fransız rivierasında bir kent. nice, cannes, st. tropez aynı sahilde bir dizi. bunlar çok şöhretli yerler. hiç de bir numaraları yok. buraların şöhreti turizm olayının başlangıcına kadar gidiyor. her daim yağmurlu ve kasvetli ingiltere'nin insanlarının sıcak denizlere, güneşli sahillere, kırlara ulaşabildiği en yakın yer bu bölge. daha 19. yüzyılda moda oluyor. sezonluk yazlıklar filan kiralanıyor. böylece bir maya oluşuyor. seyahat imkanlarının çok çok arttığı günümüz dünyasında bile halen bu eski şöhretin ekmeği yeniyor.
sultan süleyman zamanında, osmanlı-fransa ittifakı, italya savaşı çerçevesinde, 1. françois süleyman'dan yardım istemiş, aman dileyenden yardım esirgemeyen osmanlı da, barbaros hayreddin paşa önderliğindeki donanmasını marsilya'ya göndermiştir. birleşen iki donanma, nice üzerine yürümüştür. aha tam da burada catherine segurane ablamız devreye giriyor. kendisi kale surlarının tepesine tırmanmış ve kusursuz fiziği ile poposunu üryan açıp ortalık yere sallayarak bağırmıştır. bunu gören osmanlı askerleri afallarken, nice askerleri de galeyana gelerek askerleri püskürtmüşlerdir. barbaros'un huyudur, işgal ettiği memleketi yağmalatır, kaleye dokunmadan yağmalar ve dönerler. daha sonraları nice kalesi de françois himayesine kalır.
yunanlılar şehri ilk kurduklarında, adını yunan zafer tanrıçasından esinlenerek “Nikaia” koymuşlar. ancak daha sonra İtalyanlar şehri ele geçirdiklerinde adını güzel anlamına gelen “nizza” olarak değiştirmişler. 1860’da Fransızların kontrolüne geçtiğinde “nice” olmuş ama Fransızlar, yine de İtalyanların verdikleri ismin anlamını korumayı istedikleri için şehir için "Nice la Belle", yani “nice the beautiful”, yani “güzel nice” sloganını benimsemişler.