kot pantolon amerika'nın taş madenlerinde işçilerin pantolonları yaptıkları işe daha dayanıklı olsun ve kolayca yırtılmasın diye ortaya çıkan son derece rahatsız bir kıyafettir. zorunlu olmadıkça giyilmesi kanımca amelelikten başka bir şey değildir
1873 yılında maden işçileri için yapılan pantolon, alman göçmeni Levi Strauss ve terzi Jacop davis ile blue jean denen hale getiriliyor. 1950'lerde James Dean gibi idollerin giymesiyle zirveye çıkıyor. Türkiye'ye ise Muhteşem Kot ismiyle tanınan yugoslav göçmeni bir terzi tarafından getiriliyor ve kot adı buradan çıkıyor. www.marketingturkiye.com.tr/...
Giydiğinizde kışsa kıçınız donar, yağmurda ıslanır saatlerce kurumaz, yazın yapışır rahatsız eder. Neden giydiğimi çözemediğim, ama devamlı giydiğim giysi çeşidi.
bunun da antika olanına talep olmaya başlamış. antika dediysek, hakikaten antika ama.
19. yüzyılda gümüş madenlerindeki işçiler, giydikleri kot pantolonları madenin içinde çıkarıp bırakıyorlarmış. şimdilerde o madenden çıkarılan kotlar çok yüksek fiyatlardan, binlerce dolardan alıcı buluyormuş. örneğin, 1873 yapımı bir levi's 100.000 dolara alıcı bulmuş .
son örnekleri oran orantıdan nasibini alamamış, iyice tipi kaymış, fekat özünde epey süper bir kıyafet.
beni artık tanıyorsunuz az biraz, moda estetik algım günümüz dünyasıyla pek örtüşmüyor. dümdüz tipime dümdüz kıyafetler arıyorum. yırtık pırtık olmasın, üstümden dökülmesin, kalçası beli otursun, çok düşük olmasın imanıma kadar da yükselmesin beklentilerim var bir kot pantolondan. ama namümkün anacım.
allahım deli olucam, nefret ediyorum kot pantolonlarla dövüşmekten. 26 bedenin kalçası bacakları tam oturuyor; ama bu pantolonun belini kime göre dikiyorlar vallahi anlamıyorum. bütün pantolonlarıma pens attırıyorum varabilecekleri son noktaya kadar, terziler çaresiz, terziler bezdi benden, yok, hala düşüyor. beden tablolarına bakıyorum, iddiaları 26 beden için bel çevresinin 59 ila 64 cm arasında değiştiği yönünde, uygulamaya gelince nedense geniş dikiyorlar. ölçtüm bir tanesini, 69 cm dikmişler. gıcık mısınız nesiniz.
sadece pantolon da değil, her şey bol dikiliyor artık. üste oturan bir bluz, hırka bulmak imkansız. s beden etiketi bastıkları eşofmanı deniyorum, sanırsınız çuvala girdim. her şey geniş kesim, her şey dökülüyor üstümden. elbiselerde belden oturma diye bir şey yok, dümdüz iniyor tepeden.
zaten şu alışveriş işlerinden nefret ederdim, bir de hiçbir şekilde tahammül edemediğim dombili modasına denk geldim sanırım, iyice tahammül edilmez bir hal aldı giyim kuşam. düz beyaz dar bir bluz en büyük hayalim artık.
dizi, bacağı yırtık olanının dikkatli giyilmesi gereken pantolon çeşididir. yırtıkları daha doğrusu, tam yırtılmamış hafif süsüne azıcık parçalı bırakılmış olanları, giyerken hassasiyet ister. uykulu ya da aceleyle giyinirken özellikle diz bölgesine gelenlerden birine ayağınızı sokmanızla cart sesini duyarsınız. pek de kolay gidiverir. hani işçiler içindi bu. (bkz: kot pantolon/#222484) eskiticem diye taşlaya taşlaya anne toz bezine çevirmişler pantolonu. yırtığı da, düzgünü de, bol olanı da, dar olanı da aynı para, bir de artık çok para ayrıca..
yırtık kot pantolon aynı zamanda 70 yaş üzeri amcaları ve teyzeleri pek coşturur. espriler şakalar havada uçuşur; "paran yetmedi mi kızım tam olanı almaya" ya da "yafrum pantolonun çok eskimiş ben sana alayım mı bir tane" şeklinde neşeli dakikalar garanti.
aslında bir malzemeyi alıp onu eskitmeye çalışmak cidden nasıl bir kafadır, nasıl sevdik biz bunu, düşününce tuhaf aslında. güzel ama ya.