Pop ikonluğu diye bir şey varsa, bu adam başlatmıştır denebilir. Kadife sesi ve kıvrak kalça hareketleriyle çok kızın aklını almıştır. Genç sayılabilecek yaşta yalnız ve mutsuz ölmüştür. Pek de yakışıklı olan bu abimiz soul/blues arasında dolanmış, ne de güzel etmiştir. Ayrıca the beatles da kendisine hasta imiş zamanında...
dönemi için tam bir seks öznesi olsa da, diğer rock and roll müzisyenlerinin aksine anneci olması (dünyada belki de annesini bu kadar seven bir insan yoktur) ve muhafazakar olması (sahne sırası beklerken kutsal metinleri okurmuş) sebebiyle teenager kitlenin ebeveynlerine rahat bir nefes aldırmıştır. bu özellikleri sebebiyle de, amerika'da diğer rockçılara göre daha fazla parlatılmıştır. çünkü tam amerikan halkının istediği idoldür:
kızlarla gez toz ama evlenmeden kızlara dokunma, çok çalış, orduyu başının üstünde tut, ihtiyacı olanlara yardım elini uzat.
orduya katılmadan önce ve sonra iki farklı bir hayata sahiptir elvis. ilk dönemde bol bol turneye çıkmış (şirket arkadaşı johnny cash de vardır bu turnelerde), gezip tozmuştur. ama önce annesinin ölümü, sonra da ordu derken hayatına hafiften değişim gelmiştir. ordu günlerinden sonra çok fazla turneye çıkmayıp evde ailesi ve yakın çevresiyle takılmıştır. bu ulaşılamazlık da kendisinin unutulmasına değil, daha da fazla arzu nesnesi haline gelmesine sebep olmuştur. adamı ilahlaştıran da biraz bu ikinci dönemdeki davranışlarıdır.
marlon brando'yla beraber erkek cinsinin yüz akıdır. Arkalarından da james dean ve alain delon gelir ki sanıyorum bu dörtlü yaratılırken eldeki tüm kaliteli malzeme kullanıldığı için 1900lerin ilk çeyreğinden sonra erkek neslinin devamı başarısızlıklar silsilesine sahne olmuştur.
Kendi adıma müziği ve sesini de ziyadesiyle sever, hayranlık duyarım. Bana kalırsa gelmiş geçmiş en güzel sesli erkek yorumculardan birisidir müzik tarihinde.