ankara'nın ilk yerleşim yerlerinden, cumhuriyetin ilk zamanlarının konuğu olmuş, koskoca ülkenin kalbinin attığı zamanının en nezih mekanlarından bir ankara semti. şimdiyse ankara'nın çöplüğü.
gecekondulaşma ve köyden kente göç akımının en büyük darbeyi vurduğu semttir ulus. zamanında anafartalar caddesi, şimdinin starbuckslarının, mangolarının, zaralarının, kiğılı'sının vb. o zamanlar için mümasilleriyle doluydu. devlet eliyle köylü halkın işçi vasfı ile şehre çekilmesinin en büyük etkilerinden birisi ulus/anafartalar'da gözlenebilir. bu etkiyle cadde üzerindeki mağazalar yenişehir kısmına doğru kaymıştır. yerlerini köyden gelen gecekondulu vatandaşın hem cebine hem de uğraşına hitap eden mağazalar almıştır. şimdi ise tamamen bir çöplüktür anafartalar caddesi.
1950'lerde başlayan köyden kente göç akımı insanların nereye yerleşecekleri gibi bir sorunu akıllara taşımıştır. o zamanlar bentderesi, hem devletin kalbine yakın hem de ankara'nın merkezinde olduğu için insanlar tarafından uygun görülmüş. izinsiz, belgesiz yerleşimler başlamıştır. köyden gelen insan uyanık... demişler ki "kardeşim şimdi biz tek tük arsalara, bağlara, bahçelere, devlet toprağına yerleşeceğimize bir arada yerleşke oluşturalım gecekondulardan." gecekondulu vatandaş böylelikle devletin gecekondu yıkımına "olası bir sosyal çöküşe sebebiyet vereceği gerçeği"ni düşündürterek engel olmak istemiştir. öyle ya tek tük temizlersin gecekonduları ama bir bütün oluncu sosyal bir kıyım kaçınılmaz olacaktır. devlet'te yanlış göç politikası ve şehirleşme planıyla sınıfta kalmış, çoğu gecekonduluya göz yummuştur. zaten gecekondu dryimini araştırırsanız tek gecede neden aceleyle yapıldığını anlarsınız. bu da devletin yasa koyarken açık bırakması sebebiyle vuku bulmuştur. durun araştırmayın; "anlatıverem"...
60'lı yıllarda devletimiz, izinsiz ve belgesiz, gereken ödemeleri yapılmamış yapıların inşa sırasında tespiti yapılırsa yıkılır gibi bir yasaya sahipmiş. insanlarda madem inşa sırasında tesoit ediliyor ben de bir gece ansızın ev yaparım düşüncesiyle koskoca bir kalabalık bir gecede eski, ikinci el yahut alakasız onca malzemeyle ev yapmaya kalkışmış. saçma sapan yapılar ortaya çıkmış ama devletin ya da bir başkasının arazisine sonuç olarak çöreklenilmiş. (çöreklenilmek) * devlet'te yıkmak isteyince gecekondulu vatandaş mahkemeye götürürmüş davayı. hani bak yakaladın mı devlet baba ben bunu inşa ederken deyince süreç tıkanırmış. ah! devleti, kendi yasasıyla vuran vatandaş, ulus'un her açıdan yapısını da değiştirmiştir.
ankara'daki gecekondu yerleşimi dünyadaki hiçbir slum'a benzemez. kent sosyolojisi için yabancı araştırmacıların okuduğum makalelerinde bahsedilen slum yani sefalet mahallelerini araştırdım. araştırmacılar ulus'a göre cennet kalan yerlere isyan edip, bu nasıl yaşamak demişler. altındağ ilçesini, özellikle ulus'u görseler kesinlikle yazdıklarını güncellerlerdi.
yine de ulus, tarihi açıdan türkiye cumhuriyeti'nin en güzel yerlerindendir. bir anımı ekleyip kayboluyorum.
ulus'tan geçmekteyim. bir zamanlar oraya yakın bir yurtta kalmışlığım var. atatürk heykelini görüyorum. kuş pislikleri, tozdan siyahlığını griliğe bırakmış bir yüzey, etrafı hakeza aynı durumda. dedim "melih gökçek, seni hiç sevmem ama bunu bari yap." "bu kadar düşman olamazsınız atatürk'e" iç sesleriyle büyükşehir belediyesinin "başkana yaz" kısmına durumu ilettim. "temizle" dedim "burayı ve heykeli ibrahimoviç." sabah önünden geçiyorum. belediyeye ait bir temizlik aracı heykeli yıkamakta. dedim "atam, estağfurullah ben teşekkür ederim." (melih gökçek kısmında herkes yalanını s***... diyor fakat vallahi de billahi de doğru ulan. ben de bir sorgulamadım değil zamanında. belki belediye'nin o işle uğraşanı vefalıdır.
Ankara'nın eski merkezi. Cumhuriyet dönemi binalarıyla efsane bir yer olmasına rağmen, akşamları belli bir saatten sonra tek başına dolaşmak biraz ürkütür. Zeki Ökten'in yönetmeliğini yaptığı, Kemal Sunal'ın başrolünü oynadığı düttürü dünya adlı filmde o eski tadı görebilirsiniz.
atatürk tarafından 1920 yılında kurdurulan hakimiyet-i milliye gazetesinin ardılı olan, 1934 yılında cumhuriyet halk partisi tarafından kurulan ve sahibinin de cumhuriyet halk partisi olduğu gazete.
1950 seçimlerinden sonra demokrat parti, chp'den intikam almak için chp'nin tüm mallarına devlet adına el koyunca bu gazeteyi de kapatmışlardır.
daha sonra gazete tekrar açılsa da maddi imkansızlıklar yüzünden yayın hayatı sona ermiştir. 1971 yılında da chp tarafından satılmış, adı ilk önce barış yapılmış ama sonra tekrar ulus olarak yayınlanmaya başlamıştır.
yenilenmesi için çok yakında ihalelerin başlayacağı en eski ankara semti ki zaten ankara eskiden buradan ibaretmiş.
kültür merkezi, kapalı çarşı, dolmuş durakları kompleksi (bilenler bilir gençlik parkı yakınlarındaki uyduruk dolmuş parkını), roma tiyatrosu, arkeopark, ulus içerisinde ulaşımı sağlayacak olan ring hattı, ulus hali için yeni bina gibi projeler yapılmış.
ben şahsen en çok atıl duran roma eserlerinin restorasyonunun yapılacağına sevindim. çünkü gerçekten berbat haldeler ve ben antik tiyatronun antik tiyatro olduğunu bile bilmiyordum. "eski belediyelerden birisi bir şeyler yapmış, sonra salmış" diye düşünüyordum ki sonradan öğrendim oranın antik tiyatro olduğunu.
Sanat galerisinden, klasik müzik konserinden vs çıktığınızda her an bir tinerci ile göz göze gelme ihtimaliniz olan ilginç ankara semti.
Böyle de ilginç bir yer aslında. Sizi entel Feridun gibi hissettirmek için elinden geleni yapıyor.
Üzüldüğüm noktalardan birisi, gayrimüslim mahallelerindeki güzelim evlerin sahipsiz kalması. Belki ankara'nın da bir nişantaşı'sı, Beyoğlu'su olabilirmiş o evlerle.
Bu arada tinerciler bir ara gözden kaybolmuştu. Arada sırada akşam saatlerinde veya kuytu yerlerde karşınıza çıkıyorlardı genelde. Şimdilerde gündüz vakti caddelerde ellerinde tiner poşetleriyle geziyorlar. Yeni nesil tinerciler bile bir değişik...