sadece "anemi" olarak tanınmış, 2004-2006 arasını underground rock müzik çapında, izmir, ankara, eskişehir ve istanbul genişliğinde domine etmiş, "nefis bi' bar grubu olm bunlar yaae" diyerek böğürdüğüm günleri aklıma sık sık getiren izmirli grup.
kafam çok gelgitli bu sıralar. grubun solisti arda öziri geçen yıl geçirdiği motosiklet kazası sonucu hayatını kaybetmişti. birkaç gün önce sabah işe gitmek için uyandığımda aklıma gelen ilk şey bu garip ayrıntı oldu. cenaze töreni çok ağır geçmişti, youtube'tan izleyebilirsiniz. zaten hem izmirli hem dokuz eylül üniversitesi güzel sanatlar mezunu olan oyuncuların birbirleriyle arasının hep iyi olduğunu bilirdim ama rıza kocaoğlu'nun ağlamaktan şişmiş gözlerini ve tabutun üzerindeki altay formasını gördükten sonra uzun süre kendime gelemedim. valhalla'dan selam et buraya da arda. halâ seviliyor ve güzel anılıyorsun.
kendi içimde de, çevremde de bu aralar en çok duyduğum cümleler insanların bok gibi olduğuyla ilgili. anemi bu boşluk ve yıkılmışlık hissini 2005 civarında bir güzel paketleyip göndermişti. aradan geçen 15 yılın, yitip gidenlerin, üzüntülerin hiçbir önemi yok, gene itinayla paketleyip gönderir; sıkıntı yok:
tüm ölmüşlerinizi düşünerek uyandığınız günlerde hayatın tamamına siktir çekmekten başka yaşama devam etme yolu göremiyorum ben bazen. bu siktiri t.a.k. ile çekip böğürebilirsiniz. yukarıdaki şarkının rencide edici seksist küfrüne çok takılmamak, "kafama taktığım şey, hayatımı sikmemeli" düsturunu hayat mottosu olarak belirlemek en güzeli. bunu yapabilenlere de selam olsun.