haftanın 6 günü, günde 10 saat giymek durumunda kalınca ayakkabının oluşturacağı hasarları önlemek amacıyla alınabilecek küçük önlemleri de zamanla keşfediyor insan. tabii hepsini tam takım halinde aynı anda kullanınca savaş zırhını giymiş, teçhizatını hazırlamış asker gibi hissediyorsunuz kendinizi.
* özellikle topuk boyu yüksek, ayağa baskı yapan bir ayakkabınız varsa korunmasız bir şekilde giyerseniz hallux valgus'a davetiye çıkarmış olursunuz. bunun için alınabilecek en basit önlem, ayakkabının tamamını kaplayacak silikon tabanlardır. bu şekilde ayaktaki kıvrımlı kısımda oluşan baskı azalacaktır.
tabanın yanı sıra ayak baş parmağına giyilen silikon makaralar da bu deformasyonu en aza indirecek gereçlerden biri.
* stiletto tarzı sivri uçlu ayakkabılarınız nedeniyle parmaklarınızda oluşabilecek nasırlar için de nasır bantları kullanabilirsiniz.
* bilek kısmını aşındıran, sürekli vuran ayakkabılar için de şeritler halinde olan jel desteklerinden yararlanabilirsiniz.
gratis gibi kişisel bakım ürünlerinin satıldığı mağazalarda hepsi ve daha fazlası uygun fiyatlarla mevcut. tabii yine de her şeyden önce kişi ayak yapısına uygun ayakkabıyı tercih etmeli, sağlık güzellikten önce gelmeli.
işyerinde, odanda, masanda oturuyorsundur. topuğun koridorun sert zeminine her vuruşunda biraz daha yaklaşır ses ve sesle birlikte gelen kadın. topuğun her vuruşunda sana bir adım daha yaklaştığını bilirsin ve biraz daha heyecanlanırsın, biraz daha gerilirsin. yaklaştıkça masanda oturduğun koltuğundan toplanmaya çalışırsın, pozisyon almaya başlarsın, duruşun dikleşir, bakışın seksileşir ya da sen öyle zannedersin. en fazla bir oda daha kalmıştır kapına, 9-10 topuk sesi daha en fazla. sesler artık beyninde yankılanmaya, kalbin biraz daha hızlı atmaya başlar, kalp atışınla topuk sesi senkronize olur, o derece sana geliyordur kadın. krem rengi ya da yeşilimsi bir gri renkte pamuklu diz hizasında bir etek. daha doğrusu ileri adım atarken dizin biraz üstünde, adım geride kalırken biraz diz altına iner etek. kendi teninden ayrı olduğunu dokunmadan anlayamayacağın ten rengi parizyen çorap, beyaz, parlak beyaz saten bir gömlek, gömleğin son iki düğmesi iliklenmemiş, açık kalmış ama üstten açık kalan ikinci düğme kendi kendini kapatıp açmaya meylediyor her adımda. az bir aralıkta göğüslerin oluşturduğu vadiciğin ucu görünüyor, bir görünüyor bir görünmüyor aslında, her topuk sesinde değişiyor gördüğün nokta. uzun boynu ve başının üzerine toplanmış saçlarının ahengi de müthiş. bakışları hep karşıya, karşıdan geleni sadece karşıdan geçerken görüyor, yanına yaklaşıp yanından geçerken gözlerini çevirmiyor, göz ucuyla bile dönüp bakmıyor. o kadar umursamaz çevreye karşı. sana geliyor çünkü, her şeyiyle sana kilitlenmiş, topuk seslerinin bu tokluğu ve kararlı düzeni de bu yüzden. ve topuk sesinin şiddetinin tavan yaptığı o anda ses kesiliyor birden. kapıyı vuracak mı acaba? ya da direkt evinde yaptığı gibi samimi ama bu sefer aç ve sabırsız birden kapıyı vurmadan dalacak mı içeriye? ..
özellikle dolgu topuk çok rahat bir tür, ayağı yormuyor. yük dengeli dağıldığı için uzun süre ayakta kalsanız da topuksuz ayakkabı hissi alıyorsunuz. ince topuklar sadece özel günlerde veya kısa süreli kullanımlarda tercih edilmeli, çünküm sürekli giyilirse hallux vagus kaçınılmaz. hallux vagus olmasa bile bolca ağrı sızı çekiyor insan uzun süre ayakta ince topukla kalınca..
amma velakin lütfen ofiste giydiğiniz topuklu ayakkabıyla savaşa gider gibi, yerlere gareziniz varmış da yeri döverek cezalandırıyormuşsunuz gibi yürümeyin. bu da kafa, kaldırmıyor bam bam bam..
kullanan uygun kilo ve bünyede kadınlarda çekici, estetik hatta çoğu zaman seksi durduğunu düşünüyorum.
ancak kilosu, bacak, ayak bileği kalınlığı uygun olmadığı halde kullanmakta ısrar eden, kendine eziyet çektiren insanları da anlamakta zorlanıyorum.
