Ülkenin büyümesi için bir miktar enflasyon gereklidir. Dönen paranın hareket alanı gibi birşey galiba.
Eğer işe girdiğinizden beri dört kez ciddi zam almanıza rağmen maaşınızın avro karşılığı neredeyse yarıya inmişse o ülkede paradan öte şeyler hareket halindedir. Hatta traktördür.
En gerizali millet bu konuda ispanyollardir gozumde. Guney amerikayi kolonilestirip, bir dunya altini gemilerle ispanya'ya getirdiklerinde altinin degerinin anasini zikerler... istedikleri zenginlik etkisini yaratmaz haliyle.
enflasyon, fiyatlar genel düzeyindeki artıştır ve paranın alım gücünü gösterir. mesela geçen sene 4000 liraya iphone 7 alabiliyordunuz. geçen seneye göre fiyatlar genel düzeyi yani enflasyon %20 çıktı. yani bu telefonun fiyatı 4800 lira oldu. geçen seneki 4000 lira ile bu sene iphone 7 alamıyorsunuz ve paranızın alım gücü düşmüş oluyor. enflasyonun en önemli nedeni, toplam talep ve arz düzeyi arasındaki dengenin bozulmasıdır. kaynakların kıt, nüfusun yoğun olduğu ülkelerde yüksek enflasyona daha sık rastlanır. çünkü satılan mal talebi karşılamıyor ve o mal değer hızla değer kazanmaya başlıyor. soğan, patates filan neden arttı sanıyorsunuz? talebi karşılayan bir üretim yok ülkede. tarım üretimi çok kötü durumda. daha geçenler soğanda gümrük vergisi sıfırlandı. bu talep enflasyonudur bir de maliyet enflasyonu var. bu da satılacak olan mal ve hizmetteki girdi fiyatlarının artması sonucu satıcının bu maliyetleri mal ve hizmetin fiyatına yansıtmasıdır.
Genel kanının aksine oldukça sık olacak şekilde para politikaları tarafından yükseltilmeye çalışıldığı dönemler de olmuştur. En büyük örneği, (bkz: japonya)'dır. Birçok teoriye göre ekonomik büyümenin birincil anahtarı enflasyonist beklentiler oluşturmaktadır. Konu ile ilgisi olanlar için, daha iyi anlaşılabilmesi adına japonya - türkiye özelinde karşılaştırılmalı tablolar içeren, çok detaylı bir analiz yazısı yazacağım bilahare.
Ülkemizde doğruluğu ispat edilemeyen ekonomik terim. Aynı zamanda sorunun sadece tüik'te olmadığı düşündüğüm değerdir.
Eski çalışmış olduğum şirkette gördüğüm bir olayda (şirketin ismini vermeyeyim) tüik şirketten veriler istemiş lakin bazı kısım insanlar yok efendim şirket itibarı yok efendim bu değerleri yazarsak müdürler bizi topa tutar gibi varsayımlarla daha düşük göstererek göndermiştir. E bir miktarda tüik düşürünce size gösterilen rakam %11 olur. Benim gördüğüm enflasyon ise %70 ten aşağı değildir.
Velhasılı kelam, sadece tüik'in değil, resmi ya da değil verileri gönderen kurum ve kuruluşlarda bu işin içindedir.
tedavüldeki para miktarlarıyla malların ve satın alınabilir hizmetlerin toplamı arasında sapmanın büyümesinden meydana gelen ve fiyatların toptan yükselişi biçiminde kendisini gösteren süreç.
Tam teknik anlamıyla, mallar ve satın alınabilir hizmetler toplamı ile tedavldeki para miktarı arasında mevcut oran, tedavüldeki paranın nispetsizce artışıyla değişikliğe uğradığı zaman, enflasyon var demektir. Bütçeyle ilgili anlamda, kamu gelirleri kamu harcamalarının altında bulunduğu ve böylece ek bir para emisyonu -ya da daha önce birikmiş parasal yedeklerin ‘’serbest bırakılması’’- gerektiği zaman enflasyon var demektir.
Mal talebi arz imkânlarının üstüne çıktığı zaman enflasyon meydana gelir. Bu, meydana gelmiş olan ve el altında bulunan gelirler kitlesinin el altında bulunan metaların değerini aşmasından ileri gelir. Bu dengesizliğin sebebi, tedavüldeki para akışının ifrat dereceye varmasıdır. Bu ifrat olmazsa, ne ifrat derecede bir talep ne de masraf büyümesi olur.
Kelime anlamı olarak Latincedeki inflare kelimesinden gelir ve şişkinlik olmakla beraber; teknik olarak "toplam talebin, toplam arzı aşması" veya "fiyatlar genel seviyesindeki sürekli yükselişi" ifade eder.
