is karası gibiyim o temiz ellerinde dil yarası gibiyim bu masum sözlerinde kal deme hiç... bunu benden isteme...
sus bu gece bana aşktan sakın hiç bahsetme dur bu gece, bana dokunma, beni delirtme..! sana boşuna umut vermek istemem..
çağıran bir şeyler var hep beni uzak şehirlerde... bana ait bir şeyler var o sert gülüşlerde..!
sen yine olduğun gibi kal... benim için sakın değişme! giderim bugün ha yarın hareket vakti gelince... sen yine olduğun gibi kal... misafirim bu şehirde bir el sallarsın yeter hareket vakti gelince..
mum gibiyim senin ışıl ışıl gözlerinde kum gibiyim uçsuz bucaksız o çöllerinde kış gibiyim yakan yaz güneşinde...
hırsız gibiyim kadehteki o ruj izlerinde dil gibiyim yanağındaki o beninde "kal" deme hiç... bunu benden isteme...
çağıran bir şeyler var hep beni uzak şehirlerde... bana ait bir şeyler var o sert gülüşlerde..!
sen yine olduğun gibi kal... benim için sakın değişme! giderim bugün ha yarın hareket vakti gelince.. sen yine olduğun gibi kal..misafirim bu şehirde bir el sallarsın yeter hareket vakti gelince..
emre aydın ile tanıdığım, mazisini yıllar sonra öğrenerek 1998 model insan olarak 2020 yılında 1994 tarihli orijinalini az önce klibiyle deneyimlediğim umay umay şarkısı.
Dönemine göre değerlendirince başarılıymış. Değişik bir kokusu var. Ancak sanıyorum Emre Aydın coverını dinlemeye devam edeceğim. zira bir şeyler ham kalmış gibi geldi. Dinleyici olarak yargım; vokal performansının şarkının kalanıyla farklı bir yolda gittiği, hiçbir şeyi değiştirmeden vokalin şarkıyla paralel değil bütün halinde gitmesi halinde çok sevebilecekmişim yönünde.
emre aydın versiyonu para verdiğime zerre pişman olmadığım şarkılardan biridir aynı zamanda. tekrar ve tekrar ve tekrar dinliyorum ve yine de doymuyorum. tuzlu su gibi ama bu zevkli bir şey. mide yanması susuzlukla birleşir de litrelik şişeyi kafaya dikmek ama şişedeki suyun bitmesi üzerine tatmin olmamak gibi. bu şarkının nesi bende bu etkiyi yapıyor bilmiyorum.