bu başlık kişiye özel bir başlıktır
  1. adil bir dünya değil, düşündüm de bunu takmayacak kadar tuzum kuru da değil ama ben takmıyorum. demek ki olan bu ; insanlar bir konuda yapacak hiçbir şeyleri olmadığını fark ettiği zaman o şeylerle birlikte yaşamaya başlıyorlar. gerçi bir konuda yapabileceğim hiçbir şey olmadığını böyle üstüne basa basa söyleyince aşırı tadım kaçtı. o sırada birkaç yeni dünya düzeni hayallerine falan daldım ama bu beni uzun süre tutmaz. yarın uyandığımda aklıma ilk gelen şey karnımın ne kadar aç olduğu olacak, dünya adaleti değil. ama şanslıyım bence, en azından adalet ve eşitlik kavramlarını birbirine karıştırmıyorum. herkesin farklı kültürel, genetik yapısı varken eşit olan adil değildir. bakalım ileride bu konuda ne düşüneceğim. benim değişmeyen hiçbir fikrim yok. eh.. bu yaşam formu fazla hüzünlü.
    #145202 imnilaying | 6 yıl önce
    0kişiye özel 
  2. bak b. ,
    biliyorum, o gün seni gaza getirecek şeyler söyledim, ama sen de beni biliyorsun. bu benim hayatımdı, yanlışlar yaptım, doğrular yaptım. bunları yaparken illaki birilerinden esinlendim ama sonuç kötü olunca asla onları suçlamadım. şimdi olur da , sen de o söylediklerim yüzünden gaza gelirsen, olur da mücadele edersen kendi aklınla yap. sorgula öyle yap. iyice düşün , taşın. sonra "Nilay teyzemin aklına uyduk, bok yedik." deme. desen de üzülmem, biliyorsun anneannen beni bu konuda çok eğitti. artık çok güzel kontrol edebiliyorum duygularımı . ama senin sürekli suçlu arayan bir konuma düşmeni istemem. onun için söylüyorum bunları.
    herkesin hayatı farklı, mesela ben bir yol göstericiye sahip değildim. sense bana sahipsin. ama ben de senin kadar baskı altında değilim, sen o konuda şanssızsın.

    bak b.,
    geçmişimizde birçok kırılma noktası vardır. ben o kırılma noktalarından birini yaşadım yakın zamanda, fark ettin mi bilmiyorum ama herkesin hayatnı, fikirlerini biraz da olsa değiştirdim. (sen bu yüzden de biraz daha şanslısın. çünkü ilk tepkileri ben aldım, yanlış yaptıklarını anladılar, kimse aynı hataları yapmayacaktır) (anneannen dışında) .( ama aslında burada anlatmak istediğim şey bu değildi). anlatmak istediğim şey, mesela anneannenin kırılma noktalarından biri okulu erken yaşta bırakmak zorunda kalmış olması. eğer okulu o kadar erken bırakmasaydı o şu an herhangi bir bankadan emekli olmuş olabilirdi. annen profesyonel basketbol oynayabilirdi, diğer teyzen yazar olabilirdi ve ben de özel bir okula gidiyor olabilirdim. hiçbirimiz doğmamış olabilirdik de ama bak gördün mü? işte bu yüzden bu büyük bir kırılma noktası. açıkçası her şeyin böyle olmasındansa doğmamış olma riskini alırdım (bana kalsa bu bir risk bile değil). hâlâ açıkça belirtmedim demek istediğim şeyi ama anlamışsındır herhalde. ben her ihtimale karşı tekrar edeyim; seçimler geleceğini belirler ve sen görebildiğin tüm alternatifleri değerlendirmelisin. hepsini göremezsin her zaman ama birçoğu çok bariz. mesela benim dönüm noktama bakarsan mutluluğu seçmediğimi görebilirsin. eğer onu seçseydim hâlâ tesettürlü olurdum, hâlâ erkeklerle yakın arkadaş olmaktan kaçınıyor olurdum, hâlâ ibadetlerimi yapıyor olurdum ve hâlâ sürekli fedakarlık yapıyor olurdum değil mi? annem onun istediği gibi bir kız olduğum için mutluydu, beni bu kadar zıt almamıştı. ama bak şimdi daha özgürüm, şimdi kendi hayatım var. mutluluk ne yazık ki bunlarla beraber ilerlemiyor. çünkü birbirine geçmiş hayatlarımız hepimizin aynı çıkarları olmasına izin vermiyor. dolayısı ile bir şeyler çakıştığında onları dinlersen ödül olarak sana sevgi veriliyor. sevilmek güzel bir şey ama ben artık değerli bulmuyorum. bunun için birçok nedenim de var. sevgisi için delirdiğim ailem farklı fikirlerim yüzünden beni dışlanmaya başlayınca gelişti bu nedenler. sevilmek güzeldir ama sakın sırtını yaslama çünkü her an silinebilir.
    ayrıca, mutlulukla beraber ilerlemeyen diğer şey ise "bilmek". bilen insan mutlu olamıyor, bir kere her şeyin ne kadar anlamsız olduğu gün yüzüne çıkıyor. sonra bir daha bekle ki bir şeyler yapma isteği gelsin. geliyor gelmesine de, o da sorun değil ama bir yerlerde sürekli seni didikleyecek bir şeyler. "o kadar çok şey öğrendik, hâlâ hiçbir şey bilmiyoruz." lar didikleyecek, "doğru olduğunu nasıl bilebilirim ki?"ler didikleyecek. aklın karıştıkça karışacak, doğrunun yolunu bulmaya çalıştıkça kaybolacaksin. işte bu sokaklar sonsuzdur. istediğin kadar kaybolabilirsin. hatta istemediğin kadar. evet, işte bu yüzden mavi hapı seçeceksen (mavi hap ne diyorsan 'i izle. ama eğer mavi hapı seçeceksen Matrix'i izleme) kitap okuma, hiçbir şeyin senin ufkunu açmasına izin verme. mesela herkesin kabul ettiği bir şeyi mi sorgulamaya başladın hemen git telefona bak, televizyona bak. üstüne düşünmene izin verme. eğer bir kere sorular kuşatırsa zihnini, hiçbir kemoterapi kurtaramaz seni. şimdi biliyorum ki sen çok abarttiğimı düşünüyorsun, olayı büyüttüğümü ve her şeyi daha karmaşık yaptığımı. eğer mavi hapı seçeceksen bu düşündüklerin çok doğru. ben büyütüyorum. mavi hapı seçeceksen yarın bu metni okumamış gibi uyanacaksın, merak etme. ben seçemedim mavi hapı, gönül isterdiki seçeyim. herkes gibi biri oluvereyim. ama olmadı, olduramadık.

