garipler her çağda azdılar. çağlarındaki haksızlığı, zulmü, kabalığı anladılar. hıyarları tanıdılar, onlara tahammül ettiler, anladılar. garipler, tuhaf insanları olarak kaldı, çağlarının. sınıflandırılamadılar. saraydan da gelebiliyorlardı, sokaktan da. bu dünyanın yabancılarıydılar; dikiş tutturamayanları. elbette tutunamadılar. her tutunamayan garip değildir ama, her garip, tutunamayandır. zekâları, yetenekleri yetmediği için değil yaşam mantıkları bu dünyanın yaşam mantığına uymadığı için ?dışarıda? kaldılar. ?marjinal? değillerdi. marjinallik ?entelektüel? vıdı vıdıcıların kendilerine yakıştırdığı rütbeydi; entelektüel ise daha baştan garipliği yitirendir.
garip, harbî insandır, olduğu gibi olandır. daha başka nasıl olunduğunu bilmeyen. kendiliğindeni öylece. yalnızlığı belki ondandır. yapayalnızdır. çevresindeki insanlarla, birlikte. içine kapanık, uyumsuz, suratsız biri gibi gelmez garip bana. insanlar arasında dolaşır. işi gücü de vardır. kravat bile takabilir. kendini belli etmeyenlerdendir. sıradan, basmakalıp görünür. (isteyerek değil, görüntüsü makyaj değildir.) bildiğini zorlanmadıkça söylemez. iki de bir kendini ileri sürmez.
kendisiyle karşılaştığı için, kendisiyle diyaloğu, iletişimi, muhabbeti, hesaplaşması olduğu için hıyar insanın tam zıttıdır. hıyarlar çoğaldıkça garipler azalır. az oluşları elbette, hıyar nüfusunun artışı değildir, yalnızca. garip, hıyarı, hıyar gibi göremez. olgunlaşmamış, ham, sevilesi bir varlıktır hıyar. garibin hıyarlarla bir zoru, bir derdi, bir alışverişi yoktur. dünya bir gurbettir. içinde gurbeti taşır garip. hep yabanda, hep uzakta, hep bir başına, hep yapayalnızdır. insanları kırmamak için, istemediği görüntülere bürünebilir zaman zaman. ticaretle uğraşabilir. sporcu olabilir. memurluk yapabilir. hep iğreti durur, girdiği işlerde. kendi gibi olanlara rastlarsa, yalnızlığını paylaşmak isteyebilir. büyük beklentileri, hırsları, tutkuları olmadığı için, hayal kırıklıkları yaşamaz. kendini terkeden, sözünde durmayıp onu aldatan dostlarının ardından ilenmez. kızmanın anlamsızlığını bilir. ?bütün insanlar nankör?, ?herkes hıyar?, ?türkiye batıyor? demez. iyimserdir. umudu, iyimserliği ahlakıdır onun. evrenin, tüm çirkinlikleri, çelişkileri, haksızlıkları, sömürüleri, içine alıp, yeni soluklarla yeni canlar ortaya koyacak mucizeler taşıdığına inanır. insana güvenir. güveni, çaresizliğinin son durağıdır. evrendeki varoluş hırsının yarattığı hasarı bilir. bilinçlidir. bilinçsiz garip olamaz.
garip, elbette garip edebiyatı yapmaz. açık oturumlarda, konferanslarda, televizyonlarda ?garip? üzerine konuşup, geçimini sağlamaz. garip, garip olduğunu, ?kendiliğinden? bilir. benim gibi entelektüel bozuntularının anlattığı gibi anlatmaz kendini. çok satan kitapları imzalayan, ünlü insanlardan değildir.
bu düzenin elinden nasıl kurtulmuştur? kurtulmamaya çalışarak! düzenle, ?garip?, bir uyuma girmiş görüntükleri için, düzen onları fark edememiştir. nara atıp, kavga etmedikleri; kendilerini, inançlarını, bilgilerini abartmadıkları; sevgilerin sıcaklığını duyup, hesabî yanlarını görmezden geldikleri; herkesi kendi farklılıkları içinde ?öyle? kabul ettikleri; içlerindeki sonsuzluğu keşfedebildikleri; sıradanlığı, basitliği, sığlığı, abartılmış bilgiçlikleri, kabalığı fark ederek, içlerindeki sonsuzluğu, dışlarındaki sonsuzlukla birleştirebildikleri; günlük tartışmaların, moda olmuş geçici görüşlerin, paranın (yoksuldur garip!) ünün, her türlü darlaştırıcı bağımlılığın uzağında kaldıkları için gariptirler. kendilerinden bakabilirler. kendi pencerelerinden. kendi varoluş zeminlerinden. kavramlara bulanmış, yaşamda onlarla birlikte yaşamayan bilgileri, bilim adına, felsefe adına, teknoloji adına yapılan nice ukalalıkları ince bir gülümsemeyle önemsemezler.
garipler ne bankalarda yönetici ne yüksek düzeyde devlet memuru ne herhangi bir üniversitede akademisyen olabilirler. olmak istemezler. elbette hiçbir gazetede köşe yazarı olmak akıllarından geçmemiştir.
hiç garip gördünüz mü? tarihte ve zamanımızda. varlar. belki bazılarımız onları uzaylı sanıp, taşlıyor olabilirler.
Kimsesi olmayan yalnız ve gurbette olan kişi anlamlarına gelen kelime. Ayrıca ilgi çekici bulunan ya da yadırganan anlamlarına da gelir.
1976 yapımı "ben bir garip keloğlanım" filminde keloğlanın söylediği ve hafızalarımıza kazınan şarkıda da geçer. Şarkının sözleri:
ben bir garip keloğlanım
eşeğimin yok palanı
varım yoğum doğruluktur
hiç de sevmem ben yalanı
bir kocakarı anam var
birkaç tavuk bir de inek
hergün konar kel kafama
evsiz kalmış bir kaç sinek
olmam kimseye kul köle
halkın kulağı diliyim
namertlere avuç açmam
sivri akıllı biriyim
keloğlanım budur özüm
haram malda yoktur gözüm
garip hakkını yiyene
elbet vardır bir çift sözüm
kemal sunal'ın yarı komedi yarı dram türündeki filmi.
film müziği fena değildir ama klavyede çalınca biraz silik kalmış. aşağıdaki linkteki amatör cover benim favorimdir. parça kendini belli etmiş hiç olmazsa. istanbul'da vapurlarda falan denk gelmişsinizdir belki.