ingilizcede evden çalışmaya verilen isim. türkiye'de de epey oturmuş bir terim. bazı şirketlerde bu çalışma şekli tam zamanlı olurken, bazılarında haftanın birkaç günü olabiliyor. avantajları ve dezavantajları kişiden kişiye, yapılan işe göre değişebilen, tüm dünyada yaygınlaşan ve kanımca türkiye'de de yaygınlaşması gereken çalışma şekli. ama ne iş yaparsanız yapın, belirli bir disiplin gerektiren bir sistem. benim işim olan çevirmenliği ele alırsak avantajları ve dezavantajları şöyledir:
avantajları 1-ofis entrikalarından uzak olmak. dedikodulardan, kuyu kazmalardan uzakta olmak. 2-trafik sorunu çekmemek. 3-giyim, ayakkabı, çanta gibi şeylere para harcamamak. feci bir eşofman koleksiyonum oldu, o ayrı.
dezavantajları 1-sen nasıl olsa evdesin, şu işi hallediver veya niye doğru düzgün, gerçek bir iş bulmuyorsun diyen insanlara aslında ne kadar çok çalıştığını, iş gün ortasında bölününce tekrar odaklanmanın ne kadar zor olduğunu anlatmaya çalışmak. 2-mesai kavramının olmaması. gece 10'da da iş gelebilir, pazar günü de çalışırsın. bayram tatili mi, resmi tatil mi? onlar da ne?
herkesin ağzını sulandıran bir çalışma şekli ama iş göründüğü gibi değil. evet sabah giriş saati akşam çıkış saati olmaması çok iyi bir şey ama insanın bünyesi disiplinsizliğe biraz bile olsa müsaitse iş yapmak odaklanmak, bir şeyler üretmek gerçekten zor. hele bir de evde çocuk varsa falan imkan yok.
bir dönem yaptım bu işi, yaklaşık 14 yıllık çalışma hayatımın 1 senesi böyle geçti, rahatmıydı rahattı ama belirli bir yerden sonra sırf iş yapabilmek adına evden çıkıp sessiz sakin bir cafe arar olmuştum. ya büyük bir ev olup kendine ait bir odan olup kapısını kapatıp kimseyi içeri almadan çalışmak olabilir ya da bu iş olmaz. öyle laptop salonda dursun gider gelir bakarım yaparım diyorsanız sıçtınız demektir. yani en azından ben sıçmıştım.
neyse ki güzel gibi görünür ama çok zor iştir. belki uzun yıllar bu şekilde çalışmaya alışanlar için büyük rahatlıktır ama alışmamış bünye için biraz zor. insan belli bir yerden sonra iş ortamı arıyor.
birleşik krallıkta merkezi westminster'da olan içişleri bakanlığı. genellikle iltica, vize, oturum, çalışma izni gibi konularla gündeme geliyor. şu an başında pakistan kökenli sajid javid bulunuyor.
en güzel yanı, ofiste boş geçen saatlerin olmaması olan çalışma tarzı.
bir yandan çin'deki ve güney kore'deki şirketlerle iletişimi sağlayıp iş takibi yaparken, bir yandan da japonca kaligrafi pratiği yapmak güzel oldu.
ofisteki iletişim süresinin hızı ve ofisteki alet edevatlar yok. tek sıkıntısı bu gibi görünüyor şimdilik. evde ne yazıcım var ne de tarayıcım var mesela.
Çok afedersiniz göt ağrısıdır. Mesai tanımı belli meslekler için bile (müşteri ilişkileri için görüşme kotası, satış için sahış kotası, yazılımcılar için sprintler, ürün müdürleri için deadl... neyse siz anladınız) mesai saati kavramını yönetm ve çalışan arasında yazıya dökülmemiş - ve hatta söze bile dökülmemiş - şekilde sündüren çalışma şeklidir.
Tanım: takım çalışması gerektiren işlerde sıkıntı çıkartabilen, birimler arası iletişimi zorlaştıran çalışma şeklidir.
Aynı zamanda tüm gün oturmaktan götünüzü de ağrıtır çok afedersiniz.
benim bin yıllık arkadaşlarım bile "sen çalışmayı bıraktıktan sonra" gibi başlayan cümleler kuruyor. eğer iş günü bir şekilde evde diğer hane halkından kişiler varsa, nedense onlar da iplemiyor. onlar evde ve onlar için tatil günü olduğundan kelli, siz zoom görüşmesindeyken bile şafak operasyonu gibi kapıyı langur lungur açıp yüksek sesle bir şeyler (çoğu zaman da saçma sapan şeyler) soruyorlar. (tv kumandasının pili mi zayıf?)
çalışıyorum lan. ayıp.
bunu çok düşündüm, sebebinin giyim tarzım olduğuna karar verdim. evet üste gömlek falan geçiriyorum, kameranın kapsadığı alanda on numara görüntü çiziyorum.
bir de ufak bir detay keşfettim; kırmızı ruj. öyle aksaray kırmızısı değil len, güzel mat bir kırmızı ruj. efenim hiç makyaj yapmadan sadece kırmızı ruj ilen zoom görüşmelerinde muhteşem bakımlı çıkıyorum, anlamadım. makyaj yapıp hazırlanınca böyle durmuyorum, ama hiçbir şey yapmadan tek rujla sanki sabah 5'te kalkmış, 3km koşmuş, hafif bir kahvaltı yapıp duş almış ve 9.00'da toplantıda hazır olmuş gibi görünüyorum. halbuki 9'a çeyrek kala anca toparlanmış, notları elli kere kaybetmiş falan durumdayım ama olsun.