    bak b.,
    herkes dünyanın hayaller ülkesine benzemediğini söyler. ben de sana tam tersini söylemeyeceğim. burası çok farklı oradan. ama şu var ki; eğer hayaller ülkene inanırsan , onu bir şekilde dünyaya taşırsın. bu yüzden kırmızı hapı seçeceksen hayallerine de inanman gerek.
    biliyorsun ki ben yaşlı biriyim, bu genç bedenin içinde belki de ölmüş biriyim. ama hâlâ kimse cenazeme gelmedi, şimdilik yaşıyorum hayatı.
    kendine iyi bak b.
    umarım her şey dilediğin gibi olur.
    #145399 imnilaying | 6 yıl önce
    0kişiye özel 
  3. tamam.
    kaç yıl oldu bilmiyorum.
    Bir gün aklım çok karıştı, ne olduğunu anlamadım. sanki kafamın içinde çok fazla insan vardı ve orada büyük bir parti yapmışlardı. tüm gece dans etmiş, bol kalorili müziklerle eğlenmiş, içip içip kusmuş, köşelerde kuytularda sevişmiş ve etrafı dağıtmışlardı. sonuç olarak parti sahibi, yani sanırım ben, çok yoruldum ve dedimki : "buraları yarın toparlarım, şimdi uyuyayım." . ve yarın oldu, ben toparlamadım kafamı, bir işim çıktı herhalde ne bileyim. ödemem gereken telefon fatularım vardı galiba. o ay paralel evrendeki Nilay ile çok konuşmuştum, fatura bayağı kabarmıştır muhtemelen onu ödemeye gittim, evet. neyse işte. ben fark etmeden bu partiler çoğalmaya başladı. bulaşık üzerine bulaşık birikti. masraf üstüne masraf çıktı. iş iyiye gitmiyordu farkındaydım ama bilmiyordum ki bu insanları kim çağırıyor. bir bilsem, gidip derim, " bana bak !" derim "yeter artık! git kendi evinde yap partini! benim eve davet edip durma bu insanları!" derim ama bilmiyorum. e gelenler de misafir zaten, denir mi onlara "gidin sizi istemiyorum ben?" diyemedim.
    kafam dağıldıkça dağıldı. artık orası benim kafam değildi, orası şu koskoca evrenin çöplüğü haline gelmişti. e kafamın içi çöpten bir saray olunca ben de çöpçüler kralı oldum. tabiki çıkamıyordum işin içinden. hâlâ çıkamıyorum.
    kaç yıl oldu bilmiyorum.
    ama içten içe çürümeye başlamamın, kurtlanmamın hikâyesi budur işte.
    #145524 imnilaying | 6 yıl önce
    0kişiye özel 
  4. sevgili r,

