1. sözleri ve müzikleri 'a ait olan, mustafa kemal'in mektuplarından ve notlarından yararlanılarak kendisinin ağzından kronolojik bir şekilde hayatının anlatıldığı '' adlı albümün 14. şarkısı. www.youtube.com/...
    sözleri :

    Yola çıkarken, apotlerimi koparmıştım,
    Artık rütbesiz bir er bile değildim.
    Emir ve komuta zincirinin ne olduğunu
    askerler iyi bilir.
    Artık halktan biriydim,
    Tek gücüm ihtilalci olmamdı.
    Boynumuzda idam fermanı bulunan bir ihtilalci.
    Bütün evraklar, yazışmalar, resmi olarak yaverimdeydi.
    Ama o da istifa ettiğine göre “Ben” dedi, ''bu evrakları şimdi size veremem, ne olacak?
    Bütün bunları bir başka komutana vermeli.''
    Önce kendimi toparlayamadım.
    Rütbesiz bir ihtilalciydim,
    Haklıydı ama bir yerde de
    bu işin eylemde bir yeri var mı diye kalakalmıştım.
    Ertesi gün odaya Karabekir Paşa geldi.
    İki adım uzakta topuklarından gelen bir selam verdi
    Ve öylece devam etti: “Komutanda bulunan herkesin size saygılarını arz ediyoruz.
    İhtilalin doğal komutanı sizsiniz. Emrinizdeyiz.”
    Kucaklaştık...
    Çağımızın çok fevkinde olan işlere kalkışmak, hüsran olabilirdi.
    Kısa zamanda parlak başarılar elde edebilirdik ama
    sınırları genişletmek istemiyordum.
    Ulusal sınırlar içinde, sağlıklı bir devlet kurarak,
    benden sonra da sağlam kalacak siyasi bir sistem bırakmalıydım.
    Misakı Milli...
    Arkadaşlarla bazen tartışırdık.
    Bazıları eski sınırlara kovuşmak isterlerdi,
    Hatta daha da ötesine...
    Oysa ben,
    sömürgeciliğin, yayılmacılığın er geç hüsranla sona ereceğini biliyordum.
    Amaçlarıma adım adım gitmeliydim.
    Halkıma ters gelecek düşünceleri defalarca düşünmeliydim.
    Danışmalıydım ama karar verince de
    asla geri dönmemeliydim!
    Erzurum’a varınca, ilk hedefim, kongreyi toplamaktı.
    Bu, Anadolu ihtilalin meclisi olacaktı.
    Ateş, orada yakılacak.
    Sabahlara kadar çalışırdık.
    Her şeyi adım adım planlamak gerekiyordu.
    Günlükleri yazmaktan yorulunca, Mazhar’a yazdırırdım.
    Sigaramın acı nefesi, tatlı hayalleri gerçekleştirecekti.
    ''Bu sırları şimdilik sakla
    ve yaz:
    Padişah ve hanedan yok olacak
    ve Cumhuriyet kurulacak!
    Yaz:
    Fes kalkacak!
    Yaz:
    Uygar milletler gibi şapka olacak!''
    Bazen, ''bunlar fazla hayal değil mi?'' derdi.
    ''Yaz.'' derdim, ''devam et.
    ''Latin harfleri olacak!
    Yaz:
    Kadınlara özgürlük, seçme seçilme hakkı!''
    Seneler sonra, ikimiz de yazdıklarımızı unutmamıştık.
    Şapka devrimini gerçekleştirdiğimizde,
    benim de, Mazhar’ın da, Diyanet İşleri Başkanının da başında birer şapka vardı.
    Göz göze gelmiştik. ''Mazhar'' demiştim, ''Kaçıncı sayfada kaldık?''
    #141484 pretending | 6 yıl önce (  6 yıl önce)
    0şarkı