millennial kuşağının son evre üyelerinden biriyim bir 95li olarak ama aslında düşününce 80li millennialler ile 90lı millennialler arasında ciddi farklar da var gerçekten, yine de ortak noktalarımız heralde hepimiz de bu değişen teknolojileri ve internetin değiştirdiği toplum yapısını daha bir net gözlemledik çünkü onun içine doğmadık direkman, şu dönemde hayatımızın her yerini sarmalayan bu görünmez ağlardan biz zamanla haberdar olup, deneyimledik bir noktada fakat yavaş yavaş, sindire sindire, kağnı gibi hızlarla, şimdinin antik denilebilecek sosyal medya uygulamalarıyla. bunu yaşayanlara tabii belli dönem z kuşağı üyeleri de girer.
şöyle bir düşünüyorum da çocukluğumda, internete yakın en büyük bilgi alma aracı telegün idi, onun dışında televizyonlar gazeteler falan vardı hatta gazeteler daha henüz bu kadar internete naklolmamışken, futbol tutkunuyuz ya, boyuna gazetelerden takip ederdim transfer haberlerini ve bildiğin gazeteye para verirdim, şimdi buradan bakınca çok tuhaf geliyor yani paralı gazete yayınlarını bile açan uygulamalar var, bilgiye erişim o kadar güçlü ki ama biz bunu yavaş yavaş deneyimledik, yavaş yavaş içine doğduk, bilgisayar benim için bir oyun oynama aracı iken şimdi her türlü işimi hallettiğim yer oldu ki, zamanla gelişen bu akıllı telefon ve tablet teknolojileri zamanla bu konuda daha da pratik olacak belki de, oyun hariç olabilir tabii. yani zaman, dünya çok çabuk değişmeye başladı ve özellikle teknolojinin hızına yetişmek çok zor bu noktada ama bunu teker teker üst üste hepimiz bir güzel deneyimledik gerçekten ve şöyle bir düşününce, 512 mblık ekran kartlarının bir dönemlerin en dev teknolojisi olduğunu düşününce, şimdiler daha da garip geliyor insana ki 512'nin altında 64 mblar bile bir olaydı, 512 örneğini verme sebebim ilk defa bana özel alınan bilgisayarın öyle oluşu.
aynı zamanda soğuk savaşın bittiği, sovyetlerin yok olduğu, sosyalizmin bir hayalet gibi ortalarda dolandığı bir dönemin çocuklarıyız. tamam belki 80lerde doğan bazı üyelerimiz ucundan kıyısından hatırlar sovyetleri ama ne kadar idrak edebilir, ne kadar onun içinde yaşamış gibi hissedebilir? biz artık bipolar değil önce multipolar dünyanın çocukları olarak ortaya çıktık, artık daha farklı ideolojilerimiz ve daha farklı ideallerimiz vardı, sosyalizm vs. kapitalizm ise demode olmuştu bile çoktan, iki düşünce yapısı bile bu yeni döneme göre kendini eklemledi zaten bir noktada.
ya telefonlara ne demeli? ben çocukken ev telefonu diye bir şey vardı, kontörler ateş pahası, smsler yaygındı, bilgisayarlarda msnler vardı, 240p normal bir görüntüydü. şimdi hd özellikli akıllı telefonlar, dakika üzerinden bir sistem, smslerin günden güne işlevini kaybedişi, whatsapp gibi bir devin doğuşu, msn'in yerini skype gibi görüntülü arama üzerine daha bir eklemlenmiş uygulamalara bırakışı, ev telefonlarının terk edilişi. 2000lerden ne kaldıysa bugün iyice kayboluyor kısacası ve benzeri yine 90lardan 2000lere geçiş adına da söylenebilir.
bizim belki de en büyük şanssızlığımız çocukluğumuza dair ne varsa çok çabuk değişiyor olması ve yerine hep başka şeyler eklemleniyor oluşu. bunu bizden önceki kuşaklar da deneyimliyor tabii, bir boomer kuşağı üyesinin çocukluğundan bugüne ne kalmış olabilir ki? ama bizimkisi çok hızlı oldu, daha bir şeyin varlığına alışamadan ya da tam alıştıktan sonra yerini hep başkası aldı. walkmenler, mp3 çalarlar gereksizleşti, akıllı telefonlar ve spotifylar geldi, kulaklıklar bile kablosuz olmaya başladı ve bunlar çok hızlı değişim geçirmiş süreçler. ya düşünün, say say bitmiyor değişimler cidden ve şöyle bir düşününce, 2000ler artık bambaşka bir dünya gibi hissettiriyor, yaşadım yaşamasına da, bugünle alakası yok gibi sanki, sanki kaydetmesek anılarımız olmasa varlığını unutacakmışım gibi. bu da y kuşağının trajedisi olsa gerek, benzerleri 80lerde doğupta 90ların adetlerinin değişimini yaşamış insanlar da söyleyebilir tabii, ben geç millenniallerdenim sonuçta.
90ları 5 senelik doğru dürüst hatırlamadığım zamanı saymazsak yaşadım diyemem ama garip bir özlem duyarım ne zaman görsem fotolarını, anlam da veremem bu duruma hiç, yaşamadım ki ben o dönemleri ama çok nostaljik geliyor, instagramların olmadığı bir çağdan foto albümlerine şöyle bir göz gezdirince ya da o albümlerin dijital formlarına internetten bir göz atınca ama aynısını 80ler adına hissetmiyorum, sadece 90lar adına var. neden nostaljik hissediyorum kim bilir ama artık 2000lerin bile nostaljiye dönüştüğü yıllardayız. zaman gerçekten hızlı akıyor, bizler için belki de daha da hızlı. diyeceklerim buydu, biraz uzun oldu gerçekten. zlerden de bu durumları hissedenler vardır eminim ama alfa kuşağı bir gün büyüyüp bu tarih olacak entrylere göz gezdirince, belki dediğim birçok şeye internetten bakacak anlamak için, bu da zamanın hızının ve değişimin hançerinin keskinliğini daha da net gösteriyor olsa gerek.
Ülkenin siyasi ve toplumsal olarak çalkantılı dönemine bolca şahit olup acıları, ölümleri, cinayetleri sıklıkla yaşayan "x" kuşağının elinde, gözetiminde büyümüş sindirilmiş, kaybolmuş kuşaktır. Çoğu için otoriteye itaat en büyük özelliğidir. İçleri geçmiş, çoluk çocuğa karışmış, balkonu çıkmış kayıp bir kuşaktır. Kınamayın, yazıktır, günahtır.