    aslında umrumda bile olmaman gerekir. çünkü her şey çoktan bitti. bu bir kumardı. ikimizde çok sevimli oynadık. ama aynı zamanda bir Stefan Zweig romanıydı. herkesin eline bakardım oyun boyunca, eller her şeyi ele verirdi çünkü ; yüze bakmaya gerek bile yoktu. senin de ellerine baktım önce, çok güzellerdi. ilk defa bu kadar genç ve güzel eller görüyordum ( bu alemin gizli kamerası olmama rağmen.). sonra senin yüzüne baktım, yine çok şaşırdım. yine her şey çok farklıydı. gözlerinde her şey çok farklıydı. bu kadar genç bir adam nasıl bu kadar yaşlı bakardı? ve sonra sen oyunu kaybettin, hem de hiçbir aptallık yapmamana rağmen ve öyle bir kalktın ki masadan gerçekten ölmeye gidiyorsun sandım. acını içimde yaşadım. seni takip ettim, tutamadım kendimi. sanki atom bombası düşmüş bir şehirde gibi yürüyordun. her şey bitmiş gibi yürüyordun. ama daha çok gençtin? seni bu kadar umutsuz yapan neydi ki? denize bakan bankalardan birine oturdun, yağmur yağmaya başladı. ama sen hissetmiyordun bile. sonrasını biliyorsun zaten, senin derdini dinledim, halledebileceğimi söyledim ve seni bir otele götürdüm. sonra ne oldu? oyunu asıl kazanan sen oldun. çünkü bak şu an ben herkes gibi biri oldum. sen olmadın ama. senin ellerin hala çok güzel. ah.. unutman sorun değil, artık değerli olmamam sorun değil. sadece beynimin uğraşmak isteyeceği kadar basit bir fikirsin. ilkel bir fikirsin. her ne olursa olsun! umrumda bile olmaman gerek aslında, çünkü başkasının kumar masasında kaybediyor rolü yapıyorsun artık. ve sanki sorun olan buymuş gibi yapıyorum ama değil, sorun değil, sorun yok. sadece böyle olsun istememiştim.
    evet.
    ne istediğimi asla bilmedim ama ne istemediğimi her zaman çok iyi bildim.
    ve şimdi, beynimi azat etmek istiyorum. ama bünyemi zayıf düşüren daha ağır bir virüsüm ( hatta belki virüslerim) var. vücudum senin gibi, neredeyse yararlı sayılabilecek bir bakteriye enerji harcamayı öncelik olarak görmeyecek. ve biliyor musun, sıra sana da gelecek, emin olabilirsin. çünkü ben o virüsleri öldürmek için bedenimi yakmayı bile göze alıyorum.
    #145759 imnilaying | 6 yıl önce
    0kişiye özel 
  5. Burası benim gerçek ailem ile birlikte yaşadığım yer, zihnim. Zibilyon tane çocuğum var ve bazen çok ses çıkarırlarsa, komşular huzursuz olursa onları uyarırım. Onları uyuturum. Bazense onları uyutamıyorum. O zaman mahvediyorlar beni, canıma okuyorlar. Bazen onlara cezalar vermek zorunda kalırım , bazen ödüller verdiğim de olur. Onları korurum, onları severim, onları beslerim. Onları eğitirim, onları büyütürüm ve sonra kendi hayatlarını yaşamaları için izin veririm. Bir sürü çocuğum vardır çünkü bu gerçeklikteki en hızlı üreyen hayvan benim. Ve bir eşim de yoktur. Ama belki olur . Asla ona ihtiyacım olmayacak. Çocuklar babalarını sorarlarsa da onlara gökyüzünü gösteririm. Herkesin ay dedesi, benim çocuklarımın ay babasıdır. Ve bazen çocuklarımın çocukları olur. Torunlarım.Böylece milyonlara ulaşır bilgilerim, kodlarım...
    Bazen zihnimin kapısını çalarlar, hemen gidip kapının deliğinden bir bakarım. Bir sürü düşmanım vardır, bu yüzden hemen açamam kapıyı. İyice kontrol ettikten sonra dışarıdakini, hakkında verdiğim yargıya göre içeri alırım ya da yollarım. Bazen dilenciler gelir, bazen ürün satmak için manipülatörler gelir, bazen arkadaşlarım gelir, bazense düşmanlarım zorla girmek ister içeriye işte. O zaman hemen gardımı alırım. Zaten kimse benim dikenli duvarlarımdan içeriye sızamaz. Ama kapı olmadı bacadan gelenler de var, onlar için de tuzaklar kurdum artık rahatsız edemiyorlar .
    Dostlarım dedim, onlardan bahsetmezsem olmaz. Dostlarım beni ne zaman düşsem kaldırır. Asla bana ihanet etmez. Edemezler de, çünkü onları ben öyle yarattım. Dostlarımı ben yarattım. O fikrin aklıma gelmesine neden olan acı olayı ne zaman düşünsem gülümserim artık. Çünkü benim gibi insanlar , geçmişlerine baktıkları zaman gülümsemeyi hak ederler. Üzülmeyi değil. Bazı çocuklarım, buna karşı çıkıyor. Ben.. Bazen onları öldürürüm.
    Ben bazen onları söndürürüm. Çünkü bazen bir ateşe dönüşür, bahçemdeki ağaçları yakmak isterler. Bazen onları kuruturum, sel olup beni boğmak isterler. Ama şimdi bunlardan bahsetmeyi bırakmalıyım. Çünkü benden daha fazla ekmek isterler.
    #147606 imnilaying | 6 yıl önce
    0kişiye özel 
  6. anlam arayışı yolunda hızla ilerleyen bir fareydim, kobay olduğumu bilmiyordum, varacağım yerle birllikte yürüdüğüm yolun da bir anlamı olduğunu bilmiyordum. sonra bir tabela gördüm ve okumayı öğrendim. sonra bir ses duydum ve dinlemeyi öğrendim. ufuk çizgisini gördüm görmeyi öğrendim ama anlamayı bir türlü öğrenemedim. hiçbir şeyi asla anlayamadım. ne tanrıyı ne matematiği, ne insanı ne doğayı... aklımı anlayamadım. şaşırıp durdum, çünkü cahildim. ve öğrendikçe çoğalan bu cahilliğim bana sadece asla sonu gelmeycek bu yolu vaat ediyor. yeter de artardı bile benim gibi bir fareye ama olmadı. rüzgar çıktı , yağmur yağdı, güneş yeri geldi ağzımıza sıçtı... en nihayetinde ben de fareyim. okuma yazma öğrenmem bile fazlaydı. yola benimle birlikte başlayan diğer fareler şu an o yolu tamamladı, ben daha yarısına gelemedim. asla da bitiremeyebilirim...
    #172698 imnilaying | 5 yıl önce
    0kişiye özel 
