bitmez. yapsan da yapmasan da. yaptım bitti yok. küllük dökersin, biri gelir sigarayla, söndürür, bulaşık yıkarsın, dönene kadar tezgahın üstü tekrar dolar, yemek yaparsın yenir biter, cam silersin yağmur yağar, toz alırsın kedi tüy döker, sisiphos'un cezası gibi, hep yeni baştan. yapsan da var, yapmasan da var. fazla takılmamak lazım. arada bir yapılacak işi azaltmak yeter, kimse bitirmeye kasmasın.
pareto ilkesi gereğince hep %20 lik kaynağımı ayırarak %80 lik kısmını yapmaya çalışırım.
tembel algoritma yaklaşımı ile biriktirilebilecek işleri biriktirip toplu halde yapmaya çalışırım.
garfield prensibi ile "Yarın yapabileceğim bir işi neden bu gün yapayım ki?" diye düşünür ertelerim.
Zorunlu olmayan işlere bakmam; örneğin yaz geldiği için ütülemeyi ertelediğim uzun kollu gömleklerim var. Bütün yaz mevsimini "ütülenecekler" sepetinde geçirdiler ve muhtemelen tozlandılar ve yeniden yıkanmaları gerekecek. Bakın sırf bu yüzden hava durumunu takip edip hangi gün kısa kollu tişört kurtarır onun hesabını yapmaya çalışıyorum.
Bir kırmızı çizgi var, evin işlerini düzenli olarak yürütüp kırmızı bir çizginin altına düşürmediğim sürece toparlanabilir halde oluyor. Fakat o kırmızı çizgi bazen aşılıyor ve ev çöp ev haline dönüşüyor.
İşte bu duruma gelince temizlikçi çağırmaya karar veririm. Fakat ev öyle berbat durumda olur ki, "ulan rezil olacağız" diye düşünerek temizlikçi gelmeden önce evi temizlerim.
neyin içinde kendinizi huzurlu hissettiğinize göre yükü değişen iştir.
kimisi giyilip atılmış, kir pas içinde başta 7 çift olan, zamanla sevdiğini unutan ve yalnızlaşan 14 çorabı yerlerde, yatak altlarında, dolap üstlerinde baş aşağı sarkar vaziyette yaşlanmaya terk eder. bunlara terden allak bullak olmuş, çamaşır makinesi nedir unutmuş tişörtler eşlik eder. pantolanlar saçılmış, kapağı açılıp üç sayfa okunduktan sonra köşelere atılan kitaplar sararmaya bırakılmış , güzel kokuları onları yavaşça terk etmiştir. dibi donmuş kahve bağlamış bardaklar, yıkanmamaktan küflenmiş tavalar, bir sonraki gün pişiririm nasılsa diye ıslatılıp beklemeye bırakılmış, 1 ay sonra üzerinde leş gibi kokan bir hayvan bulduğunuz fasulye mutfağınızı şenlendirmektedir.
kimisi ilkinin tam tersi işleyen bir sistemde misler gibi yaşayıp her şeyini yerli yerince doğasına uygun kullanmaktadır.
ben ikisinden de değilim. her şeyin yeri, zamanı var canım. *