1. baba,

    beni hayatımda en çok düşündüren sıfatlardan biri, annenin şaşaalı kraliçeliğinin, tanrısal durumunun yanında sönük kalmış kişi.
    çünkü;
    o evladını 9 ay 10 gün karnında taşımamış, emzirmemiş, gece gündüz peşinde koşmamış. ilk annesini görmüş insan, onu koklamış, onu tatmış. baba aile reisi, bir figür, gaz pedalının yanında bir fren.

    anneler atfedilen gün ve gecelerin yanında, zoraki, icat edilen günlere sıkıştırılmış baba.

    kiminin elin çekiç tutmuş, kiminin eli kalem, belki mürekkep yalamış yıllarca, vilayet vilayet gezmiş. eve gelmemiş, gelse de yorgun gelmiş, ilgilenmemiş belki de sevmemiş. sevmemiş değil de sevememiş. ağlamak istemiş ağlayamamış, annesini kaybettiğinde bile ağlayamamış mesela , güçlü olmak onlara farz yazılmış.

    kadının çalışmadığı ve tüm geçim yükünü –ki geçim sadece para kazanmak değil, sana devredileni korumak- taşıyan, hele ki böyle toplumsal normlar ile baskılanan erkek için, hele baba ise oldukça zor olsa lazım. hasan hüseyin korkmazgil ne güzel demiş şiirinde.

    "babaların ağlaması işte o
    babaların ağlaması öyle zor”

    yine de o babalar, hayatımızın her anında yanımızda yöremizde olur, görünmez bir eldir önümüzde arkamızda sağımızda solumuzda. ama demez işte ” senin için saçımı süpürge ettim”, belki teşekkür de beklemez. yemek yapmaz belki ama mutfak tütsün diye çabalar. çok şey yapar, ama az söylerler.

    anneden yersin dayağı mesela ağzına ağzına, zoruna gitmez, baba ters baksa zor gelir insana. belki çirkin, belki beceriksizsindir ama , anne seni biriciksin gibi sever, oysa baba öyle mi?

    ağlarsın sarılmaz, düşersin kaldırmaz belki, acı şeyler de söyler, ama gözü hep üzerindedir hiç çaktırmadan, eğer düşüşün burnunun üstüne ise sırtını bulursun düştüğün yerde.

    bir bağ bağışlasa, bir salkım üzüm karşılık bulmaz belki.
    hem sevildi mi şu ülkede eski adamlar, ki sevmeyi bilsindi.

    aslında bu sevgilerimiz de, bencilce ve egoistçe. acaba bize bakmasa, ilgilenmese, duymak istediklerimizi söylemese, belki yıllar sonra görsek yine sever miydik sevdiklerimizi?

    bu ülkede kadın olmak, anne olmak, ne kadar zor ise, adam olmak, baba olmak ta o kadar zordur. neden biliyor musun? insan olmak zordur azizim. insan gibi insan.

    insanlıktan nasip almamış, tüm kadın/erkek, anne/babaların iş bu entryde yeri yoktur.

    bu entry bir dönemin babalarına ithaf edilmiştir.
    #231305 vanyanin oltasina takilan balik | 4 yıl önce (  4 yıl önce)
    0yakınlık derecesi 
  2. dişiyi dölleyen, çocuğun olmasını sağlayan erkek birey. eril olan.

    bu da kendisine ufak bir seslenişimdir.
    içimde yarasın be adam. bana bunca eziyet etsen de hayatımdaki yegane amaç bana gururla ve gülümseyerek bakmandır. umarım ölümünü görmem. sen beni göm, vallahi sesimi çıkartmam.

    sana bir şey olsa önce ben koşarım. kimse bilmez senin için içimden ne güzel şeyler geçiriyorum.
    geçirdiğin kötü çocukluğu ve sülalenden kimseyle aranın iyi olmamasını da işin içine katınca, hayatta annemden başka kimsenin olmadığını görüyorum. aslında biz de varız ama. hiç kollarını açmadın ki çocuklarına bir omuz verelim sana. aslında bir denesen benimle muhabbet etmeyi, içimden yaştaşın çıkacak haberin yok. seni üzecek insanın amına koyarım be baba. bize çok zarar verdin yalan yok. ama bile isteye yapmadığını biliyorum. eğer bu kuracağımız iş tutarsa, sana söz veriyorum. kendime araba almadan sana istediğin arabayı getirip vereceğim. ahtımdır baba. neye ihtiyacın olursa ben orada olacağım. ama yine de içimde bazı burukluklar var. keşke azıcık sevseydin beni. vallahi zoruma gitmezdi. bu ketum, sert, umursamaz görüntümün altında sana hasret bir çocuk var. onca dövdün, vurdun, kırdın. ya hu bacağım kırıldığı için bacağım kırık kırık dayak yedim be, niye kırıyon bacağını diye dövdün. senin canın sağolsun, babamsın neticede. evlat anasına, babasına düşman olmaz. gel yine döv. vallahi sesimi çıkarmam. ama insanın yanında kimse yokken en azından ailesinden bir el olsun istemiyor değil biliyor musun. geçen gün rüyamda seni gördüm. sana baktım ve şunu söyledim. "baba beni neden sevmedin". ben sana, senin istediğin gibi bir evlat olamanın pişmanlığını yaşayacağım ömür boyu. ancak sen, babalığını hissettiremediğin bir oğulun satırlarında yaşayacaksın o hissi.