evet ne diyorduk, şimdi bu kendimce iş günlerimde üstte gömlek ya da bluz neyse de, altta pijama altı ya da eşofman oluyor ya. bedenimizin daha geniş alanı alt ekstremite olduğundan, genel görüntüm pijamalı evde gezen bir tip oluyor. bu sebeple, iki dakika hızla mutfağa falan gidip bir şey alacakken (toplantı vs esnasında) tv karşısındaki eşim tarafından kumandayı versene, ya da bugün ne yesek? gibi bir soruyla karşılaşıyorum. olay pijama.
yarından itibaren onlar evdeyken kalem etekle gezmeyen de ne olsun. bir de kimse rahatsız olmasın diye kulaklık takıyordum onu da takmayacağım, bangır bangır elalemin adamlarının kadınlarının sesi dolacak eve. kırmızı ruj olmadan asla, kırmızı ruj kırmızı çizgimizdir.
son detay şu, home office olayının tek kötü tarafı (sosyalleşememek hariç) eşofman bağımlılığı yapması. bayağı bayağı başka şey giyemez oluyorsunuz. nerde o topuklu üstünde dar etekle koşturan ben, nerde renk renk has pamuklu eşofmanlarım. (hatta eşortmanlarım) hayır işin kötüsü kot mot da zor gelmeye başladı. 2 beden büyük kotlar giyiyorum da düşmesin diye kemeri sıkıyorum. saçma sapan bir görüntü oluyor.
bu da aklıma zamanında izlediğim şunu getirdi. 6.30'dan itibaren ben. www.youtube.com/...
pandemi dönemi ile artmış ve çoğu işletmenin işine geldiği için tercih edilir hale gelmiştir. İşçinin iş görme edimini evden veya herhangi bir yerden gerçekleştirdiği durumlara denir.
uzaktan çalışmaya dayalı iş sözleşmesi kapsamına girmektedir. yazılı olarak yapılması şart koşulmuştur. iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri alınmasına engel değildir. bilhassa işverenin bu konudaki yükümlülüklerini yerine getirmesi şart koşulmuştur.
evde hizmet sözleşmesi 4857 sayılı iş kanunu ile değil, türk borçlar kanunu'nun 461. maddesiyle "evde hizmet sözleşmesi" başlığıyla düzenlenmiştir. aynen aşağıya bırakıyorum.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
Evde Hizmet Sözleşmesi
A.Tanımı ve çalışma koşulları I. Tanımı MADDE 461- Evde hizmet sözleşmesi, işverenin verdiği işi, işçinin kendi evinde veya belirleyeceği başka bir yerde, bizzat veya aile bireyleriyle birlikte bir ücret karşılığında görmeyi üstlendiği sözleşmedir.
II. Çalışma koşullarının bildirilmesi
MADDE 462- İşveren, işçiye her yeni iş verişinde genel çalışma koşulları dışında kalan ve o işe özgü özellikleri bildirir; gerekiyorsa işçi tarafından sağlanacak malzemeyi, bu malzemenin sağlanması için kendisine ne miktarda ödemede bulunacağını ve iş için ödeyeceği ücreti de işçiye yazılı olarak bildirir.
İşin verilmesinden önce malzeme için ödenecek bedel ve iş için ödenecek ücret yazıyla bildirilmemişse, bu işlerde uygulanan alışılmış bedel ve ücret ödenir.
III. İşçinin özel borçları 1. İşin yapılması MADDE 463- İşçi, işe zamanında başlamak, işi kararlaştırılan zamanda bitirmek ve çalışmanın sonucunu işverene teslim etmekle yükümlüdür.
İş, işçinin kusuruyla ayıplı olarak görülmüşse işçi, giderilmesi mümkün olan ayıpları, masrafı kendisine ait olmak üzere gidermek zorundadır.
2. Malzeme ve iş araçları MADDE 464- Malzeme ve iş araçları işveren tarafından sağlanmışsa, işçi bunları gereken özeni göstererek kullanmak, bundan dolayı hesap vermek, ayrıca kalan malzeme ile iş araçlarını da işverene teslim etmekle yükümlüdür.
İşçi işi görürken, kendisine teslim edilen malzemenin veya iş araçlarının bozuk olduğunu belirlerse, durumu hemen işverene bildirir ve işe devam etmeden önce, onun talimatını bekler.
İşçi, kendisine teslim edilen malzeme veya iş araçlarını kendi kusuruyla kullanılmaz hâle getirirse, işverene karşı onun kullanılmaz hâle geldiği gündeki rayiç bedeli kadar sorumludur.
IV. İşverenin özel borçları 1. Ürünün kabulü MADDE 465- İşveren, işçinin üreterek teslim ettiği ürünü inceler; varsa bulduğu ayıpları teslimden başlayarak bir hafta içinde işçiye bildirir. Süresinde bildirim yapılmamışsa, ürün mevcut durumuyla kabul edilmiş sayılır.
2. Ücret a. Ödenmesi MADDE 466- Yapılan işin ücreti, işçi, işveren tarafından aralıksız olarak çalıştırıldığı takdirde, onbeş günde bir veya işçinin rızasıyla ayda bir; aralıklı olarak çalıştırıldığı takdirde, ürünün her tesliminde ödenir.
Her ücret ödenmesinde işçiye, bir hesap özeti verilir. Hesap özetinde, varsa kesintilerin miktarı ve sebebi de gösterilir.