  7. o kadar fazla soru soruyorum ki cevaplamak için şans bile bırakmıyorum kendime... arada bir iki cevap geliyorsa onlar da çok kötü zaten. olmaz Nilay, böyle olmaz bu işler. öylesine sıkkın ki canın. aslında gözlerini açık tutmak bir eziyet. bıktın artık ve pes etmek için bahane arıyorsun, buluyorsun da. anlamadın hiçbir şeyi, neden anlamadın ki? herkes senden çok umutluydu? ortada bir yalancı var anlaşılan. sen misin yalancı, herkesi kandırdın, ortada umut edilecek bir şey gibi yaptın? yoksa onlar mı seni kandırdı, sende ışık varmış gibi davrandı? kusmak istiyorsun değil mi? keşke kussan... kussan ve tüm endişelerin de gitse. ağlamak da istiyorsun. ama kimse inanmaz senin göz yaşlarına. işin kötüsü artık sen de inanmıyorsun. tam ağlayacaksın, yerin dibine batacaksın bir ses yankılanıyor beyninin içinde " bıktım senden!" aynen öyle. bıktık senden. her şeyden bıktık. nefret ettik. suçu kime atsak bilemedik. suçu birine atsaydık, bu yükü omuzlarımızda taşımaz, altında da ezilmezdik. suçu birine atsaydık bellki en azından kaybetmemiş gibi yapabilirdik. ne olacak halin senin...
    #184144 imnilaying | 5 yıl önce
    0kişiye özel 
  8. "olmak ya da olmamak"tan ziyade "mış gibi yapmak ya da yapmamak"a katılıyorum. çünkü bence aslında bizler olmak/olmamak fiilinden münezzeh varlıklarız. bunu çok fazla cümlede kullandık, artık bundan münezzeh olduğumuzu düşünmek çok zor biliyorum. fakat diyorum ki, "ben olmak diye bir şey var mı yoksa ben benmiş gibi mi davranıyorum?". çok ince çizgiler, doğru bir şekilde anlatması o kadar zor ki... sanki birinin portresini yapıyor gibiyim şu an, o doğru karartıyı doğru yere koymaya çalışan kişi.
    mesela ben olmak ve benmiş gibi yapmaktan devam edelim ; ben olduğum zaman, kalıp bir varlığa dönüşüyorum. bu bedenden oluşan ve belki sonsuz ama eninde sonunda belli fikir ve duygulardan oluşan sabit bir varlığa dönüşüyorum. somut bir varlık oluyorum hatta. tahmin edilebilir oluyorum çünkü ben olmak demek, belli başlı bir şey olmak demektir. eğer belli başlı bir şey olmasaydım, çözümlenemez olsaydım o zaman ortada olmaktan bahsedeceğim bir ben olmazdı. çünkü ben olmak diyerek bu ben kişisini bir kalıba sokuyorum.
    ama ben böyle olduğumu düşünmüyorum. hatta hiçbirimizin de böyle olduğunu düşünmüyorum. en basit, en normal gibi görünen insanın bile o olmadığı bir nokta vardır. hatta bu normallik o noktanın travmasından oluşuyor bile olabilir.
    gelelim benmiş gibi davranmaya...
    benmiş gibi davranmaksa şöyle demek, "şu an benmiş gibi davranarak belli bir kalıba göre davranmış oluyorum. fakat birazdan benmiş gibi davranmayı bırakabilirim.".
    böyle olsaydık belki birbirimizi hiç kandırmamış olurduk. şu an birbirimizi bildiğimizi sanıyoruz ama bence kimse kimseyi tanıdığını sandığı kadar tanıyamaz. kimse kendisini bile o kadar tanımıyor. niye emin konuşur bir insan kendinden? bu bir şeyin hayaline sımsıkı tutunmaktır. o kadar istersin ki gerçek olsun, gerçek olmuş gibi yaparsın. kimse zeki olamaz, güzel olamaz... herhangi başka bir sıfat olamaz. nedeni ise çok açık ama hâlâ anlatamamış gibi hissediyorum. birbirinin aynısı binlerce cümle kurarak anlatabilmiş gibi yapmak istiyorum. çünkü zaten, anlatmış olamam.
    #190862 imnilaying | 5 yıl önce
    0kişiye özel 
  9. *
    çok iyi olmadı ama deneme denemedir
    #191949 imnilaying | 4 yıl önce
    0kişiye özel 
  10. *** yeni videoo
    #192058 imnilaying | 4 yıl önce
    0kişiye özel 
  11. bence karşı tarafın bizim hakkımızda ne düşündüğünü düşündüğümüz kendimiz hakkında ne düşündüğümüzdür. mesela ben yeni tanıştığım birinin benim iyi biri olduğumu düşündüğünü düşünüyorsam, iyi biri olduğumu düşünüyorumdur. çünkü ancak çabaladığımız şeyler, niyetimiz ve gerçekte olduğunu düşündüğümüz şeyler için bir beklentide bulunabiliriz. araba alacak parası olmayan birinden size araba alması beklentisinde bulunmazsınız ya da illaki benzer örnek olsun diyorsak; Rusça bilmeyen biriysek öğrenmedikçe kendimizden Rusça konuşma beklentisi içinde olmayız.
    bununla birlikte karşı tarafın bizim hakkımızda ne düşündüğünü düşünerek bir tahminde bulunmuş oluruz. tahminlerde hata payı vardır ve sanırım bu olaydaki en büyük kârı, karşı tarafın hakkımızda düşündüğü şeyi bilmekten değil; karşı tarafın hakkımızda ne düşündüğünü düşünerek kendi hakkımızda ne düşündüğümüzü bulmaktan kazanırız. bu iletişime değil kişisel gelişimimize bir katkı olur fakat dolaylı yoldan iletişimimizi de güzel etkileyecektir. tabi burada ulaştığımız sonucu nasıl değerlendirdiğimiz de çok önemli. hepimiz yeri geldiğinde kendimizi çok pohpohlayabiliyor ya da gereksiz derecede yerebiliyoruz. hâl böyleyken kendi içimizde kurduğumuz mahkemelerde yargıladığımız benliğimize yaptığımız haksızlıklar bize daha çok zarar verebilir. ki yaptığımız haksızlıklar derken kendimizi pohpohlamayı da dahil ediyorum çünkü hiçbirimiz mükemmel varlıklar değiliz ve bunu kabullenmek yerine bunu unutup kabullendiğimiz ideal kişilik asıl olduğumuzdan daha iyi değil. bu da asıl olduğumuz kişiye yapılmış bir haksızlıktır çünkü kendisi olarak dışarıya çıkmayı hak edecek kadar değerli bir öz. en azından, ben eninde sonunda insan olduğumuz gerçeğini unutmamaya çalışarak böyle düşünüyorum. yaptığımız ve kötü olduğunu düşündüğümüz şeyler bizdendir ve kötülüğü nasıl değerlendirdiğimizle ilgilidir ama bu özü zedelemez. çünkü kötülük eyleme döküldüğünde ona etki eden tek şey özümüz değildi. hatta birçoğumuz için diyebilirim ki özümüz işin içinde bile değildi. sanırım konuyu saptırdım bayağı... düşünüyorum öyleyse yazayım dedim. iyi günler diliyorum sözlük.
    #193931 imnilaying | 4 yıl önce (  4 yıl önce)
    0kişiye özel 
  12. ***