    ellerin keşke bir kez olsun vurmak için değil de, sarılmak için değseydi.
    ama önemli değil. hayat işte. her şey oldukça zorlu.
    arkadaş, sevgili, aile, iş. hepsinden geliyor bir şeyler.
    mesele mızmızlanmakta değil. çözüm üretmekte.

    ben bu çözümü ürettim. bir gün yaptığın tüm güzelliklerin karşılığını vereceğim.
    seni sadece güzel hatırlayacağım. ve aslında sana verebileceğim en güzel hediyeyi vereceğim bir gün.
    vefat ettiğinde beni ağlatacaksın bir köşede biliyorum. gizli gizli bir sigara içip kimse görmeden sessiz sessiz dökülecek. neden diye soracağım sana.

    sen istediğin gibi cevap verebilirsin o zaman baba.
    istediğin gibi.

    hem anneme de, kardeşlerime de istediklerini vereceğim ben o zaman.
    umarım o zamanı hiç görmem, ki bu dileğimin ne demek olduğunu ikimiz de biliyoruz.
    ama hani diyorum ya, belki görürüm.
    gözün arkada kalmasın. şu aralar bir hayalin peşinde olsam da, ihtiyaç olduğunda hamallık yapar, harç karar. hiçbirini ele muhtaç etmem.

    torununu da görmeni isterim biliyor musun?
    ama önce, benim bu tutumuma ve hayat gayeme uygun bir eş bulmam lazım. biz düsturlu insanlarız biliyorsun.
    bize sen öğrettin nerede nasıl davranmamız gerektiğini.

    ama çok isterim, kızımı sevmeni. tutup parka götürmeni mesela.
    bize yapmadığın her şeyi kızıma yapmanı isterim.
    o kadar mutlu olurum ki kalbim sızlar.
    bilirsin, ben zalim adamım. bir karar verirsem onu gerçekleştirmenin bir yolunu bulurum baba.

    senle ben şimdi dargınız. 1 yıl oldu neredeyse aynı sofraya oturmadık.
    bunu sana olan öfkemden yapmıyorum bilmeni isterim. benimle artık daha fazla tartışmaman için yapıyorum.
    seni sevdiğim için seninle konuşmuyorum. böyle bir sevgi bu.

    tüm insanları sırf insan oldukları için koskocaman seven ben, babasını nasıl daha az sevebilirdi ki.

    ben bu dünyaya sevmeye gelmişim baba.
    biliyorum sen de benim gibisin. sadece tabularını yıkacak kadar cesur değilsin.
    halbuki ben biliyorum. kim istemez ki evladına sarılmak.
    ah bir yaklaşsan da yorulmuş bedenini kollarımda hissetsem. bana yaslansan da biraz da ben dursam arkanda.

    neyse.

    umarım her şey iyi olur.
    ve hiç söylemesem de yüzüne buradan söyleyeceğim.

    anne, baba. sizi çok seviyorum.
    #232871 jimjonne | 4 yıl önce
    0genel terim, unvan, yakınlık derecesi 
  3. çok orijinal bir tanesine sahip olduğum aile bireyi.

