1. başta Hristiyanlık olmak üzere belirli bir din bünyesinde din adamlığını meslek olarak icra eden tüm kişiler.

    Aslen Hristiyanlık terminolojisine ait olan ruhban sınıfı kavramı zaman zaman diğer dinler için de kullanılır.

    İsa'nın ölümünden sonra gördükleri baskı ve zulüm sebebiyle bir kısım Hristiyanlar toplumsal hayattan soyutlanarak, edindikleri özel mekanlara çekilmişler ve kendilerini ibadete adamışlardı. Bu uygulama zamanla, bir yaşayış biçimi olarak, Hristiyanlığın bünyesine yerleşti.

    Günümüzde mezhepler arası farklılıklar olmakla beraber ruhban sınıfının sadece küçük bir kısmı manastır hayatı sürmektedir.

    Yalnız erkeklerden seçilir.
    özel bir dini eğitimden geçerler
    Özel giysilere sahiptirler.
    Dini törenleri yönetme ve dini metinleri yorumlama yetkisiyle donatılmıştır, bazı mezheplerde törenleri, Latince ya da Yunanca gibi dini metinlerin en eski çevirilerindeki dilleri ile icra ederler.
    'Din adamlığını' bir 'meslek' olarak seçmiştir, kendisini, hayatı boyunca bu işe adamıştır, geçimini bu işten sağlar.
    Hiyerarşik bir yapı içinde yer alır, bu yapıya aykırı davranırsa yaptırımlarla karşılaşabilir.
    Dini yorumlarda, toplumsal ve siyasal konularda, meslek arkadaşlarıyla ve hiyerarşik örgüt yapısıyla tam bir dayanışma içinde olacağı beklentisi vardır.

    Kaynak; Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri
    #124867 iskambildekoz | 6 yıl önce
    4din terimi 
  2. tarih derslerinde öcü gibi yansıtılan sınıf, hiç şüphesiz ruhban sınıfının egemen olduğu yerlerde gericilik ve ahlaksızlık vardır, ancak avrupa'da ruhban sınıfı dünyevileşmiştir zaman içerisinde bir batı medeniyetine önemli katkılar yapmışlardır.

    doktora yazmak, en basitinden bir ruhban icadıdır. ülkemizde iyi organize olmuş bir ruhban sınıfı yoktur, ve ülkemizdeki din adamları da gerek ulus-ümmet çatışması, gerekse çağdaş-gerici çatışmasından ötürü uzlaşılabilecek bir sınıf değildir.
    #124900 rin | 6 yıl önce
    0din terimi 
  3. vakti zamanında din derslerinde bize demişlerdi ki " islam'da ruhban sınıfı yoktur" onun için daha iyidir. inanmıştık o zamanki aklımızla. yoktu da. mahalle kahveleri vardı. camilerde sohbethaneler yoktu. şeyh dedikleri zaman aklımıza petrol zengini arap prensleri gelirdi yalnızca.
    avrupada engizisyon zamanı cennet tapusu satılırdı demişlerdi. şimdiki gibi bir oy karşılığı değil, epey bir yatırım gerekiyordu o zaman. cennet elitler içindi. fazla saçmalamadan sadede geleyim. ruhban sınıfı günümüz türkiye'sinde vardır. toplumun kaymağını yiyen, varlığı inkar edilmekle birlikte fiiliyatta göz ardı edilemeyecek bir topluluktur.
    #124909 laedri | 6 yıl önce
    2din terimi 
  4. yahudilerden hristiyanlık inancına, havarilerden de günümüze miras kalmış bir sınıf. ruhban sınıfının olması elzemdir. benim de protestanlıktan katolik kilisesi'ne geçiş sebeplerimden birisi olmuştur bu durum.

    elbette insan doğası gereği kusurlu bir varlık. bu sebeple çürük yumurtalar elbet çıkacaktır bu sınıfın içinden. yoksa hepsi çürük olsa ortada aziz kalmazdı.

    protestanlık da bu çürük yumurtalar sebebiyle çıktı elbette. ama protestan kiliselerinin vahim durumu da aslnda bu sınıfın ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor.

    protestanlar "bunların işi gücü para" deyip katolik veya ortodoks ruhbanları suçlarken, bugün bu durumda kendileri bulunmakta. ülkemizde bile örnekleri var bunların ama isim verip rencide etmek istemiyorum kendilerini.

    hristiyanlık inancında ruhban sınıfı mesih ile evlidir. karı-koca arasındaki sevgi, rahip ile tanrı arasında da vardır. ama her evli çift gibi, kötü eşler de vardır elbette.