2 ana başlığa ayrılır:
1-Fiyatların Artış Oranına Göre Enflasyon Türleri a-Ilımlı Enflasyon b-Yüksek Enflasyon c-hiper enflasyon
geçen yılkiyle birlikte, grafik olarak ülkemizdekinin son 5 yıllık halini johns hopkins university ekonomisti steve hanke twitter hesabında bugün yayınlamış.
resmi açıklanan %20'yi 5 yıl içinde birkaç ay dışında hiç geçmemiş ama hanke'nin grafiğinde gerçek enflasyon gene son 5 yıl içinde 6-7 ay hariç hep %20'nin üzerinde. 2018'in neredeyse tamamında %40'ın üzerinde kalmış. 2018-2019 arasında %100 civarında sabitlendiği en az 6 ay var. linki +18 olarak paylaşmak lazımdı belki de, bilemedim.
Sonunda gündeme gelmiş olan kavram. Seksenli yıllarda özal zamanında her gün gündemdi.
Mizah dergileri ucu yontulmuş kazık ile sembolize ederlerdi.
gırgır dergisi fiyatını "turgut" ile gösterirdi. 1 turgut = 10 lira. 5 turgut olana kadar kare içindeydi, sonra dışarı taşmıştı: galeri12.uludagsozluk.com/...
aylık bazda 2005'ten beri, yıllık bazda ise 2018'den beri en yüksek verilerini ortaya çıkaran canavar.
gerçi yıllık %36 da tamamen göz boyama. demirden sebzeye, asfalt malzemelerinden süt ürünlerine, et ürünlerinden kağıda, undan kahveye; bütün ham maddeler en az %100 arttı. yıllık enflasyon verilerinden sonra, memur ve emekli maaşlarına ise %25 civarı zam yapılmış oldu. asgari ücret %50 arttı belki ama doğalgaz, elektrik ve benzin yıl içinde en az %80 zam yedi. ağlanacak hale gülmeye bile mecalim yok benim artık.
hiper ön adını alarak hayatımıza girme yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. sorunun sebebi varlığı olan insanlar kendisini yok saysa da saymasa da, o bir gerçektir ve ne kadar inkar edilirse edilsin her gerçek gibi acıdır.
lakin ülkenin zekası 9'dan 18'e çıkan dolar kuru 12'ye inince halay çeken insan seviyesinde olduğundan, ne kadar yüksek olsa az. ülkenin hazine ve maliye bakanının gözlerinin içi güler, lanlı lunlu konuşur, bir gün insanlar döviz bozdu ondan düştü der, ertesi gün devletin eli armut mu topluyordu demeye getirir, falan filan. ama bunca lafının içinde söylediği doğru bir laf da var elbet. ne demişti: "Sen maaş alıyorsun. En fazla neyini kaybedersin? Enflasyonun altında ezilirsin. Ama ben bütün varlığımı kaybederim bu iş düzelmezse."
evet, işte ezileceğin enflasyon da tam olarak bu. tuik bile %35 üstüne çıktıysa ki zamların 1 ocak tarihine bırakıldığı düşünülürse, bunlar daha iyi günlerimiz demektir.
en fazla neyinizi kaybedersiniz arkadaşlar? dert etmeyin. aç kalırsanız akp makarna verir. kömür de verir de çoğu yer doğalgaza geçtiği için kömürü naparız bilemedim. reisimizin elbet bir bildiği var. geçenlerde bir ablanın attığı tweet gibi kombileri 80 derecede yakmayın. neydi lan? evin bütün ışıklarını açmayın. akşam yemeğinde 5 çeşit yemeyin amk. akit gazetesi de yazmış soğan ekmek sağlığa yararlıymış. zaten dinimiz de malda mülkte gözü olmayan bir din. nebati demişti fed'i beş aile yönetiyor diye. bizim beş tane inşaat firmamız ülkelerden en çok ihale alan firmalar listesinde sadece ilk sekize girebilmişler zaten. araya başkaları nasıl girebilmiş anlamak mümkün değil. yani onlar dünya çapında en çok ihale alıyorlarken vergilerinin affedilmesi ve o açığın da sizin tarafınızdan kapatılması da dinimizin hükümlerinden. ne demişti cengiz inşaatın sahibi yıllar önce. ben hatırlıyorum ama yazamam şimdi burada. bizi çok mutlu edeceklerini söylemişti galiba. sağ olsunlar, ediyorlar...
enflasyon bişi değil özetle. sen hiperi bekle. bir sonraki seçim elbet oyum reise. hayatı grinin beş bin elli tonu tadında yaşamak gibisi yok çünkü.