    öylesine konuşalım diye aradım babamı, biraz hoş beşten sonra "ee başka neler yapıyorsun?" diye sordum. "hiç işte, televizyonda astrolog konuşuyor, onu dinliyorum" dedi. hiç hoşlanmadığı işlerdir burç, fal vs, şaşırdım bayağı. "neden astrolog dinliyorsun baba?" diye sordum. "hep aynı kişiye sövmekten sıkıldım, biraz da buna söveyim dedim" diye cevapladı.

    ailem dev bir karadeniz fıkrası yemin ediyorum.
    #234400 istenc | 4 yıl önce
    3yakınlık derecesi 
  4. belli bir yaştan sonra güncelleme geliyor bunlara, değişik değişik sorular sormaya başlıyorlar.

    babam: lazziya nerede?
    annem: tuvalette
    babam: napıyor o orada?
    annem: ...

    ya aynı güncelleme bana da gelirse? haydaaa!
    #241772 laz ziya | 4 yıl önce
    12yakınlık derecesi 
  5. aile ferdi.

    kendisiyle empati yapmaya başladığınızda yumuşadığınızı, 15 yıl önceki fikirlerinizin durdukları yerde küflenmeye başlayıp değiştiğini, aynada size bakan açılan alnınızın kendisinin kopyası olma yolunda müthiş bir mesafe kat ettiğini görebiliyorsunuz. buna karşın, eski hatalardan ders almayı henüz 20'li yaşlara bile varmadan kendi kendinize öğrenmiş olduğunuzu hatırlıyor, aradan geçen onlarca yılın karakterinizi toplumsal baskı yoluyla değiştirdiğini anlıyor, annenizi düşünüyor, sevdiklerinizi bir kenara ayırdığınız bütün ölmüş atalarınıza soy sop dinlemeden küfrediyorsunuz.

    öz güveniniz, artık, uçlarına bakmaktan yorulduğunuz ayak parmaklarınızın dibinde, hareketsiz yatıyor. olgunlaşmanın bu olmaması gerektiğini, eski, sabit, doğruluğuna körü körüne inandığınız, hayat gayesi olarak bellediğiniz, sizi siz yaptığından ruhunuz kadar emin olduğunuz fikirlerinizdeki çatlaklardan, geçmiş on yıllarınız akıyor, fikirlerinizi de paramparça ederek. aydınlanıp aydınlanmadığınızı sorguluyorsunuz. "bu bir çeşit aydınlanma ise, bunca yıl tecrübe ettiğimi sandığım olgunluk bu kadar mı kırılgandı?" diye soruyorsunuz.

    hiçbir şey cevap vermiyor size; ne geçmiş hatalarınız ne binlerle ifade edilen sayılarla ölçülebilen sigaralar ne içine kaçtığı oyuğundan size pis pis el sallayan gözlerinizdeki fer ne yakın dostunuz, hayattaki tek kurtarıcınız olduğuna inandığınız sağduyunuz ne de uzun süredir bakmakta olduğunuz ayak parmaklarınız. derin sessizliklerden anlamlar üretmek isteyen beyniniz çalışmaya başlıyor, umutsuzluğunuzu ve nelerin döndüğünden habersizce mışıl mışıl uyuyan iyi niyetinizi yokluyorsunuz. yerlerindeler ama sessizliği yontmaya başlayan beyninizi durdurmak için ateşlenmiş işaret fişeği olan melankoliye karşılık vermiyorlar. "bu sessizlik, kendimle hesaplaştığım onca yılın sonunda halâ değişmemiş. ben değişmişim, çevrem değişmiş, dünya bile değişmiş; bu halâ aynı. demek ki gittiğim yol yanlış". iyi niyetiniz ağlayarak uyanıyor, umutsuzluğunuz hıçkırıyor, melankoli depresyon hırkanızı sırtınıza geçirmek için yaklaşıyor. gözlerinizi kapatıyorsunuz. "ben o'na dönüşmemek için bu sorgulamaları yaparken, o beni yıllar sonra değiştireceğini zaten biliyormuş. ne yaparsam yapayım, hiçbir yere kaçamıyorum".

    kararların etkisi, fikirlerin köklerinin sertliği, kimsesiz hislerin sahipsizliği, karakterin derin çatlakları ve değişmeyen gen yapısı sizi her geçen gün o'na biraz daha yaklaştıracak. istediğiniz kadar kaçın; bütün yolların sonu gene o'nda birleşecek; binlerce akarsuyun boşaldığı bir okyanusun ortasında yapayalnız, çaresiz ve fikirsiz kalacaksınız. teslim olmamak da bir yol, evet ama okyanusa dökülmeyen hiçbir akarsu kolu yok önünüzde, görebildiğiniz kadarıyla. görmediklerinizi aramak için vaktiniz az, enerjiniz bitmek üzere. son çare olarak, gene ayak parmaklarınıza bakıyorsunuz.

    edit: yazım yanlışlarını düzelttim.
    #246121 lake of the hell | 4 yıl önce (  4 yıl önce)
    0yakınlık derecesi 
  6. Muhtemelen tüm hatalarına rağmen hala çok sevdiğiniz kişidir.
    #246969 verdmin | 4 yıl önce (  4 yıl önce)
    0yakınlık derecesi 
  7. ölmemesi gereken kişiymiş.
    bilmiyordum. öğrenmemeyi tercih ederdim.
    #268768 miko | 3 yıl önce
    0yakınlık derecesi 
  8. çok küçük yaşta kaybetmiş annesini babam, babası da öyle çok ilgili değilmiş oğluyla. yani babam hem annesiz hem de "az" babayla büyümüş. o yüzden midir bilmem hiç kıyamam babama. bu dünyada en sevdiğim bir kaç insandan biri olmasının yanında çok da saygı duyarım. gördüğüm en dürüst, en adil, en paylaşımcı insanlardandır.

