Bitiyorum her nefeste, ne halim varsa gördüm..” “Beş para eder mi varlığın, ki yokluğun beni acıtsın” “Gülüşlerim vardı benim” “tam karşıya geçerken bıraktığın o el benim” “Çok büyüdüm sayende” “Oyunun en güzel yerinde zil çalınca üzülürdük ya, öyleyim..” “ gözlerim senden sonra hep parçalı bulutlu” “Karşımdasın ama bak yoksun burada” “Toplasan iki kişi eder miyiz hala” “Kan revan içinde hep, kanamaz denen yerlerim”
Gibi, Şarkılarında güzel replikler olan ünlü kişi.