1. Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı.

    Örnek kullanım: Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı. (H. E. Adıvar)
    #130669 tdk | 6 yıl önce
    0genel terim 
  2. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan.

    Örnek kullanım: Kuru çöl. Kuru tepeler.
    #130670 tdk | 6 yıl önce
    0genel terim 
  3. Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı.

    Örnek kullanım: Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar. (R. H. Karay)
    #130671 tdk | 6 yıl önce
    0genel terim 
  4. Döşenmemiş, çıplak.

    Örnek kullanım: Salih Reis, dört kuru duvardan ibaret fukara kapısından gördüğü mavi denize baka baka ölmek istiyordu. (Halikarnas Balıkçısı)
    #130674 tdk | 6 yıl önce
    0genel terim 
  5. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek).

    Örnek kullanım: Kuru çayla karın doyar mı?
    #130675 tdk | 6 yıl önce
    0genel terim 
  6. Etkisi ve sonucu olmayan.

    Örnek kullanım: Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler. (R. E. Ünaydın)
    #130676 tdk | 6 yıl önce
    0genel terim 
  7. Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem.
    #130677 tdk | 6 yıl önce
    0genel terim 
  8. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze.

    Örnek kullanım: Kuru, zevksiz bir hayat.
    #130678 tdk | 6 yıl önce
    0genel terim 
  9. Akıcı olmayan, duygudan yoksun.

    Örnek kullanım: Kuru bir anlatım.
    #130679 tdk | 6 yıl önce
    0genel terim