    Ben şanslı bir çocuktum, "çok" babayla büyüttü babam beni, kendi babasızlığından olacak. Minnettarım.

    Keşke yeniden elinden tuttuğun küçük kızın olabilsem baba, çocukluğumu çok özledim.
    #272697 petra von kant | 3 yıl önce
    0yakınlık derecesi 
  9. Benimkisi hayvanın önde gidenidir şahsen. Her lafı kinayelidir, alaycıdır ama sen 2 şaka yapsan hemen bozulur yarım saat şaka olduğunu açıklamak zorunda kalırsın. Herkese agresif çıkışlar yapar, duymayıp lafını tekrarlatırsın ikincisinde bağırarak söyler hani beni neden 2 kere konuşturdun diye ama senden aynı şeyi 5 defa söylemeni istese sen aynısını yapsan ne var niye kızıyorsun sen çok değiştin der, asla haksız değildir özür dilemeyi bilmez, çivi çakmayı bilmez beceriksizdir. Bakkala ekmek almaya gitse eksik getirir. Hayvan sevmez, eve kedi alırsın 1 kere kafasını okşamaz. İnsan hiç sevmez, eve karısının akrabaları gelince homurdanmaya başlar, köşeye çeker ne zaman gidecekler der sıkıştırır. Hiç kimseyi beğenmez. Solcudur milletin solcuğunu beğenmez her solcuya oportünist der, davayı satmış hain der. Haksızsın o adam öyle değil açıklarsın tane tane sana eşek gibi güler, 1 tane insana iyiliği dokunmamıştır. Ne kimseye borç vermiştir ne birini evine almıştır ama utanmadan o kişinin evine gider başka bir zaman. Herkes sana arkasından kusura bakma ama baban, kocan ne sevimsiz bir adam ya nasıl aynı evde yaşayabiliyorsunuz? der ama ona bak arkandan böyle diyorlar diyince o insanları da eleştirmeye başlar onlar hatalı ben değilime getirir. 100 kişi haksız bu haklıdır. Gaslighting'de doktora yapmıştır, karısının harcadığı 50 liranın lafını yapar, nereye harcadın ne yaptın bana listesini çıkar der. Kadına sen beni kesin aldatıyorsun şekli olta atar tutarsa ayağı güya psikolojik oyun oynuyor üzerinde itiraf etmesini bekliyor ya da nasıl tepki verecek yüzünden okuyabilirim belki diyor. Her şeyi bilir bilmediğini tane tane anlatırsın haa en son benim dediğim gibiydi der. Babalıktan tek anladığını eve para getirmektir ama getirdiği paranın sana yedirdiği yemeğin 10 katını senden çıkarır. Taş toprak yeseydim bununla aynı evde yaşamasaydım dersin. Or*spu evladı demek istiyorum da babannemi yıllar sonra tanıdım çok tatlı bir kadın ulan adam annesiyle görüşmüyor kadının gidip elini öpmüyor en son 30 sene önce konuşmuş. Dedem de mert adammış bu kanını s.tiğim superman şekli bir pod içinde inmiş herhalde başka bir açıklaması yok.

