bireyin başarı ya da kazancına ilişkin seçimlerde, diğer bireylerin davranışlarının rolünü de göz önüne alan bir istatistik dalı.
teoriye ilişkin bazı ufak çalışmaların ardından ilk kez 1944'te john von neumann ve oskar morgenstern bir kitap yazarak işi biraz daha resmiyete dökmüş oldular. öncesinde ve sonrasında konu hakkında birçok kişi tarafından çeşitli çalışmalar yapılmıştır. ancak içlerinde en başarılı olanın nash dengesi olarak bilinen kavramı geliştiren kişi olarak john nash olduğunu söyleyebiliriz.
teori ekonomide, sosyal ve siyasal alanlarda kullanılabilir. daha doğrusu kullanım alanı çok daha büyüktür. peki nasıl bir şeyden bahsediyoruz burada?
örneğin bir suç nedeniyle ayrı yerlerde sorguya çekilen 2 kişi olsun. bunlar birbirlerinin sorguya çekildiğinden haberdarlar. ancak birbirlerinin ne söyleyeceği hakkında bir fikirleri yok. seçenekleri ise şunlar: - ikisi birden inkâr edecek ve 2'şer yıl hapiste yatacaklar. - ikisi birden itiraf edecek ve 3'er yıl hapiste yatacaklar. - biri inkâr edip diğeri kabul ederse inkâr eden 10 yıl hapiste yatacak.
bu durumdan olabilecek en kârlı şekilde kurtulma yolu hangisidir? her ne kadar 2 yıl yatmak çok mantıklıymış gibi görünse de aslında öyle değil. siz diğerinin de inkâr edeceğini düşünerek suçu inkâr edebilirsiniz, ama o suçu kabul ederse 10 yıl yatarsınız. şu halde itiraf etmek çok daha mantıklı olacaktır. yani burada 2 yerine 3 yıl yatmak, diğer olasılığa kıyasla en kârlı seçenektir.
tabi bu iyi kötü bir fikir vermesi açısından, konu hakkında aşırı derecede basitleştirilmiş bir örnek. gerçek hayatta sürekli karşımıza çıkacak bu türden olaylarda çok daha karmaşık durumlar söz konusu.
"Bir başka oyun da şöyle olabilir: Ben birden fazla sığınağın bulunduğu bir savaş alanındayım, siz de küçük bir uçakla tam üstümde daireler çiziyor ve tepeme bir bomba bırakmak için fırsat kolluyorsunuz. Normalde benim çevredeki en sağlam görünüşlü sığınağı seçmem ve orada saklanmam gerekir ama sizin de normalde yapabileceğiniz en doğru iş benim en iyi sığınağı seçmiş olabileceğimi düşünerek orayı bombalamaktır. Bunu bildiğim için benim o denli sağlam görünmeyen ikinci sığınağı seçmem gerekmez mi? Eğer ikimiz de çok akıllıysak olasılıklara dayanan stratejiler izleriz. Örneğin ben çevredeki çeşitli sığınaklar arasında bana en fazla kurtulma şansı verecek özelliklere sahip olanları arar, bundan sonra nereye saklanacağımı belirlemek için yazı-tura atar ya da gelişigüzel sayılardan oluşan bir liste kullanırım. Siz de beni vurma şansınızın en yüksek düzeyde olduğu sığınağı belirlemek için benzer biçimde olasılıklardan yararlanırsınız. Bu size saçma gelebilir ama ikimiz de akılcı davranabiliyorsak yapacağımız budur. Doğal olarak ben hareketlerimi gizlemezsem sizin işiniz kolaylaşır, buna karşılık siz de nereyi bombalamayı tasarladığınızı bana sezdirmemeye çalışmalısınız.
Günlük hayatta patronunuz, sevgiliniz ya da ülkenizi yönetenlerin sizi yönlendirmeye çalıştığını sık sık görürsünüz. Size önerdikleri oyun, seçeneklerden birinin kesinlikle daha parlak göründüğü bir seçimdir. Bu seçenekte karar kıldığınız zaman karşınıza yeni bir oyun çıkar ve böylelikle kısa bir süre sonra akılcı seçimlerinizin sizi aslında hiçbir zaman istememiş olduğunuz bir yere getirdiğini görür ve tuzağa düştüğünüzü anlarsınız.
Bu noktaya gelmemek için yapacağınız şey arada bir beklenmedik biçimde davranmaktır. En çekici görünen seçeneklerden uzak durduğunuz zaman kaybettiğiniz şeylerin karşılığında daha özgür olabilirsiniz.
Doğal olarak hedefiniz sadece beklenmedik biçimde davranmak değil, bunu belli bir olasılık stratejisine uygun olarak yapmaktır."
en genel anlamda; Aktörlerin rasyonel karar aldıkları ön kabulü üzerine kurulu olan ve ortaya koyduğu modellerle tarafların davranışlarını önceden öngörülebileceğini ispatlamaya çalışan bir yaklaşımdır.
devletlerin rasyonel olarak davrandıklarını varsayması, devletler arasındaki ilişkileri çıkar maksimizasyonuna dayandırması ve uluslararası ilişkilerin temel aktörü olarak devleti kabul etmesi gibi temel unsurları açısından bakıldığında teorinin realizmin özelliklerini yansıtan ve bu nedenle uluslararası ilişkileri realizmin varsayımlarıyla analiz eden bir teori görünümüne sahip olduğu iddia edilebilir.
oyun teorisi; taraflar, stratejiler, kurallar ve sonuçlar olmak üzere dört temel unsura dayanmaktadır.