2012-2015 yılları arasında yayınlanmış, iki sezonluk dizi ve bir filmden oluşan anime serisidir. Siberpunk anime ve filmleri oldum olası severim ama Psycho Pass özel bir yere sahip. Argümanları o kadar güçlü ki, izlerken durdurmanız ve bazı şeyler üzerine düşünmek için mola vermeniz gerekiyor. Şöyle bir evreni var: Japonya “Sibyl Sistem” denilen bir yapay zeka tarafından yönetiliyor. Sibyl Sistem ülkede her şeyi gözetleyen ve denetleyen bir ağ, fakat bunu bir baskı mekanizması kullanarak yapmıyor. İnsanlara başarılı olabilecekleri seçenekleri sunan, onları ihtiyaçları ve yetenekleri doğrultusunda yönlendiren sistem ülkede refahı ve mutluluğu önemli ölçüde arttırmış. Suç oranları oldukça düşmüş. Bunu da psycho pass ölçümü sayesinde başarmış. Seriye ismini veren “psycho pass”, insanların stres düzeylerini ve buna bağlı olarak suça yatkınlıklarını ölçen, bu ölçümlere göre, onları toplum içinde konumlandıran bir sistem. Öyle ki 0-100 arasında sağlıklı kabul ediliyorsunuz, 100-250 arasında potansiyel suçlu olduğunuz varsayılıyor ve toplumdan tecrit ediliyorsunuz. psycho pass dereceniz 250 yi aşmışsa imha edilmeniz kaçınılmaz. Bir de infazcılar var. Bunlar psycho pass dereceleri 100-250 arasında seyreden potansiyel suçlular. Genelde eski polislerden oluşuyorlar. Suçla ilgili içgüdüleri oldukça gelişkin bu insanlar suçluların yakalanması amacıyla kullanılıyor.
Dizimiz cinayet gibi ağır suçlarla mücadele eden unit-1 isimli birim üzerinden ilerliyor. Birime atanan taze memur Akane, birimdeki diğer polis müfettişi Ginoza ve birimin infazcı ekibi bazı seri cinayetleri çözmeye çalışıyorlar. Dizide bolca edebi alıntı ve felsefi tartışma bulacaksınız. Ben bunlarla pek ilgilenmedim. Dizinin, olay örgüsü ve karakterler üzerinden giriştiği suç-ceza ve özgür irade tartışmaları çok daha keyifli.