Topuk boyu dozunda tutulduğunda bence şık duran ayakkabı. Yani boy uzatmak için kullanıldığında fazla uzun topuklu biraz itici duruyor sanki.
Bir de ince topukluyla yürüyebilen kadınlara hayranım. Düzgün yürüyebilen biri ince topuklu, güzel bir ayakkabı giydiğinde çok güzel duruyor bence. He ben yürüyemiyorum. Ayaklarım çok acıyor, yara oluyor valla. O yüzden hep spor ayakkabı ya da babet dışında başka düz ayakkabılar giyerim. Topuklu olarak sadece kışlık kalın topuklu botlar oluyor ya aşırı uzun olmayan. Bir onlarla normal yürüyebiliyorum. Onlar rahat ve hep kullanıyorum. Yürümekte zorlanan varsa kesinlikle tavsiye ederim. Çok rahat edersiniz o modellerle. Bir de yazın rahat olmak koşuluyla dolgu topuklu ayakkabı giyebiliyorum. O da sadece özel günlerde :) Yani yürüyebilen kadınlar ince topuklu ayakkabı giymeli bence. Çok güzel duruyor. Yalnız bazı sağlık sorunları yaratabiliyormuş. Onlara da dikkat etmek lazım.
kalın bilekli hanımların da giydiği ve onlara çok yakışan ayakkabı çeşidi. Nasıl ki erkekler top sakalı kendisine yakışıp yakışmadığı için değil de istediği için bırakıyorsa, hanımların da kimseye aldırmadan topuklu ayakkabının istediği çeşidi giyme hakkı vardır.
bu topuklu ayakkabı denen şeyin şık veya güzel olduğuna hangi zamanda kimler tarafından karar verildi bilmiyorum. estetik algısı çağa, zamana bağlı olarak değişen bir şeydir. şimdi güzel gelen şey bir gün gelecek alay mevzuu olacak. topuklu ayakkabı ile yürünmez, rahat değildir. ay çok rahat valla diyen yalancıdır. hele koşmak tamamen imkansızdır. bu topuklu ayakkabı denen zıkkımın burnu dardır. ayak parmaklarını düğüm eder ve de batık tırnak sebebidir. bunu iş edinmiş profesyonelleri* bir yana bırakırsak, postürü düzeltmez bozar. çünkü yere bastığı alan sınırlı ve ufaktır, denge bozar. o topukların üzerinde dengede durabilmek için çoğu kadın vücudunu eğip bükerek ağırlık merkezini ayarlamaya çalışır ve tuhaf görünür. parmak ucunda yürünmezse sert zeminde topuklar takır tukur ses çıkarır ve gürültü rahatsız eder. tamamen faydasız, insan evladına eziyet etmekten başka bir fonksiyonu olmayan bu şeylerin tarihin derinliklerine karışıp müze vitrinlerine yerleşeceği günleri görürüm inşallah.
dişilerin vazgeçilmezidir çünkü çoğu kadından daha dişidir. sesi çoğu kadının sesinden de dikkat çekicidir. kadınlar da böyle düşünüyor olmalı ki topukluyla yürüyen çoğu kadında podyumda yürüyen bir victoria's secret meleği edası sezebilirsiniz.
1 adet 3 cm olanına sahip olduğum sadece özel günlerde giymeyi tercih ettiğim ayakkabı çeşididir. sağlıksızdır. her zaman rahatlıktan yanayım. spor ayakkabıların her kıyafete uyan çeşidi mevcutken bunları giyip acı çekmek, parmaklarını presletmek akıl mantık işi değildir kendi adıma. giyip yürümeyi becerenler kendi yakıştıranlar giysin tabi. ama bütün gün topuklularla gezip akşam ayaklarınızın ağrısından uyuyamıyorsanız, yapmayın lütfen.
tak tak tak sesi yüzünden nefret ettiğim ayakkabı çeşidi.
