çocukluğumda, orhun ene, harun erdenay, ufuk sarıca, ibrahim kutluay, conrad mcrae, petar naumoski, david rivers ve daha birçok basketbol efsanesini kendisinin yorumuyla izlemiştim. farklı ve renkli bir abimizdi. ölümü üzdü.
mehmet baturalp (batur abi) ve doğan hakyemez'den sonra, türkiye'de basketbolu geliştirmek için elinden geleni yapmış, son 10 ay içinde hayatını kaybeden 3. kişi. kendisine sadece tanınmış kişi ibaresi konmasını hakaret olarak görüyorum çünkü ben murat murathanoğlu ile birlikte yaptıkları asist programını da, tek başına 13 yıl boyunca genel yayın yönetmeni olarak haftalık gazete olarak yayınladığı (ilk zamanlarında dergiydi) fanatik basket'i de ve hatta fanatik basket'ten önce köşe yazarı olduğu fanatik gazetesini de takip etmiş biri olarak, kendisine gazeteci ya da televizyoncu ibaresi konulması gerektiğini düşünüyorum.
kendisiyle hem yüz yüze tanışma fırsatı bulmuş hem de asist programında "belli yaş aralığındaki gençler (tam hatırlamıyorum ama 10-15 yaş arası olabilir, emin değilim) bize hayallerini yazsınlar, biz de onlara muhabir kartı verelim, kendi illerinde bizim sözcümüz olsunlar" teklifine cevap verip bu karttan kazanmış biri olarak, 7 yıl sürmüş lisanslı basketbol hayatımı başlatmış adam olduğunu söyleyebilirim. ölüm haberini hemen öğrenemedim ama 2 gündür rüyama giriyor. batur abi'ye başlık açıp yazdıysam, kendisiyle ilgili de bir şeyler yazmam gerektiğini söyleyip durdu bana. valhalla'ya selam olsun ismet abim; gırla piiz, eş zamanlı olarak 3 saatten fazla süren bir radyo yayını ve ardından tutmayan uyku... şimdi yazıyorum.
izmir'e kendisi 2000'lerin başında gelmişti. izmir büyükşehir belediyesi'nin çocuklara basketbolu sevdirmeyle alakalı bir söyleşisi vardı bir okulda. ona katılmıştı. katılımcı sayısı az, okulun konferans salonu berbat, o zamanki konak belediye başkanı ahmet sarışın ya da erdal izgi'ydi, tam hatırlayamıyorum. ama okulun durumundan ötürü mahcup olduklarını gördüğümü hayal meyal anımsayabiliyorum. büyükşehir belediye başkanı ahmet piriştina katılmamıştı. ismet abi önce kendi geçmişini, beşiktaş'ta basketbol oynarkenki anılarını, sonrasında yaptıklarını (bir dönem afrika'da yaşadığını anlattığını hatırlıyorum. ağzım açık kalmıştı) ve türkiye'deki basketbolun genç nesil açısından neden sahiplenilmesi gereken bir spor olduğunu açıklamıştı. özellikle "şu anki efes pilsen ve ülker'in sizin 20'li yaşlarınızda da var olabilmesi için sizlerin de birer sporcu olarak destek vermeniz gerekir" dediğini net hatırlıyorum. gözlerim kamaşmıştı. o dönemin ünlü basketbolcuları izmir'e maça geldiklerinde (izmir'in 1. lig'te takımı var mıydı hatırlamıyorum o zamanlar, karşıyaka henüz pınar boyunduruğu altında değildi), maç sonrasında röportaj bile vermeye yerinir, takım otobüslerine doluşup giderlerdi. ismet badem ise, bizim gibi 10'lu yaşlarının başındaki gençlere bu sporcularla ilgili anılarını, ayrıntıları, onlar gibi nasıl olabileceğimizin püf noktalarını verirdi. yıl 1999-2000 ya da 2000-2001 olmalı.
