imam osurursa cemaat sıçar hesabı, memleketin her köşesinde her iş kolunda kimsenin üzerine alınmadığı, kimsenin omuzlarında hissetmediği bir duygu artık sorumluluk.
normalde bir üst girdide de belirtildiği üzere bir kişinin kendi yetki alanına giren bir olayın giriş-gelişme-sonuç tüm bölümlerini üstlenmesini gerektirir. ama yeni türkiye'de ilmek ilmek işlenen son 20 yılın yağ gibi sıyrılma taktiği sonuç vermiş ve artık sadece içi boş basit bir kelimeye dönüşmüştür.
cumartesi bir kargo şirketine gittim. bir paket yollayacaktım, internetten açık mı diye kontrol ettim, 3'e kadar açık olduğunu gördüm, saat 1 civarı vardım, leş sıcakta leş şubeye girdim, "merhaba" dedim"
" gönderim olacaktı"
"saat 12'den sonra gönderi almıyoruz" dedi.
solitaire oynuyordu, oha bu hala oynanıyor mu diye düşündüm, (evde bir ara oynayayım ben de dedim kendime)
"neden" diye sordum.
" bilmiyorum" dedi.
"öyle işte" dedi.
"hep öyleydi" dedi.
"tüm şubeler mi?" dedim.
"evet" dedi.
"zahmet olmazsa internete yazsanız da sıcakta soğukta debelenmese insanlar" dedim ve bana o meşhur cümleyi söyledi; müşteri hizmetlerine şikayetinizi oluşturabilirsiniz.
bu cümleyi ne kadar çok duyuyorum.
solitaire oynayanlardan, masanın altından usul usul tiktok izleyenlerden, tezgahın ardından milleti kesenlerden...
herkesten aynı şeyi duyuyorum.
sanki onların o firmayla hiç ilgisi yokmuş da orada sadece bir şey bekliyormuş gibi duruyorlar.
oradan geçiyormuş da ben onlara gidip bir şey sormuşum gibi duruyorlar.
normalde coca cola'nın ceosuymuş da pazar analizine çıkmış, halkın arasına karışmış gibi davranıyorlar.
geçenlerde sinema için dünyanın en gerizekalı yerlerinden biri olan ankamall'e gittik.
çocuklar bir film izlemek istiyorlar ve ben de tatil oldukları için farklılık olsun diye onları daha iyi bir sinemaya götürmek istedim. o da tek olabilecek şey imax teknolojisi.
ankara'da bir tane imax sinema var o da o mal yerde.
her neyse, size bu yerin ne kadar mal bir yer olduğunu şöyle bir örnekle açıklayayım;
lego mağazasında lego'dan bir motosiklet var, uğraşıp yapmışlar. bunun üzerine öne anne, araya çocuk arkaya baba şeklinde binip fotoğraf çekmeye çalışıyorlar. gözünüzde canlandıramadıysanız gidip 10 dakika bekleyin mutlaka birine denk gelirsiniz.
sinemaya gitmeden bir gün önce internetten baktım, sabahına da saat planı değişince tekrar baktım.
sinemanın önünde film saatinden 15 dakika önce buluştuk. çocuklar heyecanlı falan.
bilet alalım dedik o film ımax'te yok dedi.
sayfanızda var dedim, olabilir dedi.
e biz bunun için eşek kadar yol geldik dedik, açtık gösterdik telefonlardan, bileti de alabilirdik online dedik ve bu beni ilgilendirmez dedi.
arzu ediyorsanız müşteri hizmetlerine şikayetinizi oluşturabilirsiniz dedi.
e sen kimsin?
sen de müşteri hizmetlerisin.
kimi kime şikayet ediyoruz yani.
nefis bir taktik bulmuşlar, herkes yapışmış buna.
muhatap yok, bilgi verme zorunluluğu yok, her yerde bir yaptım oldu kafası çünkü yaptım oldu'lar tarafından yönetiliyoruz.
atı alan üsküdar'ı geçti cümlesiyle tüm rejim değiştirildi ve göz göre göre hayatımız kaydırıldı.
şimdi düdük bir kurumun bilet satışında veya müşteri karşılamasında oturan birinden elbette bir şey beklenmez. bekleyemezsiniz.
koca ülkede hangi olayın kim sorumluluğunu üstlendi ki, asla böyle bir şey yok.
dikkat edin, çocuklarda bile öyle bir cüret gelişti ki öğretmeni, arkadaşı, hatta soru bile suçlu ama kendisi asla değil.
ama biliyorum ki artık toplanmaz.
maalesef eskiden umudum vardı ama artık hiç kalmadı.
kimsenin sorumluluk almadığı veya hissetmediği bir yerde, işleyen bir adaletten bahsedemezsiniz.
çünkü orada sadece mağdur olur.
ve sizden sadece onlara anlayış göstermeniz beklenir.
özne hiçbir zaman biz olamayacağız.
onlar güçlü onlar mağdur onlar haklı onlar ezilmiş onlar kandırılmış... her şey olacaklar ama bir tek siz haklı olamayacaksınız.
hatta ve hatta tüm bunların sorumlusu bile sizsinizdir.
bu büyük kuş sadece sizin omuzlarınızda yaşayabilen bir canlıymış gibi size yapışık yaşayacak ve zaten zor olan hayatınızı iyice daraltacaktır.
umutsuz oldu ama yapacak bir şey yok.
gerçek bu.
eğitim sistemini bu derece bozmayacaktık.
en azından sınıfta kalma kalsaydı.