çalıştığım iş yerinde departman olarak alt katta takılıyoruz. geri kalan kısım da malum üst tarafta. topuklu giyen çalışanlar sabah tak tak diye ofise girdiğinde alt taraf olarak topluca sövmeye başlıyoruz. yani o sesi hiç çekici değil, ayrıca bileklere de zararlı bir şey.
Çoğunlukla sahnelerde, oyunlarda, müzik enstrümanı olarak kullanılmasında keyif aldığım ayakkabıdır. topuklu ayakkabıyla ritm tutturarak ayaklar eşliğinde ortaya çıkardıkları eylem güzel. odamın parkesinde ses çıkardığımda özellikle dans eder gibi ayaklarımı ritmin akışına bırakıyorum. sinirleri gevşetiyor.
bunun dışında özellikle kütüphanede, sessiz olması gereken ortamlarda, sınavlarda gözetmenlerin giymesi gibi gıcık ve öfke kusturan, ayakkabıya karşı bir fobi oluşturacak durumlar da oluyor. yerinde giyildiğinde gayet zevkli ve keyifli olabiliyor.
başlangıçta kadınlar tarafından değil erkekler tarafından askeri anlamda kullanılmışlardır. 9. yüzyılın pers ordusunda, atlı binicilerin hızlı saldırılar ve okçuluk sırasında ayağını üzengi içinde daha iyi tutuyorlardı. 16. yüzyılda sık sık osmanlı imparatorluğunun savaş ilanlarıyla başa çıkmaya çalışan iran kendisine batı avrupa ülkelerinde müttefik arıyordu. hristiyan avrupa krallıkları acem büyükelçiler tarafında sık sık ziyaret edildi ve elçiler bu ziyaretleri at üzerinde süslü topuklu ayakkabılar ile yapıyorlardı. avrupalı aristokratlar iranlı elçilerin ayakkabılarından hoşlandılar ve bu ayakkabılar düşük sınıflara karşı üst sınıfları ayıran soyluluğun bir parçası oldu. topuklu ayakkabıların ''trendi'' fransa kralı 14. louis zamanında iyice arttı.
14. louis, başarılı ve etkili bir politikacı olmasına rağmen kısa boyunu kompleks yapan bir insandı ve boyunu yükselten topuklu ayakkabıları oldukça sevdi. daha sonra bu ''trendi'' takip eden soylu kadınlar da topuklu ayakkabı kullanmaya başladı. 17. yüzyılda, topuklu ayakkabı hem kadınlar hem erkekler tarafından kullanılıyor hem de yavaştan burjuva sınıfına doğru yayılıyordu. topuklu ayakkabının kullanımı ne kadar arttıkça diğer sınıflarla aynı görünmek istemeyen (ve zenginler arasında da zenginliğini belirtmek isteyenler) soylu sınıfı topuğun uzunluğuna önem vermeye başladı. topuk ne kadar yüksek olursa, sahibi de o kadar zengin oluyordu.
daha sonra, erkeğin benliğini gösterme duygusu ön plana çıktı. önce, erkeğin giydiği ayakkabının tasarımı kadınlardan daha farklı hal almaya başladı. erkeklerde kalın ve masif haline gelirken kadınlarda aksine ince ve zarif bir hal almaya başladı. 18. yüzyılın ortalarından itibaren ise topuklu ayakkabı yavaş yavaş erkekler tarafından giyilmeyi bırakılarak sadece kadın giysisi olmaya başladı. süvariler bir süre daha giymeye devam etse de 19. yüzyıldan itibaren hemen hemen erkekler tarafından bırakıldı.
son iki yüzyıldır şık ve feminen bir kadın giysisi olarak evrildi.
silahtır silah. doğru tercih edilmişi ve yakıştırılmışı, giyen kadını ortamda hem hemcinsleri hem de karşı cinsleri için ilgi odağı haline getirir. estetiktir, zariftir. giymek her babayiğidin harcı değildir. kadını vezir de rezil de edebilir. giymenin başlıca kuralları vardır. örneğin; - açık burunlu içine çorap giyilmez. - kalın bilekliyseniz pek şık durmaz. - parmak boyları nizami değilse burnu açık giyilmemelidir. - parmakları ayakkabının burnundan fırlayıp çıkıyorsa önü açık giyilmemelidir. - topukları çatlak patlaksa topuğu açık model giyilmemelidir. - kilolu kadınlarda tayt altına giyilmemelidir. kadınların büyük çoğunluğu için bir tutku olması sebebiyle üreticilerinde model ve renk sınırı yoktur. üzerine dev bir sektör kurulmuştur.