eğer bi kadın sizi gördüğü zaman durmadan ateş ediyorsa bilin ki o esmerdir. kurşununun bitmesini bekleyin, bittiği zaman kendisi bırakıp gider kalbinizi ona kaptırmazsınız.
eğer sadece sizi gördüğü zaman ateş ediyor, saklandığınız zaman duruyorsa o bir sarışındır. kaçın ve canınızı kurtarın.
eğer sizi gördüğü zaman ortadan kaybolmuşsa ve etraf sessizse bilinki o beyaz tenli siyah saçlıdır. merak etmeyin o sizi bulur kalbinizi söküp alır.
geçmişte japon kadınlarından da elde edilmeye çalışılan kadın türü. gariplerim gün yüzü görememişler bu sebeple.
bu sebepten ötürü de kapatılan japon kadınlar kendilerini yazmaya vermişlerdir. yazıyla diğer uluslara nazaran epey geç tanışan japonların edebiyatta çılgın atmalarının sebeplerinden birisi de budur. diğeri de uzak doğu taraflarında kağıdın avrupa'ya göre çok daha ucuza üretilmesidir.
yüzyıllar boyunca beyaz ten güneşe çıkmayan kadının alametidir. tarlada çalışması gerekmeyen, hanım hanım evinde oturan kadın. bu da belirli bir varlığın ve imkanların göstergesidir. nitekim şemsiye denen zımbırtının ilk kullanım alanı yağmura karşı değildir. şemsiye asil hanımların yüzüne güneş değip rengini karartmasın diye kullanılan bir siperliktir. yirminci yüzyıl başlarında moda olan deniz banyoları ile birlikte asil hanımlar da güneşe çıkmaya başladılar. yaşlılar güneş etkisiyle cildi kızaran esmerleşen bu genç hanımları tarlada çalışan köylülerden farkları kalmadığı için eleştirdi. deniz ve güneş banyoları yaygınlaştıkça bilhassa yaz aylarında ne kadar kara o kadar makbul oldu. ki o dahi yine çalışmak zorunda olmayan insanın göstergesidir. çünkü üretim alanları ve teknolojileri değişmiş, çalışan insan artık tarlalarda değil, gün yüzü görmeyen fabrikalara, imalathanelere, ofislere kapanmıştır. güneş yanığı bir tene sahip olmak için zamanınızı plajlarda geçirecek imkanlara sahip olmanız gerekmektedir. ta ki ozon tabakası delinene kadar da bu düzen geçerli oldu. şimdi beyaz ten yine makbul. güneşin öldürücü ışınlarından kendini koruyor olmanın göstergesi olarak makbul bu sefer.