ilk olarak i. justinianus tarafından ms 6. yüzyılda yaptırılan köprü. o köprü yıkılınca da 19. yüzyıla kadar yenisini yapan olmamış.
ne zaman üzerinde yürüsem aklıma hasan fehmi suikasti gelir.
2019'un şubat ayında yine geçtim üzerinden. arkadaşıma "aklıma yine hasan fehmi geldi." dedim. o da "sana istanbul'u gezdirende kabahat. tarihini anlatmadığın yer kalmadı." dedi. ceza olarak galata kulesi'ne götürmedi beni.
üzerinde olta balıkçılığı yapılan, altında restaurantların yer aldığı, istanbul'un güzel boğaz manzarasını fotoğraflayabileceğiniz, emninönü ve karaköy semtlerini birbirine bağlayan yapıdır.
Haliç’in hemen ağzında bulunan, Karaköy ve Eminönü arasında bağlantı sağlayan bir köprü. Haliç’te bulunan üç köprüden biridir, diğerleri de unkapanı köprüsü ve haliç köprüsü zaten. Bu köprünün benim için en can alıcı noktası sabahtan akşama kadar oltayla balık bekleyen beylerdir. Zannediyorum çok tutkulu bir iş, aksi takdirde kimse o ağır kokuya tahammül edemez bence. Yalnız garip bir şekilde balık tutmak için yasak olan bölgede de balık tutuyorlar ( yasak bölgelerin amacının köprünün altından geçen vapurlara yönelik olduğunu düşünüyorum ). Bir de o oltayı meydan muharebesinde düşmanın üstüne atar gibi atıyorlar, yürürken birgün pantolonumun paçasını oltaya kaptıracağım diye çok korkuyorum. Ha son olarak, tramvay geçerken azıcık sallanıyor ama olur öyle şeyler diyerek yoluma bakmaya çalışıyorum.
defalarca yenilenmiş köprü. benim bildiğim galata köprüsü dubalar üstünde hafifçe salınan, altında çay kahve içilen yerlerin olduğu bir köprüydü. gece belirli saatlerde trafiğe kapanır, ekli yerlerinden ayrılarak köprü altından geçemeyen deniz trafiğine yol verilirdi. sonra doksanlı yıllarda mevcut köprü yapıldı. daha yüksek, deniz taşıtları geçebiliyor altından. eskisini de çekip parça parça balat civarında bir yere bağladılar. bir kaç kez istanbul design week adlı bir etkinliğe sahne oldu bu eski köprü. onun da devamı gelmedi. hala da haliç içinde bir yerlerde duruyor sanırım. bir de annem anlatırdı. çok eskilerde köprüden yaya geçişi paralıymış. köprünün başındaki kulübelerden bilet alınıp geçilirmiş.
Aslında "tarihi galata köprüsü".. Şimdiki ruhsuz çünkü sallanmıyor. Halbuki eskisi öyle mi idi? Hatırlarsınız belki, dubalar üzerinde yerleştirilmişti, havanın sertleştiği zamanlarda canlanır, hareket ederdi. Zaman galip geldi, bizler direnemedik; 80 yıl hizmet eden eskisini önce bir güzel yaktık, onardıktan sonra yenisine devrettik, bildin; mühendislik harikası olana hani kapakları bir türlü açılamayana... O eskisini Ayvansaray-Hasköy arasına bir yerlere çektik, plato olarak reklamlarda kullandık. Sonra bir gün çektiler o güzelim antikayı. Şimdi nerdedir? yavuz'u jilet yapmıştık., bunu da inşaat demiri olarak mı kullandık. Balık hafızalıyız, unutuyoruz o güzellikleri, sonra da burada olduğu gibi sessizce ağlıyoruz...