Selçukluların gücün zirvesini yaşadığı dönemde 2. Gıyaseddin keyhüsrev gibi basiretsiz bir yöneticinin elinde bulunması sonucu Moğolların iştahını çekmiş ve Selçukluları zapt etmek için çalışmalara başlamıştır. Moğollar Selçukluların gücünü test etmek üzere erzurum’a girip tüm şehri kılıçtan geçirerek Selçukluların hamlesini beklemeye başlamıştır. Gıyaseddin keyhüsrevin etrafını tamamen genç komutanlardan oluşturup tecrübeli olanların fikrine başvurmaması Selçuklu ordusunun felaketini hazırlamıştır.
1 temmuz 1243’te yapılan Savaş, kösedağ eteklerindeki düzlüklerde cereyan etmiştir. Dağınık ve disiplinsiz gibi gözüken 30 bin kişilik Moğol ordusuna karşılık keyhüsrev, en seçkin 20 bin askerinin Moğol ordusunu rahatlıkla yenebileceğini düşünerek savaş meydanına inmiştir. Gerilla taktikleri uygulayarak bir süre savaşa devam eden Moğol ordusu en sonunda tüm gücüyle bastırarak Selçuklu ordusunu imha etmiş, bunun üzerine başta komutanlar olmak üzere keyhüsrev de köylü kılığına girerek kaçmıştır. Bu kaçış, Selçuklu hazinesinin tümünün (savaş dönemlerinde hazine de beraberinde götürülürdü) Moğollara geçmesi, Moğolların gücün yanı sıra ekonomik olarak da karşılarında durulamayacak bir devlet kurmasını ayncalut savaşına kadar sürmesini sağlamıştır. Sonrasında ise konya’ya geçen sultan yapılan anlaşmada manda ve himayeyi kabul ederek on yıllar süren bir Moğol baskısını kabul etmiş oldu.