güneydoğu asya’da bulunan borneo, yüzölçümü açısından dünyanın üçüncü en büyük adasıdır ve Endonezya, Malezya ve brunei tarafından paylaşılır. birçok çeşit hayvan ve bitki türlerini barındıran yağmur ormanıyla da biyolojik açıdan dünyanın en önemli yerlerinden biridir. rafflesia adlı dünyanın en büyük çiçeği, 3 milyon yarasanın yaşadığı geyik mağarası ve dünyanın en küçük fil türü olan borneo filleri o türlerden sadece birkaçıdır.
borneo adası 1950’li yıllarda, ekosistemde büyük bir domino etkisi yaşamıştır. o dönemde ada büyük bir sıtma salgınıyla boğuşmaktaydı. dünya sağlık örgütünün yardımıyla sivrisinekleri öldürmek için adanın her yerine ddt sıkıldı. ilaçlama sivrisinekleri öldürdü öldürmesine ama aynı zamanda, kamış yiyen tırtılların sayısını kontrol altında tutan vespaları da öldürdü. tırtıl sayısı artınca, insanların kamıştan yapılmış çatıları çökmeye başladı. ddt ayrıca birçok küçük böceği de öldürdü. o böcekleri yiyen kertenkeleler, ddt’ye bağışıklık kazanmıştı ama kertenkeleleri yiyen kediler için aynı şey geçerli değildi. bu yüzden adadaki kedilerin sayısı çok azaldı. kediler azalınca, farelerin sayısı arttı ve çok geçmeden ada fare istilasına uğradı.
peki, çözüm neydi? operation cat drop. yani “havadan paraşütle kedi bırakma operasyonu”. şaka değil, gerçek. Birleşik Krallığın Hava Kuvvetleri, fare istilasıyla mücadele projesi kapsamında borneo’ya kasalar dolusu kedi bıraktı ve operasyon başarıyla sonuçlandı. **
yaz tatillerini anneannemde geçirirdik. sandık odasında annemin okuduktan sonra atmayıp yıl yıl desteleyip bağlayıp biriktirdiği dergileri vardı. hayat, hafta, yelpaze . 1950'lerin sonundan 60'ların ortalarına kadar. sandık odası kozmik oda gibiydi. her zaman kilitli, bir vesileyle kapısı açıldığında aklımız çıkardı. o dergileri kapı aralığından gözüme kestirmiştim. on -oniki yaşındaydım nihayet izin çıktı. sırasını bozmamak, sayfaları yırtmamak, bir yığını bitirmeden ikincisine dalmamak koşuluyla o dergileri okuyabilecektim. sonraki senelerde üst üste bir kaç yaz tekrar tekrar çevirdim sayfalarını. yaz eğlencesi oldu bana. borneo adasını işte o dergilerde gördüm önce. hayat dergisinde hikmet feridun es isimli bir gazeteci-seyyah, dünyayı gezip gördüğü yerlerden röportaj dizileri yapıyordu. yerli halkın yaşam kültürü, uzun ev denen koğuş halinde içinde yaşadıkları evleri, yedikleri, içtikleri, balıkçılar tatlı bir dille anlatılıyordu. aklımda kalan borneo o borneo. halen dergi sayfalarında gördüğüm siyah beyaz resimler gözümün önüne geliyor. o yıllarda henüz dünyaya tam anlamıyla açılmamış, dış dünyayla ilişiği sınırlı, görünüşte ilkel, büyülü bir memleket borneo.