    Vaftiz, Vaftizi Güçlendirme ve Efkaristiya sırları Hıristiyanlığa girişi sağlayan sırlardır. Bu sırlar Mesih’e inananların gönlünde azizliğe ve dünyayı Hıristiyanlaştırma misyonuna olan ortak eğilimi oluştururlar. Bu sırlar vatana doğru ilerlemekte olan bu gezgin yaşamda Ruh’a uygun yaşam için gerekli lütufları verir.

    Ruhbanlık ve Evlilik sırrı başkalarının esenliği için düzenlenmiştir. Aynı zamanda kişisel esenliğe de katkı sağlıyorlarsa, bu başkalarına yaptıkları hizmet aracılığıyla olmaktadır. Bu sırların Kilise’de özel bir görevi vardır, ayrıca Tanrı Halkı’nın aydınlatılmasına yardımcı olurlar.

    Vaftiz ve Vaftizi Güçlendirme sırlarıyla önceden inanlıların genel rahipliği için kutsanmış olanlar, bu sırlarla özel kutsamalar alabilirler. Ruhbanlık sırrını alanlar, Mesih’in adına, Tanrı’nın lütfu ve sözüyle Kilise’nin çobanları olmak üzere kutsanmış olurlar. Öte yandan Hıristiyan eşler de, evlilik görevlerini gerektiği gibi yerine getirmek için, özel bir sırla güçlendirilmiş ve kutsanmış olurlar.

    Mesih İsa’nın havarilerine emanet ettiği misyonu Kilise Ruhbanlık sırrı ile devam ettirmektedir. Bu sonsuza dek sürecektir. Bu sır havarilerin görevi içine giren bir sırdır. Bu sırrın üç derecesi vardır: Episkoposluk, papazlık ve diyakozluk.

    Antik Roma’da ordo sözcüğü medeni anlamda kurulmuş toplulukları, özellikle de yönetici sınıfı belirtirdi. Ordinatio ise bir sınıfa girmeyi belirtir. Kilise’de Kutsal Kitap'a dayanan kurulmuş düzenler (yaşam tarzları) vardır, Gelenek antik çağlardan beri onları taxeis (Yunanca), ordines diye adlandırır: Litürji ordo episcoporum, ordo presbyterorum ve ordo diaconorum’dan söz eder. Başka gruplara da ordo adı verilir: Katekümenler, bakireler, eşler, dullar...

    Kilise’nin bu düzenlerinden birine girmek ordinatio denilen bir ritle yapılır. Bu rit bir kutsama ya da bir sırdan oluşan dinsel ve litürjik eylemden ibarettir. Günümüzde ordinatio sözcüğü episkoposlar, papazlar ve diyakoslar sınıfına sokan sırla ilgili eylem için kullanılmaktadır, bu, "kutsal bir güç" (sacra potestas) uygulamasına izin veren sadece Mesih’ in kendisinden Kilisesi aracılığıyla gelebilen Kutsal Ruh’un bir armağanını verdiğinden dolayı bir topluluk tarafından yapılan basit bir seçme, atama, delegasyon ya da kuruluştan öte bir şeydir. Papazlık aşamasına aynı zamanda consecratio da denir, çünkü bu Mesih’in, Kilisesi için vermiş olduğu ayrıcalıklı bir berattır. Papazlık aşaması töreninin gözle görülür en belirgin işareti episkoposun kutsayıcı duayla birlikte ellerini koymasıdır.

    Seçilmiş halk (yahudiler) Tanrı’nın kendisi tarafından "kutsanmış bir ulus ve rahipler krallığı" yapıldı. Ama Tanrı İsrail halkı içinden, on iki kavim arasından Levi kavmini ayırarak litürjik hizmetleri onlara verdi. Levi kavminin mirası Tanrı’nın kendisidir. Eski Antlaşma’nın temelinde özel bir rit vardır. "Rahipler insanların Tanrı’yla olan ilişkilerinde günahlara karşılık adaklar ve kurbanlar sunmak üzere atanırlar".

    Tanrı sözünü bildirmek ve dualarla, kurbanlarla Tanrı’yla olan birliği sağlamak için kurulmuş olan bu rahiplik, devamlı kurbanlara başvurması nedeniyle ve bir türlü kesin aklanmayı sağlayamadığından, yalnızca Mesih’in kurbanının sağlayacağı esenliği elde etme konusunda yetersiz kalır.

    Kilise litürjisi Harun’un rahipliğini ve Levili rahiplerin hizmetini, yetmiş kişilik "İhtiyar Kurulu"nda olduğu gibi, Yeni Antlaşma’da düzenlenmiş olan rahipliğin bir önbelirtisi olarak görmektedir.