    dostlar aslında bilmiyorum buraya bu linki atmam belki hoşunuza gitmeyebilir, eğer öyleyse bu metni oylayarak bunu belirtin çünkü burası bir reklam panosu değil ben sadece belki hoşunuza gidebilir diye düşünüp atıyorum. ayrıca... hazır gelmişken biraz içimi dökmek de isterim tabi...
    bu aralar hiçbir derdim yok. kendi alanımdan birinin yanında sekreterlik tarzı bir iş buldum ama devam etmemin bir kesinliği yok. bana kalsa ben hep orada olmak istiyorum. oradayken çok mutluyum çünkü istediğim atmosferin içindeyim ama sanki onun bazı kaygıları var gibi ve her an benden bu yetkiyi alabilirmiş gibi hissediyorum. hiç istemem bunu. o kadar ihtiyacım var ki o işe para vermese gönüllü gel dese gelirim ama çok vicdanlı biri. tam da bu yüzden korkuyorum. çünkü onun işi de yeni ve beni suistimal ettiğini düşünürse bir şekilde devam ettirmez bunu. ben tüm bu hissettiklerimi ona iletmenin bir yolunu buldum ama ve yaptım da. umarım bu durum kesinleşir.

    bir başka mutlu olduğum yer sosyalleşmeye çalışıyordum çünkü alanım benden bu yeteneği ister. başarıyorum. ve de başarırken bazen başıma cebelleşmek istemediğim bazı dertler alıyorum. kimseyle flörtleşmek gibi bir amacım yok mesela ama yanlış anlaşıldım kaygısı taşımamı sağlayacak teklifler geliyor. keşke bu konular net konuşulabilse.

    peki tüm bu saçmalıkları anlatırken beynimde neden bob marley'den don't worry çalıyor? beynim bana mesaj vermeye çalışıyor olabilir mi?

    tam istediğim gibi hayatımın iplerini elime almaya başladım. örneğin geçen gün eve 12'den sonra geldim ve ebeveynim bana kızmadı (burada sitcom tarzı bir kahkaha sesi hayal ederseniz iyi olur).

    bir de kendi üstüme bir şeyler alıyorum mesela geçen gün eve wifi çektirdim ve tüm sorumluluğu bende. ama çok unutkan biriyim ben. ya bir şeyleri unutursam?
    mesela yarın ales başvurusunu yapmayı tekrar denemem gerektiğini 5 dakikalığına unuttum. 5 dakika unutan yarın da unutur. ufff!!!!

    hayat istediğim gibi gidiyor ve ben hepsini kaybetme korkusu yaşıyorum. çünkü biliyorum hep böyle olur, inişler, çıkışlar.. sadece çıkarken mutlu ol, inerken de kendini yıpratmayacak şekilde üzül. ama ben anlamıyorum ki !

    hocam benden geçen yazımı ingilizce anlatmamı istedi ve ben mesajımın sonuna kalp koydum. bu konu aklımı karıştırıyor. çünkü bir önceki metnime çok güzel falan dedi 1 tepki verdi. buna hiçbir şey yazmadı... acaba yalakalık yaptığımı mı düşündü, yoksa haftasonu böyle şeylerle uğraşmak mı istemedi? bundan endişe duymuyorum ama ben yanlış bir şey yapmadım.

    nedense kendimi kötü hissetmek için sebep arıyor gibiyim. galiba mutlu olmaya alışık değilim bu yüzden beynim reddediyor. eh 2 yıldır stres içerisindeydim rahatlamayı, kaygılarımın azalmaya başlamasını tanıdık bulmadığı için engellemeye çalışması normal.

    en iyisi biraz dinlensin yazık ona. benim beynim olmak çok zor bir şey eminim o da memnun değildir benim elimde olmaktan. yani. kendi elinde olmaktan.
    #203789 imnilaying | 4 yıl önce
    2kişiye özel 
  13. ***
    bu sefer six feet under söyledim
    geçen sefer eşit oy kullandınız bu yüzden atıyorum . fazla kasmaya gerek yok zaten beğenmiyorsanız bu durumu beni engellersiniz şimdi düşünüyorum da sormam bile biraz gereksizmiş.
    iyi geceler hepinize .
    #224186 imnilaying | 4 yıl önce
    4kişiye özel 
  14. peki ben böyle bir gecede uyuyabilmek için var edilmiş olabilir miyim cidden? zerre kadar önemi olmayan art arda sıralanmış milyonlarca anı yaşamak için yaratılmış olunabilinir mi?
    2000 sayfalık kitaplarda bile basit anlar bulamazsınız. tanrıyı bu bile öldürmeye yeter.

    tanrıyı öldürmeye ve yalnızlığı kabullenmeye... ölmeseydi de yalnız hissederdin ama, kelin ilacı olsa kafasını sürerdi. tanrıdan daha yalnız olabilir misin? yalnızlığı aşabilmiş değildir tanrı.

    yalnızlıktan daha evvel kimse de yoktur zaten... yalnızlık... bir anın sonsuz olduğunu düşünürsek art arda sıralanmış her bir an bile yalnızdır.

    zaman daha çaresiz bırakır insanı, hiçbir şekilde provasını etmediğin bir sahnede doğaçlama oynuyorsun, oyuna başlayana kadar herhangi eğitim de almadın. ve bir şey daha... asla tekrar edemezsin, asla başa alamazsın. bir kere gelmiştir, geçmiştir ve sonsuza kadar kilitlenmiştir...

    en dayanılmaz olanı var olmaktır. yalnızlığı bazen hissetmezsin, zamanı bazen fark etmezsin ama var olmak nesneni oluşturuyor. sadece nesnenini de değil!
    var olmanın ağırlığı altında ezilirsin yine de var olduğunu göstermek için çırpınır durursun. benim bunları yazmam gibi.

