şu an yaşadığım durumdur. aklımdan neler geçiyor bilseniz.. neden kalkıp hayırlı bir şey yapmıyorum diye düşündüm fakat kalkarsam hiç uyuyamam diye korktum. yattığım yerden telefonu alıp bari randevu alayım dedim diş hekimliğinden. tabii ki yine doktor yok devlet hastanesinde. devlet hastaneleri ne zaman bir işe yarayacak? -saat 04:18 yakınması-.
Denemediği yol kalmayan; her türlü meditasyonu ve binbir çeşit bitki çayını deneyen bir mağdur olarak söylüyorum: Çare: melatonin bir dünya ilaçla karaciğerime ve akıl sağlığıma ettiğim onca ihanetten sonra bir de uyku hapı kullanmayı kendime yakıştıramadım. Vücudumun zihnimle olan savaşının neticesi olarak uyguladığı uyku hormonu salgılamama yaptırımına çare olarak, sorunu hormonu ek olarak almakla çözdüm. Ama ne kadar da hormon, gıda takviyesi nitelendirmesi altında yer alsa da, yine de bir uzmana danışın.
özellikle çok gençken insanın başına sık sık gelen şey.
saat 11'de (23:00) yatıp, gece (ya da sabah) 4'lere kadar uyuyamadığım çok olurdu. tabi kafada kavak yelleri, türlü hayaller falan... şimdi kafam yastığa çeyrek kala uyuyorum.
bazen de çok çetrefilli bir işin içindeyseniz yakanızı bırakmaz uykusuzluk. bir türlü içinden çıkamadığınız bir derdiniz vardır, bir ayrılık acısı yaşıyorsunuzdur, faturaları nasıl ödeyeceğinizi düşünüyorsunuzdur vesaire... uykusuzluğun en fena çeşidi de budur işte!
bir de biz astronomların uyuyamama durumu vardır ki, mesleki bir zorunluluktur. hava açıksa gözleme çıkarsınız. gece boyunca o sağ açıklık senin, bu dik açıklık benim, yıldız kovalarsınız. bu da galiba en tatlı uykusuzluktur.
Yatakta uyumak yerine dönüp durmanın ve düşünmenin de sebep olduğu durum.
En iyi çözümü uyuyamayacağınızı anladığınızda yataktan çıkıp kendinizi yormak, fiziksel ya da zihinsel olarak çaba isteyen eylemlerde bulunmak.
Tavsiyem günlük yazmaktır, günü gözünüzün önünden geçirirken beyniniz bugün yapılacak her bir görevi yerine getirmişim uyumak hakkımdır moduna girebiliyor.
düşünmekten kendimi alamadığımdan dolayı her gece yaşadığım durum. masum görünen düşünce sistemimiz bir zaman sonra beyin katili olabiliyor. fazla düşünüyorum, çok fazla düşünüyorum.
İnsomnia, uyku için yeterli zaman ve fırsat olmasına rağmen, uykuya başlamada, süresinde ve bütünlüğünde tekrarlayıcı güçlükler yaşanması ve bunların gündüz işlevlerinde bozulmaya yol açmasıdır.
yoldaysaniz ve navigasyon gorevi goruyorsaniz isteseniz de psikolojik olarak yapamadığınız... Demişim bir zamanlar. Bu girdiyi yazarken rotam çanakkale idi. Huzursuzluğu hiç sevmem. Her şey bir düzen içinde olmalı. Ve benim için huzursuz bir yolculuktu. Uzun zaman oldu uykusuz kalmayalı. Bundan önce uykusuz kaldığım dönem, uykusuz kalmak bile isteye yapılan bir aktivite idi. Günü doğurduktan sonrası da gayet güzel geçiyordu. Sanırım o sıra herhangi bir kaygım yoktu.( İç ses mutlulukla bağdaştır diyor) ****
Şimdi yeni bir tanım yapmam gerekirse tüm hayatımı inceleme imkanı vermesi itibariyle oldukça durağan; saatin akrebine ve yelkovanına göre bir o kadar hızlı geçen bir iş, hatta işsizlik. Askıda kalma durumu. Boşluk da olabilir. Birileri bir yerlerde uyuyor biliyorum, benim uyumuyor oluşum onların derdi değil tabii ki. Hem ben uyurken onlar uyumuyor olabilir. Herkesin uykusu kendine sonuçta. *
Buradan saate sesleniyorum; lütfen akrep ve yelkovan birbirini biraz daha yavaş kovalayabilir mi? Elbet birbirlerine kavuşurlar, bu ne acele canım...
