1. 25. bond filmiyle ilgili her gün yenisini duyduğumuz dedikodulardan biriside grace jones'un kendisine teklif edilen rolü kısalığı nedeniyle kabul etmediğiydi. Eğer jones rolü kabul etseydi bu onun 1985 yılında gösterime giren ve oldukça da önemli bir rol üstlendiği a view to a kill'den sonra oynadığı ikinci bond filmi olacaktı.

    Muhtemelen 70'lerin ilk yarısında ortaya çıkmaya başlayan hollywood yapımı felaket filmlerinden feyz almış hikayesiyle a view to a kill roger moore'un oynadığı son bond filmi. Moore, bu filmden sonra yerini timothy dalton'a bırakacaktır ki Zaten son iki üç filmde tekleyen moore artık bu filmde açıkça alarm veriyor yaşıyla. En basit aksiyon sahnelerinde bile gözümüze sokulan dublörler, moore'un kadayıf olmuş çehresiyle rol kesmesi zaten az buçuk sıkıcı olan filmi inandırıcılık problemiyle de biraz daha garip hale getirmekten başka bir işe yaramıyor.

    Önce paris oradan da san francisco'ya taşınan hikayede belirttiğim üzere her yönüyle hollywood felaket filmlerinin rengini görmek mümkün. Bu açıdan da enteresan aslında.

    San andreas fayına deniz suyu basarak yaratacağı depremle silikon vadisini ortadan kaldırıp mikroçip pazarına hakim olma amacı güden kgb beslemesi max zorin rolünde izlediğimiz filmin kötü adamı. İkinci dünya savaşında hamile kadınlar üzerinde yapılan deneyler sonucu doğan üstün zekalı ama zırdeli çocuklardan birisi olan max zorin karakteri bana kalırsa walken'in aurası etrafında etkileyici bir portre olmuş. Moore her ne kadar göz tırmalasa da yaşı nedeniyle, walken bence filmi kurtaran etken. Bu açıdan dayanılabilir film diyebiliriz belki a view to a kill'e.

    Teknoloji, bilgisayarlar, mikroçipler derken böylesine gelişen bir dünyada smokinle dünyayı kurtarmak kekremsi bir tat bırakıyor ağızda bana kalırsa. Film bu açıdan baya sorunlu aslına bakılırsa ve oturup bond filmi izleyim de eğleneyim demek biraz zor olabilir bu film özelinde.

    Dolph lundgren'in de şöyle bir elinde silahla göründüğü 1-2 saniyelik kgb ajanı rolü var filmde.

    Filmin başında bond gene karlı dağlardan kayakla, kar motoruyla, snowboard'la iniyor ruslardan kaçarken. Moore, 'de de dağdan kayakla iniyordu düşmanlarından kaçarken ve o açılış hem sinematografi açısından daha başarılıydı hem de daha heyecanlıydı. Açılışı da az buçuk sönük kalmış diyebiliriz lakin filmin asansörden kurtulma, zepline tutunma, itfaye arabasıyla kovalama gibi bazı sahneleri o sönük açılışı unutturuyor.
    #153481 fly | 6 yıl önce
    0film