    ölümse tüm bunların yanında karanlıktan oluşan bir melektir. korkarsın ama ondan başka kim sana bilinmeyini vaat ediyor? geri kalan her şey migrenini azdırır ama o uyaranı azaltır. en tuhafı da o varken sen yoksun, sen varken o... belki de öldüğümüz zaman karanlığa eklenen parçalarızdır.

    bir kere tavandan siyah bir sıvı sızmıştı, bunun ölüler olduğunu düşünmüştüm. tavandan evime ölüler sızmıştı ama ben onları hiç duymamıştım.
    #228662 imnilaying | 4 yıl önce (  4 yıl önce)
    7kişiye özel 
  15. görüntü açısından ve diğer pek çok açıdan kaliteli olmadı ama dinlemek isterseniz ninni söyledim bu sefer.. iyi geceler...
    #229248 imnilaying | 4 yıl önce
    0kişiye özel 
  16. oooooff çok çirkin hissediyorum kahretsin niye böyle tiksindim kendimden durup dururken ya ne sorunum var şu an benimle?
    kızım kendine gel, güzel olmak zorunda mısın sen?
    değilim değil mi?
    değilsin tabiki.
    ama olmak isterdim.
    niye isteyesin ki?
    çünkü insanlar güzel insanları seviyor.
    sevgisine ihtiyaç duyduğun bir insan var mı peki?
    ihtiyaç değil de..
    ee?
    böyle yürür mü ki bu iş?
    ne işi?
    yani hayat, böyle yaşanır mı?
    niye nesi var ki?
    bilmiyorum sanki sen böyle hissedince seni normal görmüyorlar.
    görmesinler, her şey normal zaten ben farklı olayım işte.
    ama bugün ablam ne dedi?
    ne dedi?
    kendini kandırmadığından emin misin dedi ya.
    değilim ama hiçbir şeyden emin değilim ki!
    bu bir sorun olabilir.
    yokkk sorguluyorum diye dedi öyle. dedi ya hatta böyle hayat mı yaşanır, beynin neden bu kadar güçlü. kendine izin ver dedi ya.
    benim beynim niye böyle harbiden.
    mutsuz musun bu durumdan? sana bahşettikleri hoşuna gitmiyor mu?
    gidiyor ama bu asla ezbere yaşayamam demek.
    eee?
    hep kendi yolumu bulmak zorundayım.
    nesi kötü bunun?
    değil, yorucu.
    hayat öyledir.
    ben ekstrayım.
    değişmek mi istiyorsun Nilay, farklı mı olsun istiyorsun açık açık söylesene.
    bilmiyorum, hayır istemiyorum ama tadını alamayacağım çok şey var gibi geldi.
    sadece biraz sabret.
    ne için, sen engel olmayacak mısın yine bana.
    ben olmayacağım.
    evet ben olacağım yani ne fark eder yine kesmeyecek miyiz yolu?
    kesip kesmeyeceğimizi görmek için sabredeceksin işte canım.
    bana canım deme.
    ne diyeyim orospu mu diyeyim, illa ki hakaret etmem lazım değil mi mutlu olman için.
    hayır.
    ne hayır yahu canım demem seni niye rahatsız ediyor?
    çok şekerli, ballı yani öğk anlıyor musun...
    hayır seni ben bile anlamıyorum. kötü bir şey deseydim bana boyun eğerdin, seni sevince rahatsız oluyorsun. sonra neden kendini çirkin bulduğunu sorguluyorsun.güzel hissetmeyi hak etmediğini düşünüyorsun çünkü nilay.
    ama neden böyle düşüneyim ki, ne oldu da bu noktaya geldim?
    bilmiyorum Nilay, hiç bilmiyorum hatırladığında seni hıçkıra hıçkıra ağlatacak o anının ne olduğunu bilmiyorum.
    gidiyor musun?
    başka dertlerin de mi var?
    evet ama o yüzden sormadım.
    neden sordun?
    çünkü sen gidersen yalnız kalacağım.
    zaten yalnızsın.
    ama sen benimle konuşunca daha az tedirgin hissediyorum.
    ne demiş Ni---
    evet evet biliyorum insan kendine yetebilmeli zırvası
    haksız mı, niye zırva olsun?
    çünkü insan kendi kendine yetse bils bunu tercih etmek istemeyebilir.
    tamam, bu bir tercih meselesi ama bu noktaya gelmeden önce kendi kendine yetmek zorundadır.
    neden?
    yoksa hep bir boşluk olur içinde, yalan mı, olmadı mı?
    hep aynı şeyi derler.
    ne demişlerdi?
    sen gerçekten sevmemişsin çünkü, diyorlar.
    hmm ilginç, neye göre diyorlar ki bunu acaba?
    ne bileyim herhalde semptomlar aynı değil diye.
    onlar ne semptomlar göstermiş?
    çok umursuyorlar, ne mesaj atacaklarını bana soruyorlar ya .
    he evet. doğru.
    hff ne oldu şimdi? bu mudur ?
    bilmiyorum ya, kendini yetersiz hissetmekle karıştırmışlar bence.
    çok mantıklı dedin, işte bu yüzden gitme istiyorum. bak hep mantıklı şeyler söylüyorsun bana.
    sen de söyleyebilirsin kendi kendine? neyin eksik benden.
    söylememeyi tercih ediyorum.
