"Öncesi yok sonrası yok sanki hepsi hayaldi Bana sevgisi yok yokluğu çok ağır gelirdi Kulağımda hala sesi bir veda busesi Bile bırakmadan gitti gidiş o gidiş"
yalnızım, derdimi paylaşacak ne kimsem var ne de paylaşma mecalim. dinlemeyi/anlamayı değil, söz sırası kendilerine geçip de öğüt vermeyi bekleyen insanlardan sıkıldım. kendi kendimeyim bu sıralar. türk sanat müziği dinliyorum sık sık. yutupta sıradan çalıyor bir ordan bir burdan, bazen hüzünlü bazen hareketli ve neşe dolu olsa da, her bir güftenin hatırası var her bir bestenin hatırlattıkları... bir de işte tüm bu şarkıların müştereği olan bir kadının (veya onlu günlere duyduğum) nefretle karışık hasreti.
zeki müren'den ve zakkum'dan, özellikle de şu versiyonunu dinlemekten çok hoşlandığım şarkı: www.youtube.com/... müziği, hisleri öylesine gerçektir ve öylesine kalbe dokunur ki dinlerken çaresiz bırakır. ayrıca şarkının hikâyesi de oldukça üzücüdür: yazar orhan seyfi orhon'un hasta kızı, "gidişinin" ardından babasından ağlamamasını ister. babası orhan seyfi de kızı ile yaptığı bu konuşmayı "vedâ" isimli şiiriyle anlatır.
"bir alev hâlinde düştün elime hani ey gözyaşım akmayacaktın?"