ömrüm boyunca yaşadığım durum. her bulduğum çözüm işte bu sefer oldu dedirtmesine rağmen 1 ay sonra yine aynı döngüye dönüyor. halbuki düzenli bir yaşamım ve hayatım var. neden böylesin uyku..
herkese nasip olmayan güzel şey, güzelliğini müsebbibi tayin eder, mesele vicdanın gürrültüsü ise, kırdığın bir kalbi onarmak için çare arayışları ise, uzaktan sevmelerin, sevdiceğini hayal etmenin hüznü ve umudu ile bir yakaza ise ne güzeldir uyuyamamak. diyorsanki mesele fizyolojik, iki anti depresan iç, papatya çayı iç, sende katıl uyumamayı eksiklik gören naturalist duygusuzlara, şu gürültüde vicdanını uyutanı, uyumamak için direnen vicdanın ağlayışlarını duymayanlara değil sözümüz. üniversite sınavının sonucunu beklerkenki heyecanla uyuyamama ile, o gün yapabileceği bir iyiliği yapmadığı için vicdanın kalbinde bremen mızıkacıları gibi ses çıkaran kalbin sahibinin uyuyamamasını aynı terazide tartmayalım. ya yarın olmazsa, düzeltebileceği ama düzeltemediği ve.bir daha düzeltemiyeceğini düşündüğü hatalar için uyuyamanlara selam olsun,. ya yarın olmazsa.....!!!
Her şey 2010 yılının hatırlayamadığım bir mevsiminde başladı
Bir gece yarısı uyuyamadım, kalkıp babamın yanına geçtim. Durumumu anlattım ve elma yememi söyledi, yedim. Ve bir daha uyuyamadım.
Denemediğim ilaç, tedavi, çay kalmadı. Saatler boyunca meditasyon yaptım, asla işe yaramadı.
Bi ara sadece murat sönmez'in sesiyle uyuyabildim. Bi ara sadece alkolle uyuyabildim.
Son yıllardır sadece bir şeyler izleyerek bayılıp kalıyorum, evet uyumuyorum. Bayılıyorum.
Bir şeyler izlemeyi bıraktığımda düşüncelere dalıyorum, overthink seanslarım başlıyor, tavanı izleyip kafamda bir şeyler yaşıyorum. Asla uyuyamıyorum.
Bazen bir şeyler izlesem de uyuyamıyorum çok kötüyüm. Azer bülbül deyimiyle yatamıyorum çok fenayım
Not: Meh bir girdi oldu
ek not: herkes de fiziksel iş demiş, önden bildiriyorum. öyle bir şey yok. kimse benim emeğimi küçültmesin !!!1
İnsanın yaşamını ciddi düzeyde etkileyen bir sorun.
Ben bu sorunun çözümünü fiziki yorgunlukta buldum. Mesela bizim ev sobalıyken gider odun falan kırardım hunharca. Stres atıyorsun, ter döküyorsun, yoruluyorsun, üstüne bir de odunlar kırılmış oluyor. 10/10 aktivite.
Gece yatınca "ulan çok mu kırdım acaba odunları" diye düşünmeyeceksin ama. Bizi de zamanında kırdılar boş ver. Git yat uyu guzum.
Kısacası üstad mesut komiserin de dediği gibi "ver odunu"...
Benim de varoluşsal sancılarımdan dolayı bayağı bir çektiğim problemdi. Hâlâ varoluşsal sancılarım var fakat uyku problemim Yok.
İnşaat arkadaşlar, inşaat. Bugün bütün gün kar küredim inşaatta, 1 saat sonra falan bayılırım, uyumayı da geçtim.
Genellikle bu tarz problemler, düşünmeye vakti kalan, hayattan beklediği maddi hevesleri aldığı yetersiz maaş yüzünden karşılayamayan beyaz yakaların problemleri oluyor.
Meslek değiştirip beden emeği yüksek işlere girin, daha problem kalıyor mu görün, tavsiye ediyorum.
Romantik idelerimiz, maddi acımasızlıklar karşısında duvara toslamaya maalesef çoğu zaman mecbur kalıyor gibi.
Ama romantizmi tabii ki her zaman savunacağız.
Bu dünyadan da sözümüzü söylemeden, beton çivimizi çakmadan gitmeyeceğiz.
Fiziksel yorgunluk sonrası da uyuyamıyorsanız, ya da yarı uyur yarı uyanıkmış gibi kalitesiz uyuyabiliyorsanız dahiliyeden randevu almanız gereken durum.
Liseden beridir olsa gerek başımda olan şey. Bu kadar uykusuzluktan dolayı baş ağrısı çeken birisi olarak hala daha kafayı koydum mu uyuyamıyorum.
Migrenim beni delirtse dahi yatış saatlerim 4, 5, 3 gibi değişiyor.
Dün mesela 5te yattım. Bu ara anksiyete ve paranoya var ondan bence ama onlar olmasa dahi elimde sürekli telefon olduğundan, bir şeyler izlemek, okumak, araştırmak istiyorum sürekli.
Birçok hastalığa da işaret ediyor olabilir.
Bence uyuyamayanlar daha zeki uyuyabilenlere nazaran. Kafaları daha çok çalışıyor.
Esasen beyni öldüren bir aktivitedir ayrıca. Uyuma kampı yapalım sözlük!