Fazla olan nesnenin değeri azalır , para basılırsa çoğalır ve de değeri azalır , hükümetler para bulamaz ise para basar ve bunu yaparken size sormaz, birisi size sormadan cüzdanınızdan bir şey azaltıyorsa ve bunu bilerek yapıyorsa buna ahlaken ne deneceği de bellidir. Dolayısıyla enflasyon yaratmak tüm dünyada hükümetler için ahlaki bir konu ve hesap verme sorunudur. Ülkemizde ise "Faiz sebep enflasyon sonuç" gibi bilimin tersine bir uydurma ile bu sorumluluk unutturulmaktadır. Çok basittir öyle arzla taleple eğriler çizerek falan konunun dallandırılıp budaklandırılmasına gerek yoktur. Entegre ekonomilerde dış dengeyi lehine tutturmayı başaramayan hükümetlerin yapısal reformların 4 sene gibi kısa vadede sonuçları alınamayacağını bildikleri ve sandığın karşılarına çıkacağını bilmeleri nedeniyle popülist yani kısa vadeli balon politikalara yönelmelerinin ana sonucudur. Bir halk düşmanlığı durumudur. Platon un Devlet in de anlatılan demokrasinin, büyük nüfuslarda çalışmayacağı Platon tarafından binlerce yıl önce bile söylenmesine rağmen , Bir kısım Kapital sahibinin güç ve parayı kendi elinde tutabilmesi amacıyla günümüz dünyasına adapte edilmiş bir kandırmacadır. Para basma yetkisi gibi yetkilerin kimsenin elinde olmaması gerekir ki bu doğrudan hırsızlık demektir. Zamanında ütopya olarak görülen fakat bunu engelleyebilecek tek gerçek çözüm de Kripto paralarda gözükmektedir. Örneğin BTC belli bir algortima içermekte sınırlı, taklit edilemez ve çoğaltılamazdır. Bir hükümet işini yapamaz ve büyümeyi sağlayamaz ise para basamaz işlerini yürütemez tıkanır , affını talep eder yada meclis gibi bir organdan Bütçe yetkisi talep edebilir, olması gereken de budur. Faiz sebep değildir faiz her zaman sonuç olmalıdır. kimsenin paraya ihtiyacı olmaz ise faiz olmaz faiz para ihtiyacından doğan bir sonuçtur paranın bedeli maliyeti veya getirisidir.
genelde bi nesnenin, paranın, malın, metanın, ölçülebilen bir çokluğun sayıca/miktarca çok fazla olması durumu.
halk arasında fiyatların yükselmesi anlamında kullanılır.
ama mantıklı düşünürsek bir mal sabit bir nesneyken onun karşılığında verilen para artıyorsa aslında o paranın değeri düşmüş demektir. yani aslında para basılması ya da insanların o parayı bozdurması sonucu, piyasada dolaşan paranın miktarının artmasıyla değerinin düşmesi, satın alma gücünün azalmasıdır.
burda bazı incelikler var tabii. eğer malın fiyatı bütün para birimlerinde ya da başka malların fiyatına oranla da artıyorsa gerçekten malın değeri artmış ya da şişirilmiş olabilir.
tüik'in açıkladığı haliyle tüfe yıllık %73,50, mayıs 2022 için ise %2,98 olarak açıklanmış olan bel bükücü. üfe ise, yıllık %132,16, mayıs 2022 için %8,76. yani tüik diyor ki, üretici 1 ayda %9 enflasyona karşı üretti ama tüketici %3 enflasyonla ürünleri satın aldı. yav he he.
yeminlen şaka gibi. temmuz'daki maaş iyileştirmeleri bu tüfe verilerle yapılacak, uyandırayım. geçen aylarda ürün ürün hangilerini baz aldıklarını açıklarlardı ("madde sepeti ve ortalama madde fiyatları"), 26 mayıs'ta onu da kaldırdılar. şu na tıklarsanız (edit: sonra da "istatistiksel tablolar" kısmına tıklayacaksınız), bugün güncellenmiş madde sepetini görebiliyorsunuz ama indirip içine baktığınızda, son güncellemenin nisan 2022'de yapıldığını anlıyorsunuz. özetle; bundan sonra "enflasyon sepeti" olarak bilinen tüfe'yi belirleyen ürünleri madde madde göremeyeceksiniz. enflasyon hesabında pinpon topunu mu, kayak takımını mı, pırlantayı mı baz aldıklarını anlayamayacaksınız.
mayıs tüfe'sinin %2,98 açıklanmasına bakalım. tüik diyor ki, "nisan'a göre tütün ve alkol %6, eğlence ve kültür %5,5, giyim ve ayakkabı %4,5, ulaştırma %3,5, haberleşme %1,5 arttı. ben de bunların ortalamasını aldım". bakalım, öyle mi:
- nisan'da son kez olarak güncellenen enflasyon sepetinde erkek ayakkabısı 343 lira, erkek botu (nisan yok, mart bu) 368 lira, erkek spor ayakkabısı 390 lira, kadın ayakkabısı 240 lira, kadın botu (nisan yok, mart bu) 302 lira, kadın spor ayakkabısı 436 liraymış. önceki aylarla karşılaştırınca mart-nisan arasında hemen hemen hepsinde %10'luk bi' artış var. mayıs ayında neden aynı oranda artmamış olsun ki? "kışlık olduğu için fiyatları düşebilir" derseniz de, bütün nakliye kalemleri her ay düzenli olarak artıyor. ayakkabı neden daha az zam yesin?