    Babası olmayan ah babam olsaydı der zira dışarıdan her şey güllük gülistanlıktır ya da baba vefat etmiştir rezil biridir bir kaç iyi anısına tutunmak ister gel gelelim Türkiye gibi namussuzlar cumhuriyetinde iyi insan yoktur. İyi insan yoksa iyi baba da olamaz zaten olabilir mi? Yani dışarı çıkıyorsun herkes birbirine kazık atmaya çalışıyor, birbirinin arkasından konuşuyor ama kapıdan içeri girildiğinde aslında bir portaldan geçiş yapıyoruz ve bambaşka bir dünyanın insanlarıyla mı yaşamaya başlıyoruz? Çürümüş bir toplumdan çıkacak baba da çürüktür. Kızının, karısının eteklerini parçalar bu adamlar. 10 babanın 8'i or.spu çocuğudur. Bunu bir erkek olarak söylüyorum seni kendi cehenneminin dehlizlerine hapsetmek ister. Tepki gösterirsin biz de baba babadır öyle denmez diye her şeyi hasır altı ederiz. Hasır altı ederiz çünkü bu ülkede 21.yy'da psikolojik şiddet hala şiddetin bir formu olarak görülmemektedir. Kadına evliliğinde dayan denir, kıza dayan o senin baban seni düşünüyor denir. Psikolojik şiddete bir güzel makyaj yapılır ve raflarda o seni öyle seviyor etiketiyle satılmaya başlanır. İnsan güçlüdür evlat acısına dayanır, kanseri yener, 8 kurşun yer 6 ay sonra hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam edebilir. İnsanın bu gücü gereksiz romantize edilmiştir. İnsan karikatürize edilmiştir hatta neredeyse marvel, dc süper kahramanına dönüştürülmüştür. Senin gücün bu sen +1 çileye de katlanabilirsin insanın beynine ince ince işlenmiştir. Yanındaki insana seni dünyaya getirdi ya da onunla birlikte belli bir süre vakit geçirmek zorunda kaldın diye anlamsız boyutlarda yükümlülük duymaya yeniden programlanmışsındır. Aslında hayat kim ızdıraba ne kadar dayanabiliyor turnuvası değil, içinde mutlu olman için her bir sn'i geçirme şansına sahip olduğunun ekosistemindir. Turnuvanın ödülü olur yağlı kazığı olmaz. Ne diyorduk bu ekosistem doğa, evrim tarafından sana bahşedilmiştir. Bir maymun nasıl ki daldan dala zıplamak, muz yiyip götünü kaşımak için yaşıyorsa sen de mutlu olmak için varsındır. Gözün vardır okumak istersin, film izlemek istersin üzerine yumruk yemek istemezsin. Kulağın Patsy Cline dinlemek için vardır, hakaret işitmek için değil. Yalanı yaşıyorsun.
    #287414 Sabbracadabra | 2 yıl önce
    0yakınlık derecesi 
  10. "Geçti istemem gelmeni,
    Yokluğunda buldum seni;
    Bırak vehmimde gölgeni,
    Gelme, artık neye yarar? "

    Aşağı yukarı, Necip Fazıl'ın şu dizeleri gibi düşünüyorum.

    İyi olsun, benim için yeterli.

    #292151 migfer tokmakel | 5 ay önce
    1yakınlık derecesi 
  11. ölünün ardından laf etmek gibi olacak ama, yokluğunda huzurumun arttığı aile üyesi.
    #292154 bachophile | 5 ay önce
    0yakınlık derecesi 
  12. Çevremde babasını tamamen iyi anan sadece bir tanıdığım var. Sadece 1. Buradaki girdilerin bir kısmını da okudum. Babalarımız, çoğumuzun yarası.

    Son üç yıldır aynı evde yaşamıyorum ben benimkisi ile. Tartışma, birbirimizi kırma sıklığımız da azalmıştı bu şekilde. Ama yetmedi. Yıllardır açtığı yaraları dikmeye çalıştım. Bugün artık daha fazla açamaması için hayatımdan çıkardım.
    #293380 kitkatcat | 2 ay önce
    0yakınlık derecesi 
  13. Y kromozomunu çocuğa vererek, çocuğun cinsiyet belirlenmesinde erkek olmasını sağlayan birey.
    #293419 kaskfirlatankiz | 2 ay önce (  2 ay önce)
    0bilimsel terim 
  14. Yaşım kaç olursa olsun her zaman benim süper kahramanım olacak olan kişidir. Göbekli ve sevimlidir. Zaman zaman yaramaz bir çocuğa dönüşebilir. Yaşlandıkça daha da ponçikleşip, pamuk şekeri gibi bir şey olmuştur. Genel babalara özgümüdür yoksa sadece bizimkine özgü bir özellikmidir bilinmez.; rahatlık seviyesi gerçekten çok yüksektir. Muhteşem yemek yapar, çatının her yerlerine her şeyler ekip yetiştirir. Biber, domates, maydonoz, pırasa, brokoli, nane, roka, ıspanak... tarla yok çatıda, hepsini yetiştirir. Tarhana yapar, turşu yapar, biber kurutur o biberlerden kuru biber dolması yapar. Hafta sonları dağcılık klubüyle yürür.
    75 yaşında ve itiraf etmesi zor olsada her geçen gün daha çok korkuyorum...
    #293421 kaskfirlatankiz | 2 ay önce
    3yakınlık derecesi