-
star trek the next generation'dan tanıdığımız, uss enterprise gemisinin kaptanı jean-luc picard'ın başrolünde olacağı yeni dizi. ilk sezonun 10 bölüm olması bekleniyor. amerika'da cbs all access tarafından yayınlanırken, amerika dışındaki yayın hakları amazon prime'a verilmiş. çekimlere nisan 2019'da başlanmış ve 2019 sonuna doğru yayınlanması bekleniyor.
intl.startrek.com/...
yapılan açıklamalara göre, picard'ı 2002'deki star trek nemesis filminden 18 yıl sonra yıl sonra buluyoruz. romulus'un yok olması ve sonrasında gerçekleşen olaylar onu çok derinden etkilemiş olacak.
earl grey'im hazır, heyecanla bekliyorum kaptanım. * -
san diego comic con 2019'la detayları biraz daha belli olmuştur. dizide patrick stewart'a, voyager'dan 7 of 9 rolüyle tanıdığımız jeri ryan, tng'den data rolündeki brent spiner, deanna troi rolündeki marina sirtis ve william t. riker rolündeki jonathan frakes de eşlik edeceklermiş. ekibe ayrıca katılanlar arasında, isa Briones (Dahj), Santiago Cabrera (Cristobal “Chris” Rios), Michelle Hurd (Raffi Musiker), Alison Pill (Dr. Agnes Jurati), Harry Treadaway (Narek) ve Evan Evagora (Elnor) var.
foto 1
foto 2
yepyeni gıcır gıcır trailer için buyurun *
intl.startrek.com/... -
Star trek evrenine yabancı biri olarak izlemeye başladığım dizi. İlk bölümü izlemiş biri olarak söyleyeceklerim; dizi bu evreni merak etmemi sağlasa da öyle çok da ahım şahım değil. Patrick Stewart için izleyeceğim ama. ayrıca hikayesi de pek ilgimi çekmedi. Umarım ilerleyen bölümlerde fikrim değişir.
Son olarak intro ve müzikler güzeldi. -
sezonu yeni bitirmişken birkaç satır karalamak istedim. öncelikle şunu belirteyim. büyük bir star trek hayranıyım. orijinal dizinin tekrarlarını izleyerek büyüdüm. ergenlik yıllarım the next generation’la geçti. peşinden voyager geldi. hatta çoğunluğun sevmediği enterprise’ı bile çok sevdim. bir tek ds-9’a ısınamadım. filmler * derseniz, birkaç tur döndü vhs ve dvd’de. ve bu süreçte en sevdiğim kaptan Jean luc picard oldu. dolayısıyla picard çok büyük heyecanla beklediğim bir diziydi.
dizilere aşina olmayan izleyiciler için bu dizi gerçekten de bir şey ifade etmeyecektir çünkü dizi tng’nin, voyager’ın ve nemesis filminin nostaljisine, hikâyelerine demir atarak ilerliyor. iki diziden de sevilen karakterler sık sık boy gösteriyor. -- spoiler --
seven of nine hala taş gibi valla. we are borg dediği sahne tüylerimi ürpertti. borg'lar hep acayip sevdiğim ama içimi sıkıştıran bir konu olmuştu. will riker ve deanna troi uzaklardaki bir cennet gezegende emekli hayatı yaşıyorlar çocuklarıyla ama riker her zamanki temkiniyle arazinin etrafına kalkan yerleştirmiş. "shields up" dediğinde koptum kendi kendime. gözlerindeki o muzip parıltı da hala duruyor. üçlünün bir araya geldiği sahnede duygulandım. * artık yaşlanan brent spiner'ı data rolünde görüyoruz ara sıra ama ağır makyaj bile bazı kırışıklıkları kapatmaya yetmiyor. yine de soong rolünde bir kez daha görmek iyi oldu.
-- spoiler --
ama eski dizilerin aksine sezon boyunca tek bir konu işleniyor. gerçi bu da 10-13 bölümlük dizi sezonlarda beklenecek bir şey. 22-24 bölümlük dizilerde yan karakterleri konu alan bölümler nihayetinde sezonun genelini destekler ve doldurur ama bölümler az olunca, öyle bir lüksünüz olmaz. bu yüzden yan karakterleri tanımaya çok fırsat olmuyor. bir takım travmalardan falan bahsediliyor ama zaman olmadığı için onlar havada kalıyor. "işte bu arkadaş biraz sorunlu, nedeni de şu, öyle kabul edin" deyip geçiştiriliyor. kaptan chris rios rolündeki santiago cabrera da bu karakterlerden biri ama dizinin beklenmeyen yıldızı hâline gelmiş bence.
yapımcılar hızda bir sıkıntı yaşamışlar gibi geldi bana. ilk bölümlerdeki ağır sindire sindire işleyiş, son bölümlerde de olsaydı çok daha iyi olurdu. ya da 2-3 bölüm daha olabilseydi keşke...
konuyu özetlemek istemiyorum çünkü her yer spoiler olur o zaman. ama star trek evreninin en iyi, en zeki kaptanlarından ve diplomatlarından biri olan picard’ın düşündüğümüz kadar mükemmel olmadığı yüzümüze tokat gibi çarpıyor dizinin başlarında. ulu picard da, hata yapabilecek bir insanmış meğer. bu biraz yüreğini sızlatıyor insanın. ama başta kendini saha kenarına çekmiş, geçmişindeki hayaletlerle boğuşan zavallı picard’ın sezon sonunda bir kez daha eski efsane diplomat, zeki kaptan* picard’a dönüşmesini izlemek çok hoş oldu kanımca. ayrıca patrick stewart’ın yaşını göz önünde bulundurunca (79 çok da yaşlı değil gerçi) yapımcıların, star wars ekibinin carrie fisher’la yaşadıklarından tecrübe aldıkları belli oluyor. -- spoiler --
picard ölüp de synth olduktan sonra normal ömrün neyse onu yaşayacaksın demeleri, güzel bir önlem aldıklarının kanıtı.
-- spoiler --
neyse, birkaç satır dedim, ansiklopedi fasikülü kıvamını aldı, kusura bakmayın. ama bazı konular söz konusu olunca, çenem düşüyor. *