    Eski Antlaşma’da sözü edilen rahipliğin tüm önbelirtileri "Tanrı ile insanlar arasındaki tek arabulucu" olan Mesih İsa’da gerçekleşmektedir. "Çok Yüce Tanrı’nın rahibi" Melkisedek, Hıristiyan geleneğine göre kutsal kıldıklarını tek bir sunuyla, yani "Haç’taki biricik kurbanla, sonsuza dek yetkinliğe erdiren", "kutsal, masum, lekesiz", "Melkisedek düzenine göre tek başrahip" olan Mesih İsa’nın rahipliğinin bir önbelirtisi olarak kabul edilir.

    isa’nın kendini kurban ederek insanlığı kurtarması tektir, ilk ve son olarak gerçekleşmiştir. Yine de, Kilise’deki efkaristiya kurbanında mevcut kılınmıştır. İsa’nın biricik rahipliği de tekliğinden hiçbir şey yitirmeden ruhbanlıkla mevcut kılınmıştır. "Tek gerçek başrahip Mesih İsa’dır, ötekiler sadece Onun papazlarıdır".

    Başrahip ve tek aracı olan Mesih Kilise’yi "kendi Babası Tanrı’nın hizmetinde rahipler Krallığı" yaptı. Tüm inanlılar rahipler topluluğudur. Vaftiz olmuş inanlıların her biri kendi özel eğilimine göre Mesih’in Rahiplik, Krallık ve Peygamberlik görevine katılır. İnanlılar aldıkları Vaftiz ve Vaftizi Güçlendirme sırrı ile rahiplik mertebesini alırlar.

    Episkoposlar ve papazlar hiyerarşisi ve tüm inanlıların genel ruhbanlığı, her ne kadar her biri kendine göre Mesih’in tek rahipliğine katılıyorsa da, temelde birbirlerinden ayrılırlar. Hangi anlamda birbirlerinden ayrılırlar? İnanlıların genel ruhbanlığı vaftiz ruhunun yayılmasıyla, inançlı, umutlu, sevgili yaşamla, Ruh’a göre yaşamakla gerçekleşir; papazlar ise kamusal rahipliğin hizmetindedir, her Hıristiyanın vaftiz ruhunun yayılmasından sorumludurlar. Bu, Mesih İsa’nın Kilisesini aralıksız yönetme ve inşa etme yollarından biridir. İşte bu nedenledir ki bu, özel bir sırla, Ruhbanlık sırrı ile iletilir.

    Papazlık aşaması almış olanların görevlerinde faaliyet gösteren, insanlığın kurtulması için kendisini kurban olarak sunan başrahip, Gerçeğin Efendisi, Bedenin Başı, sürüsünün Çobanı olarak Kilisesinde hazır bulunan bizzat Mesih’in kendisidir. Kilise de, papazın Ruhbanlık sırrını almış olmasından dolayı in persona Christi Capitis olarak davrandığını söyler.

    Mesih’in, Ruhbanlık sırrını almış olan kişideki varlığı, o kişinin bir daha insani zayıflıklara, hatalara hatta günaha, kötü ruhun etkisi altına girmeyeceği şeklinde anlaşılmamalıdır. Kutsal Ruh’un gücü papazların tüm davranışlarını güvence altına almaz. Oysa Kilise sırlarında bu güvence verilmiştir, öyle ki papazın günah işlemesi bile nurun meyve vermesini engelleyemez. Papazın Kilise’nin havarisel verimliliğine zarar veren, her zaman İncil’e sadık kalmadığı izlenimi bırakan başka birçok davranışı da bulunabilir.

    Ruhbanlık sırrını alanlar inanlılar topluluğuna karşı yalnızca Kilise’nin Başı olan Mesih’i temsil etmezler, aynı zamanda Kilise’nin duasını, özellikle de efkaristiya kurbanını Tanrı’ya sunduklarında tüm Kilise adına davranırlar.

    "Tüm Kilise adına" sözü papazların topluluğun delegeleri olduğu anlamına gelmez. Kilise’nin dua ve sunusu, liderleri Mesih İsa’nın duası ve sunusundan ayrılmaz. Bu, Mesih’in Kilisesinde ve Kilisesi aracılığıyla yaptığı külttür. Bu, Kutsal Ruh’un birliğinde Mesih aracılığıyla, Mesih’le birlikte ve Mesih’te Tanrı Baba’ya dua eden ve kendisini sunan Mesih’in Bedeni olan tüm Kilise’dir. Bütün Beden, uzuvlarıyla birlikte dua eder ve kendisini sunar, bunun içindir ki, Beden’ de özellikle papazlara yalnız Mesih’in değil, Kilise’nin de papazları denir. Papazlar Mesih’i temsil ettikleri gibi Kilise’yi de temsil edebilirler.
    0din terimi, zümre