Havada (deniz seviyesinde ve 21°c sıcaklıkta) saniyede ortalama 300 metre (tam olarak 343.2 metre) hızında ilerler. Işık ise bundan çok çok daha hızlı: saniyede 300 milyon metre yani 300 bin km hızda. Bu yüzdendir ki gök gürültüsünde önce ışık, sonra ses gelir.
1956 yılında yayınlanmaya başlayan kuşe kağıda basılı haftalık magazin dergisi. yeşilçamın çok sayıda ünlü oyuncusunun sanat hayatı bu derginin açtığı yarışmalar ile başlamıştır. www.google.com.tr/...
Bence insanın en karakteristik özelliklerinden. Sesleri güzel olan insanlar artı bir avantajlıdırlar diğerlerinden, bir de iyi şarkı söyleyebiliyorlarsa ne ala.
Bir de sesler unutulmuyor hiç. Aradan 40 yıl da geçse, eski bir dostun, eski bir sevgilinin sesi duyulduğunda anılar birer birer saçılıyor etrafa. öfkeler, sevinçler, hüzünler ne var ne yoksa canlanıyor zihnimizde. Tıpkı kokular gibi Sesler de hiç unutulmuyor, unutulmasın da zaten.
birbirlerine göre belirli bir aralıkta bulunan iki tanesi tınlayınca, hiç yoktan üçüncü bir ses dalgasının oluştuğu titreşimler.
yanlı bilmiyorsam eğer özellikle antonio vivaldi bu olaya çok kafa yormuş ve armonisini bu fiziksel olaya göre temellendirmiş. consort counsellors bu konuya değinmişlerdi.
Güç: Akciğerleriniz ve nefesiniz
Kaynak – Titreşim Kaynağı: Ses telleriniz, gırtlağınız (ses kutusu)
Filtre – Rezonans: Gırtlakta ses tellerinizin üzerinde kalan kısım, burnunuz, ağzınız ve yüz boşluklarınız (sinüsleriniz)
Ses telleri bildiğimiz gibi tel değil açılıp kapanan kapakçıklardır. Bu kapakçıklardan hava akımının geçmesi sonucu ses oluşur. Islık çalma olayını ele alırsak elle ya da elsiz(sadece dil kıvrımlariyla) hava akımının dışarı çıkmasını değiştirmemiz sonucu ortaya çıkar.
yükseklik (incelik/kalınlık), gürlük ve tını olarak üç özelliğe sahip olan titreşim.
bir sesin tınısı, sesin rengini belirler. böylece yüksekliği aynı olan bir ses, her müzik enstrümanında farkli bir şekilde tınlar. tınıyı da doğuşkanlar oluşturur.
bu sebeple bazı müzik teorisyenlerine göre dünyada tek sesli bir müzik olması mümkün değildir. çünkü sesi bile sesler oluşturuyor. tek başına tınlayan bir telde bile aslında arka planda bizim duymadığımız akorlar tınlıyor.
seslerimizin çoğu başkalarına aittir. kendi kendine dururken içten bir ses yapamazsın, başka bir ses vaz geç, başka bir ses kötüsün der... bu sesler sizi düşündüğünü iddia eden insanların ufak armağanlarıdır.
ağızdan çıkış şekline göre değişir. mesela, örneğin bir kadını ele alalım, nefes nefese kalıp sakin ve gizemli bir şekilde telefonda konuştuğu zaman ortaya çıkan ses insanı çıldırtır. sakinliğin yerine şiddeti arıtırp konuşması yenıden ele alındığında ortaya çıkan durum tamamen değişir. kısacası anlatmak istediğim konu bizim bilinçaltımızla eşleşen ya da bilinçaltımızda hareketlerimizi kontrolü altına alan hilekar sestir kanımca. bu hayatta ses tonuna göre ben hareket etmedim, beni etkilemedi diyen varsa kanıtlaması veya ikna etmesi halinde ilk üç kişiye yüzer dolar göndereceğim.
ses yükseltmek yerine kelimelerin gücünün yükseltilmesi gerekse de fark yaratmak için ses yükseltmek gerekir. ses yükseltirsen unutulmazsın. kelimelerini herkes güçlendirebilirken bununla beraber sesini herkes yükseltemez.