1996'da kurucu ekibinde yer aldığı akut arama kurtarma derneği'nin 18 yıl başkanlığı yapmış, bilkent üniversitesi işletme fakültesi'nden mezun olduktan sonra, 4 yıl önce kapatılan milli güvenlik akademisi'nde de eğitim almış, "ekstrem sporlar" olarak nitelendirilen dağcılık, mağaracılık, yamaç paraşütü ve aletli dalış konularında dünya çapında ünlü bir profesyonel olan, everest'e tırmanmış ilk türk dağcı.
akut'un ortalarda görünmemesiyle ilgili, gazeteci olduğuna inanmadığım nagehan alçı'nın bir röportajı yayınlanmış. mahruki ise, bu asılsız ve kara propaganda olduğu her yerinden akan saçmalığa cevap vermiş. burada da paylaşayım, ki "bi' akut vardı yaae? n'oldu acaba?" diye düşünenleriniz varsa, cevap bulsunlar.
arama kurtarma konusunda ülkenin ilk sivil toplum kuruluşu olan akut'un görünmez olmaya, mamalanmak için ayakta kalmaya çalışan şu anki organizasyonu ile ilgili mahruki'nin anlattıkları önemli çünkü kurucularından olduğu akut'u kendi isteğiyle bıraktığını düşünmeyen birçok insan vardı. yok "siyasi olarak sivriydi", yok "mahruki akut'u şahsına aitmiş gibi kullanıyordu" gibi saçmalıkların dillendirilmesi de bu açıklamayla birlikte son bulur umarım. "enkazdan canlı kurtarma" diye bi' şeyin varlığını 1999 gölcük depremi ve akut'la öğrendim ben. bunun berbat birkaç karalama çalışmasıyla bile isteye yok edilmesne sessiz kalamam.
attığı bir tweet ile önce gözaltı na alınmış, ardından tutuklanmış; 15 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış büyük insan.
yazdığı tweet hemen hemen her yerde söyleyebileceğiniz, geleceğe dair şüphelerinizi aktarırken kullanacağınız bir dilde yazıldığı için bu durum hepinizi kapsıyor aslında. yarın seçim olduğunda "abi ben ysk'ya da, bu seçim sistemine de, oy sayma işlemlerine de güvenmiyorum. bundan daha önce de yaptı abuk subuk işler bunlar, şimdi de yapacaklar" dediğiniz gibi doğrudan cumhurbaşkanına hakaret ettiğinizi öne sürecek savcılar var bu ülkede. bu yüzden dilruba kayserilioğlu'nun da başına gelen saçma sapan tutuklu yargılanma hukuksuzluğunu eleştirmek için önce bu nedenle adil yargılanma hakkı elinden alınmış insanların arkasında durmak lazım.
mahruki içeri girdi, çıktı ve hakkında tek bir şey yazılmamış burada. kulzos çöl değil, tepkisiz, entel bir oluşumdan ötesi olmalıydı. hayaller ve hayatlar, he mi? sıçayım öyle hayata ben.
Başka başka insanlar depremde onlarca kişinin hayatını kaybetmesine sebep olurken, Nasuh Mahruki kurduğu akut ekibiyle birlikte yüzlerce belki binlerce insanın hayatını kurtarmıştır. Bu ülkenin halk kahramanıdır. Böyle bir konuma getirilmiş olması adalet sistemi içerisinde yaşıyoruz diye düşünen her vatandaş için utanç vericidir. Aylarca haberlerden düşmeyen Dilan Polat kadar gündemimizde ilgi görememiştir malesef. 12 Kasım da attığı twet yüzünden, 2 gün sonra göz altına alınmıştır. Türkiye adelet sisteminin bu kadar hızlı olduğu nadir görülür. Bazen görülmez bile. Adam öldürmekten, gasptan, tecavüzden, çocuk istismarıdan ceza almayıp, twet atmaktan ceza yiyebilirsiniz. Hatta bilirsiniz ki çoğu zaman "moda olan" suçlarımız vardır. Gündem neyi gerektiriyorsa o suçlar üzerinden ceza verilir. Malesef gündem insanları yıldırıp, korkutmayı gerektiriyor. Birileri gözaltına alınacak ki insanlar çok konuşmasın. Birilerinin canı yanacak ki, sessiz sessiz duran diğer insanların, ağzının tadı bozulmasın, daha da sessiz olsunlar. Sessizlikte huzur vardır ama unutmayın o huzur sizin için değildir.