Dogan icin dogum gunu, doguran icin dogurma gunudur. Dogum gununu cogu kisi kutlar ama asil kutlanmasi gereken o aciyi ceken vefakar annelerimizin dogurma gunudur
eskiden onem verdigim ama artik cok onemli olmayan bir gun kendisi. etrafimdaki kisilerin dogum gunlerini mumkun oldugu kadar dikkat etmeye calissam da, mutlu olma aninin sen dogdun diye var olmayacagini anlayacak kadar buyudum.
hayatin bir gunu degil her bir gunu guzel ve ozel olsun.
yaş aldıkça gözden düşen yaşlandıkça korkulan... doğum günleri insana canlı bir varlık olduğunu, bir gün yaşamının sonlanacağını, bu nedenle de hedeflerini, eylemlerini hatırlatır.
Kutlamadığım ve neden kutlandığını anlamadığım, kişinin bu dünyaya geldiği günün üzerinden kaç yaşına bastıysa o kadar yıl geçtiğini gösteren gün. En önemli olanıysa kişinin on sekizine bastığı doğum günü çünkü reşit olup istediğimi yapabileceğim diye düşünen kişilere hayatın öyle olmadığını gösteriyor.
bir hanım arkadaşımla verklaerte nacht, op. 4 (schoenberg) üzerine konuşurken, bestenin konusuyla ilgili olarak konu aldatma mevzusuna gelmişti. "senin eşinin başkasından çocuğu olsa nasıl karşılarsın?" demiştim. o da "doğum günümü unutmadığı sürece çok tepki vermem" demişti.
genelde yaş küçükken insanın en yakınları çevresindeyken hep mutluluk kaynağı olan ama yaş ilerledikçe yavaş yavaş bizleri yalnız bırakan en yakınlarımızın hissedilen yokluğu, bazı insanlar için böyle günleri anlamsızlaştırır.
çok uzun zamandır keşke doğum günümü hiç bilmeseydim diye düşünürüm. kesin daha iyi olurdum. kutlamam, kutlamayı sevmem, başkasının doğrum gününü kutlamayı da sevmem.
fakat bu her zaman böyle kalacak değildir. bazen hayat size öyle şeyler yaşatır ki, artık "iyi ki doğdun" diyemeyebilirsiniz. yine de böyle anlarda en azından "mutlu yıllar" diyebilmek gerekir.
bülent ersoy'un "doğum günün bana geldiğin gündü" diye şarkısı vardı ama...
linkini buraya koyup bu kadar insana toplu bir mental işkenceyi yapmaya elim gitmedi.
(bkz: happy birthday to you)
Bir keresinde arkadaş ortamında bu konu açılmıştı. Doğum günün ne zaman sorusu bana soruldu. Söyledim ama anlaşılmadı. Ben de o günün anlamını ve önemini daha önemli bir olayla bağdaştırıp öyle söyledim. * güzel gülmüştük. * ben doğmuşum ne olmuş yani .
ingilizce birthday'in türkçe'ye çevrilmesiyle dilimize girmiş terim. biz eskiden yaş günü derdik. ve doğrusu da yaş günüdür. neden? çünkü yaş alırız. yaş günü tabirini kullanan çok az insan kaldı artık sanırım.
kendiminki olsun, başkalarınınki olsun, kutlamayı sevdiğim gün. pasta, alkol, arkadaşlar. bu üçlüyü seviyorum. yılın her günü kutlamaya hazırım. * yine de genelde doğum günlerini hatırlamam, kendiminkini bile unuttuğum olur, hatta yıl dönümlerini de unuturum. tarihlerle aram baya kötü, hafızam sadece olaylar üzerinden işliyor. hatırlanması gibi bir beklentim de yok, zaten insanların türlü işi gücü var. o yüzden ben hatırlatıyorum. * bana da hatırlatılıyor, açık iletişim, temiz.
bir de şu saçmalık başladı. senin doğum gününü 1 kere bile sormayan kişi, kendi doğum gününde “ bugün benim doğum günüm, ‘kutlayın ulan!’ ” şeklinde paylaşım yapıyor. sahte yaşamların son hâli.
Yaş ilerledikçe artık kutlamaların gereksiz olduğunu düşünmekteyim. Bu sene face'ten doğum günümü kaldırınca zaten ailem ve bir yakın arkadaşım haricinde kimse kutlamadı. Ee nereden bilecekler ki, ben de onlarınkini bilmiyorum. Kafa rahat bir doğum günüydü kısacası.
günün adamı olmayı sevmediğimden, bütün gözlerin bütün gece üzerimde olmasını istemediğimden yıllarca kutlamadığım, hatta biraz da sürprizlere fırsat vermeyip kaçtığım gün. bir zaman sonra en yakınlar falan da unuttuğundan, kaybolup gitti doğum günüm. sanırım gereksiz samimiyet falan düşüncelerini bir kenara koyup, bazen insanlara izin vermek gerek ki kendimizi değerli hissettirsinler.