Bu "isviçre" annemin gıcık olduğu muhtelif komşularına benziyor.
baba ruh hastasının tekidir, evde 3 çocuk vardır biri canavar gibidir ama, diğer ikisi bir çocuk etmez. anne de birçok kadın gibi bazen kadın ayrımcılığına maruz kalır ama öyle bir konuşur ve davranır ki, dünyanın en demokratik, hassas, sportmen adamıyla evlidir. tüm çocukları yüksek zekalıdır, muhteşem bir aile hayatları vardır, demokrasinin kitabı sadece yazılmamış 20. baskısını yapmaktadır v.s...
dışarıdan hep böyle algılanır, böyle bilinir. bazen en yakınlar bilir ama kulaktan kulağa "muhteşem aile" lafları dolanır dolanır, artık onları herkes öyle sanır. (bkz isviçre/#276971 )
ilk önce neden böyle bir konuyla başladım, çünkü bu "verdingkinder" meselesi tam bir rezillik.
1850'lerde başlayan bu uygulama bakınız ki 1980'lere kadar sürmüştür. 1980 diyorum bakınız tekrar. çok yakın bir tarih.
bu kelimeyi "köle çocuklar" diye çevirebiliriz. kiralamak anlamına gelen verdinger, kinder çocuk zaten, birleşmesinden türemiş.
güya sözleşmeli çocuk. parayı çocuk kazanmadığı için nasıl bir sözleşme anlaşılması imkansız. Çiftçiler için ucuz iş gücü sağlayabilmek adına, devlet tarafından açık arttırmada satılan ya da kiralanan, yetim, gayrimeşru doğmuş, alkolik evebeynlere sahip, fakir çocukların çalıştırılması. devlet tarafından açık arttırmada çocuk satılıp, kiralanıyordu yani.
isviçre'deki birçok insanın konuşmaktan ciddi anlamda imtina ettiği bir hadise. susunca geçmiyor yalnız bebişim. dört, dön de götünü ört isviçre! (bkz: tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış)