1. işine konu olmak.

    Örnek kullanım: Ceviz ağacının bir dalına bağlanmış salıncak, hafif hafif kıpırdanıyordu. (O. Pamuk)
    #111270 tdk | 7 yıl önce
    0eylem 
  2. Sevmek, içten bağlı olmak.

    Örnek kullanım: Ona bağlandığım kadar / Hiçbirine bağlanmadım / Sade kadın değil, insan (O. V. Kanık)
    #111271 tdk | 7 yıl önce
    0eylem 
  3. Yalnızca belli bir işle uğraşmak.
    #111272 tdk | 7 yıl önce
    0eylem 
  4. Bir şey bir kimseye ayrılmak, tahsis edilmek.

    Örnek kullanım: Gülseren abla yiğit kadın, Yıldırım'ın ölümünden sonra, bağlanan emekli maaşını kabul etmedi. (A. Ümit)
    #111273 tdk | 7 yıl önce
    0eylem 
  5. Sözle veya yazılı olarak bir şeye bağlanmak, angaje olmak.
    #111274 tdk | 7 yıl önce
    0eylem 
  6. Beklenen şey elde edilmez olmak.
    #111275 tdk | 7 yıl önce
    0eylem