    neden ki?
    hasta olmak hoşuma gidiyor sen yokken, senin geri gelmen için bir şart oluyor.
    sanırım sağlıksız bir ilişki kurmuşuz nilay, böyle olmamalıydı.
    biliyorum, seni gerçekten anladığımı göstermek için iyi olmaya çalışacağım. artık gidebilirsin istersen.
    aferin sana, hadi ben kaçtım o zaman, kendine iyi bak
    sen de..
    #232454 imnilaying | 4 yıl önce
    3kişiye özel 
  17. yeni videomu yükledim abilerim ablalarım aman izlemeden geçmeyelim
    #235658 imnilaying | 4 yıl önce
    0kişiye özel 
  18. keşke kaçıp gitmek mümkün olsa, mutsuzluğumun kaynağı bazen güneş oluyor. keşke bu kadar zavallı olmasam, aciziyetimin kaynağı bazen güneş oluyor. keşke kendim olabilsem güneşin yanında ama kendim olmamayı tercih etmiş olsam da duramam güneşin yanında. hem kendim olmasam ve yanmadan duracak olsam da ben durmuş olmam ki güneşin yanında. güneşi dünyadan baktığımda sevebiliyorum, o bile bazen ağır geliyor. güneşin en güzel anı bulutların arkasında durduğu zaman. tabi bu dünyadan bakınca, en güvenli yer. Güneş bir tek o bölgedekini üzmüyor. başka yerden bakınca buzdan ya da ateşten cehennem oluyor. güneşin zamanı var, patlayacak tükenince. hatta sanırım yavaş yavaş patlamaya başladı. en iyisi güneşi hiç görmemiş olmak. hiç görmeseydim karanlıkta olduğumu bilmezdim, gözlerim alışırdı ve yönümü bulabilirdim.
    güneş neden böylesin? çok çaresizim senin karşında... neden nefes almama izin vermiyorsun? istemiyorum ki ben seni. hayrandım ben sana, öyle sanıyordum ama kendimi kandırmışım . güneş sen sadece beni kendine katmak istemişsin, beni kabul etmemişsin. neden ? beni neden yok etmek istiyorsun? seni sevmeme izin vermedin neden? gözümün sana alışmasına izin vermedin neden?
    güneş sen diyorsun ki ben senin ışığını kesmedim. ama benim hiç ışığım olmadı ki . olmayan bir şeyi kesmediğin için sana teşekkür etmemi mi bekliyorsun? güneş ben artık senin ışıklarını da istemiyorum. gözle göremiyordum, bu yüzden bulamıyordum bana ne zarar verdiğini ama bilim adamları açıkladı, radyasyon yayıyormuşsun.
    ayrıca öğrendim ki tek güneş sen değilmişsin.
    ben hep bir ışık aradım ama ben bir ışık aradım diye gelmedin sen bana. sen sadece varlığını tüm otoritenle kabul ettirmek istedin. benim aradığım ışık sen olamazsın güneş. lütfen artık çık benim hayatımdan.
    #238132 imnilaying | 4 yıl önce
    0kişiye özel 
  19. 18-19 yaşında her şeyin ne kadar anlamsız ve boş olduğunu fark edip duygularımı yitirmiş olamam değil mi? kendimi acayip özgür hissediyorum bu şekilde ama düşünüyorum da nasıl tat alacağım böyle devam edersem hayattan? ama özgürsün işte, istediğin yoldan gidersin. hiçbir şeye bağlı değilim, hiçbir his beni yerime sabitleyemiyor. kimseye olan sevgim bana taviz verdirtmiyor, kimseye olan nefretim bana aptalca hamleler yaptırmıyor. kimseye olan ihtiyacım beni aciz yapmıyor, kimsenin bana olan ihtiyacı beni düşündürmüyor . bunu ben tercih ettim, pişman değilim. bende bir duyguya neden olan tek şey benim. kendime bakıp heyecanlanıyorum, kendim için üzülüyor, kendim için gurur duyuyorum. bu sağlıklı olan kendi kendine yetme şekli mi yoksa savunma mekanizması mı anlayamıyorum. eğer savunma mekanizması ise de ne beni bu kadar incitti hiç bilmiyorum. bir sorun varmış gibi de hissetmiyorum. neden anlatma ihtiyacım var çünkü bir sorun yok çünkü hiçbir anlam yok. ortada sorun yaratacak kadar bile anlam yok. depresif de değilim mesela. ölmek falan istemiyorum. memnunum yaşıyor olmaktan ama yarın öleceğimi bilsem üzülmeyeceğim de. belki denemediğim şeyler için üzülürüm biraz.
    ama işte tüm bunların verdiği özgürlüğü düşününce, bana nasıl geniş bir uzay açtığını ve o uzayda yayılabileceğimi hayal ettikçe... her yeri ben dolduruyorum, sonunda kalın olmak zorunda değilim, içimde toplanmak zorunda değil, sonunda genişleyebilir. istediği kadar yer var, sonsuz olsa bile sıkıntı çıkmayacağı, serbest kalacağı bir yer var sonunda. kimseye zarar veremez, kimse ona zarar veremez... ses yok?
    böyle diyorum ama bazen hissediyorum. ama yine de kendimle ilgili olduğunu fark ediyorum peşinden gidince.

