1. 'ın 1965 yılında çıkardığı ve benim en sevdiğim albümüdür. albümdeki şarkıların hepsi gayet dinlenebilir. yahu bu şarkı da neymiş diyebileceğiniz bir şarkı yok fakat elbette diğerlerine göre daha sönük parçalar var. albümdeki şarkılardan en az birkaç tanesini mutlaka dinlemişsinizdir.

    - &
    ) - john lennon
    - paul mccartney
    - john lennon
    -
    - john lennon
    - paul mccartney
    - john lennon
    - john lennon
    - paul mccartney
    - john lennon
    - john lennon & paul mccartney
    - george harrison
    - john lennon

    albümdeki favori şarkım in my life. bu şarkıdaki her şey o kadar güzel ki. ringo'nun en sevdiğim performansı bu şarkıdadır. özellikle bateri partisyonu çok basit olmasına karşın çok etkileyici. üstelik her kısmın sonunda bir durup in my life diye girmek çok keyifli.

    girl ve michelle duygusal açıdan etkileyici şarkılar. girl'de john lennon'ın iç çekişi bazen komik gelse de duyguyu güzel yansıttığını düşünüyorum. ayrıca bu şarkıyı yalnızca sağ kulaklıktan dinlerseniz akapella versiyonunu deneyimleyebilirsiniz.

    nowhere man sanırım albümün en çok dile dolanan şarkısıdır. bizden biridir nowhere man. arkadaşlarla birlikte çalıp söylerdik. benim sesim kötü olduğu için kısık sesle nakarattaki armoniyi yapmaya çalışırdım. o da güzel olmazdı ama diğerinden daha iyiydi en azından. güzel günlerdi.

    the beatles'ın en sevdiğim şarkısı 'dur. siz da sevebilirsiniz veyahut de fakat bir albüm olarak ele aldığımızda en iyisi beatles albümünün bu olduğunu düşünüyorum. 'cilere de saygımız var elbette.
    #171929 blackmamba | 5 yıl önce (  5 yıl önce)
    0müzik albümü 
  2. 'ın ekürisi olan albümü. beatle'ların konser vermeyi kestiği döneme denk gelir. haliyle bol bol stüdyo hilesi/efekti uygulanmıştır. zira bu albümdeki şarkıların konserde söylenmek gibi bir amacı yoktur.
    2müzik albümü 
  3. ankara'da bulunan şirin bir üçüncü nesil kahveci.

    aslında 1-2 yıldır falan hep gitmek isteyip de bir türlü gitmemin nasip olmadığı bir yerdi. bugün "dur lan gireyim şuraya" deyip daldım içeri. yalnız girişte oturan hanımı garson zannetmesem daha iyi olacaktı sanırım. ne bileyim garson havası vardı kendisinde.

    sahibi çok güler yüzle karşıladı beni. ben her cafe gibi önüme menü dayayacak diye beklerken benimle havadan sudan konuşmaya başladı. ben tabii bu tür şeylere alışık olmadığım için "neleriniz var?" deyip girdim konuya. biraz kabalık eder gibi oldu ama neyse...

    sahibini çok sevdim buranın. ankara'da benimle zevkleri aynı olan tanıdığım ikinci kişi oldu (ilki keman hocam). barok müzik ve caz üzerine bolca sohbet ettik. ama keşke daha fazla zamanım olsaydı da sohbetin en koyu yerinde çıkıp gitmeseydim.

    buradan başka cafe tanımıyorum artık. zira tam da hayalimdeki cafe konsepti.
    0kafe bar