asist ile ilgili anım ise aklımda daha belirgin. asist o zamanlar hafta içi, geç saatte yayınlanırdı. cuma olduğundan emin değilim ama cuma ise bile, gecenin köründe yayınlandığı için annemden kaçak göçek, uyur numarası yapmadan önce alarm kurup saati geldiğinde kalkıp, televizyonu açıp, sesi de tamamen kapatıp izlediğimi hatırlıyorum. murat murathanoğlu ile slovenya maceralarını, ülker'in ligte çılgın attığı dönemlerin perde arkalarını, aydın örs'ün efes pilsen ile birlikte kazandığı koraç kupası'ndan sonra neden ivme kaybettiğini ismet badem anlatıyordu sadece. benim yaşlarımdaki çocuklar da televizyon ekranına yapışmış halde onu izliyor ve dinliyordu. hatırlatırım; internet yok, cep telefonları halen kontörlü ve lüks, bir çocuğun günlük televizyon izleme saati en fazla birkaç saat (o da evde atari yoksa), teknolojik gelişmeler sporcu olmak isteyen genç dimağları henüz kirletememiş durumda. gene gecenin köründe, sessiz bir şekilde asist'i izlerken, bir altyazı geçti ve kilitlendim: "muhabir kartına sahip olmak isteyen gençler şu adrese hayallerini yazan bir mektup atsınlar". adresi not ettim. sonraki gün hayallerimi yazdığım mektubu evdekilerden habersiz bir şekilde, 2 gündür biriktirdiğim harçlığımla ptt'den gönderdim. ev telefonu da yazılması gerekiyordu, yazdım. birkaç gün sonra evi aramışlar ben okuldayken, annem açmış. muhabir kartı kazandığımı, birkaç gün içinde belirtilen adrese yollanacağını, o zamanlar sümük kadar küçük lake'in geleceğinin parlak olacağına inandıklarını, basketbol aşkını kaybetmemesini istediklerini söylemiş, kapatmışlar. okuldan eve döndüğümde annemin gözleri parlıyordu gururdan.
kart geldi ve ben o kartı, köşelerinden ip geçirip 1 hafta kadar boynuma asarak okula götürüp getirdim. okuldaki ve okul takımındaki forsum devasa olmuştu. sırf bu kart yüzünden 2-3 gün boyunca annemin en sevdiğim yemekleri yaptığını hatırlıyorum. ulan be, üzerinden geçmiş hemen hemen 20 yıl. insan hem sevincinden hem de üzüntüsünden ağlamaklı oluyor. ismet abi, kart bana ulaştıktan sonra bir de mektup göndermişti. kopyala-yapıştır olsa da, o yaştaki bir çocuğa duyulan güveni işaret eden, "kendini geliştirmeye, sporcu olmak için çalışmaya devam et" mesajı taşıyan metni okurken heyecanlandığımı ve her şeyi başarabilecek öz güvene sahip olduğumu hissettiğimi hatırlıyorum. sonrasında hem vücudum hem de hayat bana bambaşka yollar çizdi, ismet abi'nin kopyala-yapıştır da olsa bana duyduğu güveni boşa çıkarmak zorunda kaldım.
ismet badem 1980-1986 arası nesil için basketbol adına barış manço etkisi yaratmış bir adamdı. nasıl ki barış abiyi ekranda gören çocuklar suspus olup ağızlarını açık bir halde donakalıyorlardı; benim neslimin basketbol sevdalıları için de ismet abi aynı etkiye sahipti: her zaman güleç, her zaman pozitif şeylerden bahseden; ekürisi murat murathanoğlu ile sık sık goy goy çevirip kikirdeşen, nefis bir adamdı. ölüm haberini medyaya "böyle de motor kullanılmaz" şeklinde veren kağıt israfı gazetelerin oksijen israfı habercilerine de odin'in zindanları layık olsun. adam motor üzerinde kalp krizi geçiriyor ve kontrolünü kaybediyor. zaten olay anında da hayatını kaybediyor. kendisinin son 10 yılda türkiye'nin tamamını motorla gezme amacıyla hareket ettiğini, büyük oğlu, eski basketbolcu burçin badem'in "istediği gibi yaşamıştı her zaman. belli yaştan sonra da bunun tersini yapması mümkün değildi" sözlerini, gene burçin badem'in ismet abinin naaşını devraldıktan sonraki tweetleri ni bilmeden, habercilik kisvesi altından ölümün bile bokunu çıkaranlara lanet olsun. aydın örs kaldı, murat murathanoğlu kaldı; bilmiyorum, başka da kim kaldı. onlar da ölünce, benim neslimin içindeki basketbol ateşi de sönecek.
valhalla'da kendine dikkat et ismet abi. gönderdiğin muhabir kartım halâ ortaokul kalem kutumun içinde duruyor. lisedeyken pvc de kaplatmıştım ona. benim için halâ, 20 yıl kadar önceki gibi, gurur kaynağım. her zaman sevileceksin.