- listede benzin ve motorin de var. nisan ayı için benzine 19,17 lira, motorine 21,49 lira fiyat çekmiş. bakın, sırf motorindeki aylık artış zaten %25 civarında.
- metro ve tramvay ücretleri de var. nisan ayı için metroya 6,20 lira, tramvaya 4,77 lira demiş. izmir'de aylık enflasyona göre %10 civarında otomatik artış var, bizzat bildiğim, her binişte ödediğim şey benim bu.
- tiyatro bileti nisan ayı 77,34 lira, sinema bileti 37,80 lira diyor. mart-nisan farkı %8-10 ama eğlence ve kültür mayıs'ta %5,5 arttı diyor tüik. neden düşmüş olsun? kendi verilerinden yazıyorum, kafadan atmıyorum.
- çorbalar başlığı da var: mart 2022'de 15,60 lira, nisan 2022'de 16,66 lira. geçen hafta mercimek çorbası içtim, 40 lira ödedim. aradaki fark hangi esnaf lokantasında var? kemeraltı'nda bile 30 liradan aşağı çorba yok lan. yeminlen meclis lokantasında bile bu fiyata çorba yoktur.
- yıllık değişen avukatlık ücreti bile var listede. yıllık diyorum bak, yılda 1 kere. 2021 sonunda ülkece göçtüğümüz için kasım ve aralık'ta 2 zam yapılmıştı. listede aylardır o da var, sabit halde 675 lira. "bu kalemde enflasyon %0" dersin, kim bilecek.
- çorba yazdıysam, gıdadan da genel olarak bahsedeyim: pirinç nisan ayı için 16,59 lira. ben 2 hafta önce pazardan osmancık aldım, 25 lira civarındaydı. beyaz peynir nisan ayı için 50,16 lira (geçen gün aldım, 80 lira), kaşar peyniri 78,71 lira (uzun süredir 100 liranın üzerinde görmüyorum), tulum peyniri 82,50 lira (benim mandıra biraz ucuzcu, 90-100 lira arasında gördüm). tulumu 80 liraya bulursanız almayın bence çünkü o tulum değildir zaten. domates nisan ayı için 18,53 lira (pazarda "kilosu 25 lira"yı geçen ay okudum). tabloda aylar ve hatta yıllar öncesi de var. aralık 2021'de domatesin 7 lira olduğu gözlerinizi nemlendirebilir. kışınki domates yazın alabileceğinizden daha ucuzdu, evet. toz şeker nisan ayı için 12,54 lira, küp şeker 14,97 lira. bal nisan ayı için 65,09 lira, reçel 34,46 lira, pekmez 42,85 lira. bunları bu fiyatlara aylardır görmedim ben.
haziran istatistiği de aylık olarak %3-4 arası gelir bence. böylece aylık %3-4, yıllık da %50 enflasyon var gibi davranmaya devam edebiliriz. nefis.
Ailemdeki yaşlıların neden aşırının aşırısı tutumlu olduklarını anlamama neden olan terim.
Malum benim kuşağın yaşadığı ilk ekonomik kriz buydu.
Ben ne bileyim Türkiye ekonomisinin bu kadar kronik sıkıntılarının olduğunu, benim aklımdan geçmezdi işlerin bu hale geleceği ve de milletin bu kadar tepkisiz kalacağı.
Taşrada Tepkisiz kalanların bir kısmı eski tüfekler kendi zamanlarında, ayaklarına giymeye çarıkları yokmuş, gitmeye doktorları yokmuş; onlar beton gibi sağlam çok koymuyor onlara.
Diğer kısım ise, bunlar engerek bunlar çıyanlardır ..., ekibi; arkadaşlar siz çalışıyorsunuz ya kendi emeğinizle. sizin paraları (vergiler) burada sosyal yardım adı altında çatır çatır yiyorlar 0 km arabası olan sosyal yardım alıyor. ihaleler, kamu torpilleri falan gırla zaten.
Bu kesimin keyfi yerinde havadan para geliyor ondan bir şey demiyorlar.
Bizim gibi garibanlar da namusuyla para kazanmaya çalışsın. Rahmetli babannemin çok sevdiğim bir lafı vardı bu kısır döngü için, geldi başa bir hâl üfle üfle dayan.