Sait Faik Abasıyanık'in sansürlü kitabıdır. Tabi insan önce merak ediyor " neden sansürlü" diye ve baktığımızda görüyoruz ki hiç de sansürlenecek bir şey yok. Bunun dönemle ilgili bir otorite gösterisi olduğunu düşünüyorum fakat bu düşüncenin izinde gidecek kadar bilgim yok bu yüzden bu konuyu burada kapatıp kitapla ilgili diğer noktalara değineceğim. Sait Faik'in yazıları beni yoruyor, uzun cümleler ve o sayıp dökmeler...Buna rağmen betimlemelerinin zekice olduğunu düşünüyorum. Buna bir örnek vermek gerekirse eğer mesela "perdeleri çekti" gibi basit bir cümleyi "camdan sokağın resmini sildi." olarak anlatıyor. Bunun insanı hoşnut eden bir yanı var . Diğer yandan çok iyi edebiyat bilgim olmamakla birlikte tekniğini kusurlu buldum. Konular çok birbirine karışıyor ve bu nedenle bir zorluk daha yaşıyorum onu okurken Romanın konusunu geçim sağlamak, zaten adı da yani "medarı maişet motoru" da bu anlama gelmekte. Aynı zamanda Hikmet adlı karakterin balık teknesinin adı Romandaki herkes bir iş bulmaya çalışıyor, bir işle meşgul, bir iş bulamadığı için zor durumda ya da işte çalışmakla ilgili felsefe yapıyor. Ben verilmek istenen mesajı tam olarak alabildiğime emin değilim, sonu bir rüya gibi bitti, çok hafif bitti kafam çok karıştı ama düşünüyorum ki bu kitap, geçim sağlamanın insan hayatında ki yeri ve sosyal yapıdaki etkisi üzerine yazılmış gerçekten iyi bir kitap.
Kitaba ismindeki medarı maişet; geçim sağlanan iş, koşul demekmiş. Her iki kelime de Arapça kökenli.
Roman, Yoksul insanların yaşadıkları karşısında yılmayıp umuda sarılmalarını, emeklerini, yeni bir dünya için yeniden çabalamalarını konu edinmiş. Sait Faik, Toplumsal sınıfların bireylerin yaşamında bıraktığı hasarları örneklerle irdelemiş. Okurken, Sait faik'in eşit, adil, özgür bir dünya arzusunu hissedebiliyorsunuz.
Hikmet, Fahrettin Asım ve Fahri'nin insanlardan uzak ideal bir toplum kurmak hayalleri anlatılmış. İnsanlardan uzak derken aslında kendi kabuğuna çekilmiş kişilik örnekleri değil de yaşam tarzlarını beğenmedikleri insanlardan uzak bir yaşam hayal ediyorlar. Özellikle de bunu deniz üzerinde yaşayabileceklerini düşünüyorlar. Çünkü denizde özel mülkiyet söz konusu değil ve özgürlüğün simgesi. Zaman zaman hepimizin kurduğu yaşam biçimi değil midir zaten?
Kitap niye sansürlenmiş diye araştırırken şu bilgilere denk geldim:
Malum Hikaye burgaz ada'da geçiyor ve yine burgaz ada'da çekimleri yapılan "ikimize bir dünya" ismi ile sinemaya uyarlanmış.
Sait Faik, basım evlerinin siyasi otorite kaygısı ile kitabı bastırmakta çok zorlamış. Annesinin desteği ile basımını yaptırmış ancak bakanlar kurulu kararı ile toplanmış. İlk basım yılı 1944. O dönemlerde ismet İnönü cumhurbaşkanı. 1950'ye kadar süren tek parti dönemine denk gelmiş. 1952'de koalisyon hükümeti döneminde içinden bazı cümlelerin çıkarılması ve isminin "bir takım insanlar" olarak değişmesi ile basılıp satışa çıkmış. Şu an okuduğumuz sansürsüz hali ve medarı maişet motoru ismi ile ancak 1970 sonrası çıkabilmiş.
Sansürlenen cümlelerden sadece birini yazacağım. Fahri'nin cümlesi: "Yani bu ekmek, domates, tuz için çalışanları görüp de kafalarında ne bir sual ne bir cevap ne bir çareihal, hülasa bir kelime çıkmayan insanlar…" öyle görünüyor ki dönemin siyasi otoritesi kapitalist düzeni eleştirdiği düşüncesi ile tehlikeli bulmuş. Kitap zaten Sosyal adalet diye bağırıyor.
Yine aynı dönemlerin yeşilçam filmlerine baksanıza..." neşeli aile" de yaşar usta sermayesel gücün zulümüne karşısı mutlu ve gururlu aile babası. Yine benzer bir çok filmdeki pompalanan fikir; insanlar fakir ama huzurlu ve mutlu. Bir dönem bunlarla uyutulmuş toplum.
Alt gelir grubuna ulaşması istenen fikirlerin yazıldığı bu kitap o yıllarda kaç liraydı? O insanlar kazandıkları ile o kitaba erişebilecek maddi erke sahiy miydi bilemiyorum. Eğer aksi durum söz konusuysa büyük çelişki.
Okusam mı diye aklından geçirenlere okuyun derim ve girdiyi burda keserim.