”Gece yarısı yaşlı bir hanım gelip görüşmek istiyor. Buyursun, diyorum. İçeri gelen yaşlı hanım, gözlerinden sel gibi akan yaşları engelleyemeyerek ’Bu seçimi kaybettiniz Zülfü Bey’ diyor, sonra devam ediyor:
'Ben yıllardır hep sandıklara giderim, görevimi yapmaya çalışırım. Bu akşam beş sandık dolaştım; hiçbirinin başında SHP’li yoktu. Tutanakları istedikler gibi yazıyorlar, sizin oylarınızı kendilerine kaydediyorlar.'
Pek inanmadım ama haklı çıktı. Ertesi sabah işin rengi değişmeye başladı. Gece boyunca çalışmışlardı. Bu sefer işi, halkın iradesine bırakmaya niyetleri yoktu.
Geçen yıl eve televizyon kanalları kurulumuyla ilgili bir şirket yetkilisi geldi. Laf arasında '94’te size karşı çalışan ekiptendim, şimdi değilim. Allah bizi affetsin' dedi. Anladım ama yine de sordum: 'Neden dolayı affetsin.'
'İşte anladınız' dedi, 'O seçimde sadece ben beş ayrı oy kullandım, sonra da sizin oylar çöpü boyladı.'
Seçimden dört beş ay önce, aday olmayı aklımdan bile geçirmediğim dönemde Sabah gazetesinde yazarken, sahte seçmenlerle ilgili birçok ihbar geliyordu. Kumburgaz’daki boş yazlıklara ve buna benzer birçok mahalledeki evlere binlerce seçmen kaydedildiğini ihbar ediyordu okurlar.
Bunları yazdım, önlem alınmasını istedim, ama bu ülkede uyarıların işe yaradığı görülmüş şey mi!"
Kendisi 94 yılında İBB başkan adayıdır shp'den. Herşeyin başladığı yıl, 1994. Sol partilerin gene kendi oylarını bölüp %30 üzerinde oy almasına rağmen belediyeyi Recep Tayyip Erdoğan'a verdiği sene 1994. Yukarıdaki yazı da o seçimde yaşananlardan, ülkedeki siyasetin pisliğinden kısa bir bölüm...
zülfü livaneli'yi ilk olarak elinde sazı, bi sandalyeye oturmuş, önünde mikrofon; şarkılarını hiç değişmeyen bir yüz ifadesiyle ve yüzünde sıfır gülümsemeyle söylerken tanıdım. şarkılar güzeldi vesselam, adamın sesi de güzeldi, tok ve net bir sesi vardı, çok sevdim. uzun yıllar sürgünde yaşadığını öğrendim, bu düzeni kınadım. sonra yok milletvekili oldu, yok köşe yazdı.. takip etmedim açıkçası. kitapları ve filmleri de vardır. benim için müzisyendir zülfü livaneli. karlı kayın ormanında'yı söyleyen, özgürlük'ü söyleyen, kardeşin duymaz diyen, eşkiya dünyaya hükümdar olmaz diyen, kan çiçekleri'ni söyleyen bir sanatçı.
bazı şuursuzlar tarafından sadece "kadınlarımız" deyimini kullandığı için linç edilen sanatçı, yazar kişisi.
ben bi iki şarkısı dışında dinlemeyi bile sevmem, düşünceleri benden uzak, hatta bence hayalperest tiplerden biri bana göre ama harbi insan, kim ne derse desin. hem de dibine kadar insan.
kimi sever kimi sevmez, fikirlerini saçma gören olur, hatta bazı beynini kiraya vermişlerin içinde sadece solcu olduğu için vatan haini olarak bile niteleyen çıkabilir ama kardeşim zülfü livaneli dediğin kişinin hayatı boyunca savunduğu, her fırsatta da dile getirdiği, hatta şarkılar yazdığı, besteler yaptığı düşünceleri belli, ortada.
senin vatan haini demenle vatan haini olmaz, bazılarının kadın düşmanı demesiyle, özellikle kadın konusunda zihniyeti bozuk demesiyle adamın fikri ve ortada olan yaptıkları değişmez.
özellikle bu solcular, kendine hümanist, aktivist, feminist gibi bi sürü isim koyan bu "ist" kesimin içinde bulunduğu psikoloji her geçen gün kötüye gidiyor. kendi düşüncelerine yakın insanları bile linçe başladıklarına göre, hastalıklı durumları incelenmeli, sosyologlara büyük alan var bence.
ara sıra adını lütfü zivaneli diye söylediğim ve akabinde kahkaha patlattığım, güzel şarkılara imza atmış olan sanatçı.
ayrıca 1994 yerel seçimlerinde; istanbul büyükşehir belediye başkanlığı için aday olmuş olan recep tayyip erdoğan'ın rakiplerinden biridir. shp'nin adayı olan livaneli %20,3 oy almış ve seçimi 3. olarak tamamlamıştır.
son ada adlı kitabıyla beni etkilemiş roman yazarı. kendisi ayrıca kardeşimin hikayesi ve serenad gibi çok beğendiğim kitapları yazmıştır.
özellikle son ada'yı okumadıysanız mutlaka öneririm. 180 sayfalık, bir çırpıda bitirebileceğiniz bir kitap. günümüzdeki yaşanan şeyleri o kadar iyi anlatıyor ki. zaten siz de okudukça anlayacaksınız olayların size pek de yabancı gelmediğini.