çay tüm içecekler arasında apayrı bir yere sahiptir ülkemizde. sabah, öğle, akşam, gece su gibi içilir. çay bardağı denen sırf çaya özel bardak vardır, hatta onun da çeşitleri * vardır. bazıları o bardakta olmazsa çay, içemez. * sabah çayını içmeden ayılamayız. Amerika gibi sabah kahveci değilizdir, kahvaltı sofralarının olmazsa olmazıdır. öyle bir fincan veya bir bardak kesmez.
beş çayı gibi günün belli bir saatiyle de sınırlamayız. gün boyu ofislerde gelir gider. gelene misafire, çay içer misin diye sorulur. yemeklerin üstüne de bol bol içilir. restoranlarda kafelerde sorarlar hesabı getirmeden. çay ya da kahve içer misiniz? evlerde de akşam yemekten sonra demlenir içilir.
içilen her çay keyif çayıdır bizde aslında. her derde devadır. ayrıca 2020’den beri, işsizliğe, kredi borçlarına, açlığa, enflasyona iyi gelir.
en fakir insan da bile olandır. muhtemelen tabi. hiç paran olmasa "x" bir çay ocağına gitsen ocakçı bile ısmarlar sana, bu sebeple dedim böyle.
ama sen gel bunu o fakire/garibana anlat, adam hayat gailesi içerisinde o keyfi ne kadar alacak, ne kadar tasasız, gamsız, kedersiz bir bardak çay içip "ohhhh beeee" diyecek.
zengine hava hoş, tabi dersin al sana çay keyfi amk!
turgut uyar'dan gelsin;
"... işte insanlar bu minval üzre, allahım!..
kıt kanaat sere serpe yollar boyunca...
sen, bizim için hâlâ o ezeli sırsın.
sen de bizi bilmiş olsan başkalaşırsın...
herkesin kederi gailesi boyunca.
işte insanlar bu minval üzre, allahım!.."
keyif olsun diye içilen çay. ne var ki çay keyif unsuru olmaktan çıkmış durumda bu memlekette, hangi iş yerine gitsen hele bir otur çay iç diye çay gelir önüne. misafirlik keza aynı şekilde. içmesen olmaz çünkü yurdum insanı bu konuda çok alıngan. keyif çayı kişinin kendi keyfine, canı istediğinde, sindire sindire içtiği çaydır. zorla önüne konan, yanık, karbonatlı, abdest suyuna dönmüş çaylar ise can sıkıcı bir angarya.
yeşil çayın karanfille uyumu denenebilir. hem rahatlatır hem sindirime yardımcıdır. açken içilen yeşil çay keyiften çok acıya dönüşebilir, çekici olmayan tuvalet maceraları sizi bekleyecektir.
Troliçelere göre, Osmanlı padişahları tarafından felaketzedelere "devletimiz güçlüdür, biz ilgileneceğiz siz şunu için rahatlayın" diye dağıtılan içecek (tabii yersen). Ben demiyorum, sonradan nedense hesabını gizleyen bir troll diyor: twitter.com/...
Ayrıca @jean baptiste de la rose et la croix kardeşimiz daha iyi bilir ya Tibetli rahip menkıbesini, onu da Hz. Adem'e uyarlamış. İki ayrı şehir efsanesi yani... (Linkte yer alan Osmanlı'da çayın çok az bulunması ve asıl ülkemizde yetiştirilmesinin cumhuriyet döneminde başlaması kısmını geçiyorum, oradan da okunabilir)