    içimde bir sert olma isteği var, moralini bozmak istiyorum insanların bazen. iplerini elimde tuttuğumu hissettirecek hamleler yapmak.. oyunu kazanmak istiyorum. onlar nerede olduklarını bile anlayamazlarken ben onların koordinatlarını biliyorum. duygulardan uzak olduğum için onlarınkini de samimi bulmayarak zaten ortada kırılacak, dökülecek bir şey yokmuş gibi yapıyorum.
    bu bir öfke göstergesi ama neyin öfkesi anlamıyorum. bir hayal kırıklığım var hayatla ilgili.
    şimdi böyle kabul ettiğime bakmayın, biri gelip öfke göstergesi dese bunun gerçekçi düşünmek olduğunu anlatan paragraflar döşerdim.
    ha bu arada tüm bu saydıklarım düşünce, bunları hayata geçirmemek için kendimi durdurmaya çalışıyorum. zaten geçirecek kadar yetenekli miyim bilmiyorum.
    insanlardan övgü almak için bir şeyler yapıyorum mesela, sonra övgüyü alınca daha da sinirleniyorum. ya aslında o kadar ortada ki sorunum, tam olarak bu yüzden görünmüyor galiba bana.
    daha yüksek bir oyun istiyorum, benim kraliçe olduğum değil de asker olduğum bir oyun. daha büyük bir şeyi yendiğimi düşünmek bana zevk veriyor.
    kendime küçük tanrılar belirleyip onlardan daha iyi olup zevk alıyorum.
    sonra dönüp okuyunca ama abarttığımı düşünüyorum.
    normal, nopnormal bir insanım.
    sadece benim hayatı yaşanılabilir kılmak için seçtiğim yol farklı.
    ben hayatı hayal ederek çekilir yapıyorum, diğer insanlar hissederek çekilir kılıyor.
    tüm bu söylediklerim benim sadece karanlık yanım olabilir, peki ya beni seven insanların şahit olduğu taraf? onlar bu tarafımı sadece seziyorlar, bana duydukları sebepsiz güvensizliğin ve de her seferinde tekrar güvenmeyi denemelerinin sebebi benim sözlerim değil de bu dengesiz kişiliğim galiba.
    ya da mantıklı oldukları için bir kere yalan söyleyen birinin her zaman yalan söylemesi gibi bir koşulun olmadığının farkındalar.
    bana göre öyle değil.
    bana göre hiç yalan söylememiş biri bile her cümlesinde yalan söyleme ihtimali ile yaşar. sadece bir başkası ile kıyaslayınca onu daha güvenli bulabilirim ama asla yalan söylemeyeceğini düşünmem.
    ve ne tepki vereceksem yalan söylüyor olsa da, doğru söylüyor olsa da uygun konumda olur.
    kendimi çok iyi ifade ettiğimi söylüyorlar.
    kendimi çok iyi ifade etmiyordum, onların anlayacağı dilden konuşuyordum. onları çok iyi ifade ediyordum.
    lisede 4 yıl ingilizce eğitimi gördüm, doğru dürüst ingilizce konuşamıyorum diye hayiflanirdim. 19 yıldır bu bedenin içinde yaşayıp kendimi bile anlamamam daha komik galiba.
    #239288 imnilaying | 4 yıl önce
    0kişiye özel 
  20. YENİ ŞARKI ATTIM LÜTFEN İZLEYİN DOSTLARIMMM
    #240220 imnilaying | 4 yıl önce
    0kişiye özel 
  21. tamamen içime dönmek istiyorum, herkesi bırakmak... bir sorun var. göremiyorsam nerede diyemez miyim? sorunum bana kendini ispatlamıyor, agnostik olamaz mıyım?
    kelime oyunları ile birlikte saçmaladığımı biliyorum. keşke uzaklaşabilsem yine de ... yeni bir şey keşfetmeye açık değilim şu an, çünkü etrafım kaplı. uzaklaşırsam belki kendimi anlayabilirim hem.
    bu umutlar yersiz mi?
    yarın bir paket sigara alacağım, yarın kırmızı oje süreceğim, yarın kürk giyeceğim ve yarın altından bir kolye takacağım. yarın ayağımda topuklu rugan ayakkabılar olacak. hanımefendi boyunda bir elbise giyeceğim. saçım birden göğsüme kadar uzayacak yarın, ve onlara yüksek dalgalar vereceğim. saçlarım karamel rengi olacak. belki elimde bir kadeh de olur yarın. ama içinde beyaz şarap olacak. çok fazla kırmızı içtim. artık dudaklarımdan kan tadı alıyorum. belki yarın bir avcı olarak uyanırım. belki yarın dünyayı izlemeyi bırakırım.
    #241016 imnilaying | 4 yıl önce
    0kişiye özel 
  22. gerçekten kalbimde hissediyorum umutsuzluğu. tam olarak kalbim sıkışmaya başlıyor bu ruh haline girdiğimde. kendimden istediğim şeyi biliyorum. onu görmezden gelmiyorum ama şu an bunu yapmamam gerekiyor kaldı ki yapamam istesem de ve bunu kendime anlatamıyorum. küçük bir çocuk gibi davranıyor. asla anlamıyor yapmam gerekenler var, olmam gereken bir şeyler. benimle savaşma artık, bana daha fazla argüman üretme. kararsızlık yüzünden bir adım bile ilerleyemiyoruz. ben bu savaşı bırakamam çünkü senin gerçekleri görmediğini biliyorum. hayal dünyasında yaşıyor olsak elimi bile sürmem yönetime ama ne olur artık bırak tahtı ben alayım. çünkü gerçek dünyada yaşıyoruz. hayır bana rüyada olmadığını nereden biliyorsun deme, bana gerçekliğin ne olduğunu bile bilemeyeceğimi söyleme. bana bilmediğim şeyi bilmiyor olduğumu anlatmaya çalışmaktan vazgeç. bunları görebiliyorum ama durumlar değişmiyor yarın sabah yine burada uyanmayacak miyim? yarın sabah yine olmak istediğim şeyler için hiçbir şey yapmadığımı görmeyecek miyim? ben sağlıklı olmak istiyorum sen beni mahvediyorsun bana karşı çıkarak lütfen ...
    #246124 imnilaying | 4 yıl önce
    0kişiye özel 
  23. yeni bir video ile geldim bu sefer
    ve de sevgili kulzos sakinleri biliyorum buraya hep depresif şeyler yazıyorum ama burası genelde benim hep son noktada geldiğim bir yer oluyor. Hep böyle değilim yani, genelde iyi ve mutluyum hatta palyaço falan bile oldum yani öyle düşünün
    #247676 imnilaying | 4 yıl önce
    2kişiye özel 
  24. ben kimeee bağlanmışıım
    ağlıyoruuum giiizliiicee
    #251373 imnilaying | 4 yıl önce
    4kişiye özel 
  25. Ulan öküz Nilay! Senin ne haddine ilişki yapmak. Bir yerde aşk yaşanacaksa onu biz getiririz , cinsellik katılacaksa onu da biz yaparız. Senin iki temel görevin var; birincisi geleceğini temin etmek ve ikincisi de oy vermek zamanı gelince seni çağırdığımızda çıkarıp oyunu basmak!
    #251414 imnilaying | 4 yıl önce
    0kişiye özel