benzeri bir iyi geçinmeye çalışma durumu isveç için de geçerli. "bize saldırmayın da tüm madenlerimiz size feda olsun" demişler adamlar neredeyse.
ama isveç'in türkiye'den farkı, gizli üsler barındırmasıdır. türkiye'de de sscb'ye karşı bir üs yapılması planlanmışsa da tesadüf eseri nazilerin kucağına düşen belgeler sayesinde "canım siz sscb'ye saldırması için ingilizleri alacakmışsınız topraklarınıza, ne iş?" denen türkiye ikinci düna savaşı boyunca hem müttefiklerle hem de mihverlerle iyi geçinmek zorunda kalmıştır.
kim olduğunu hemen herkesin bildiği diktatör. bunun için biyografi yazmak yerine bana ilginç gelen bazı şeyleri paylaşacağım:
- gençliğinde hayran olduğu mussolini'yi savaş yıllarında küçümsemeye başlamıştır. sebebi italya ordusunun beceriksizliği ve bu beceriksizliğe rağmen mussolini'nin savaş hakkında atıp tutmasıdır. zaten, daha sonra onu bir kukla haline çevirecektir.
- türkiye'nin hatay'ı topraklarına katmasını, kendi amaçları için propaganda olarak kullanmıştır.
- paganizme ve metafizik olaylara aşırı bağlı biriydi. yahudi (genel olarak sami) nefretinin temel sebebinin de ibrahimi dinleri küçümsemesi olduğunu söyleyen tarihçiler çoktur. aynı zamanda, cermen paganizmini iktidarda olduğu yıllarda bir nevi restore etmiştir.
- charlie chaplin'in ''the great dictator'' izlediği rivayet edilir. aynı zamanda filmin türkiye'de yayına girmemesi için elçilik yoluyla inönü hükümetine baskı yapmıştır. film türkiye'de bu yüzden savaşın sonlarına doğru ancak gösterime girmiştir. (film 1940 yılında çıkmıştır.)
- hayati tehlikelerden kurtulmasıyla meşhurdur. en bilineni; 1. dünya savaşındaki topçu saldırısı ve 1944 suikastinden kurtulmasıdır.
- anne ve babasını erken kaybetmiştir. erken gençliğinde, geceleri ailesinin mezarlığında dolaşmıştır. bu durumun, kafa yapısını ve ruh halini bozduğunu iddia edenler vardır.
- savaşın sonlarına doğru, kendisinin de stalin gibi orduda tasfiye yapmadığından yakınırdı.
- yeğeni olan geli raubal ile ilişki yaşamıştır. geli, bu ilişkiyi intihar ederek sonlandırdı. bu intiharın da hitler'i sarstığı belirtilir.
- netice olarak günümüz siyasi yapısını oluşturan olayları başlatan adamdır. savaş sonrası oluşan birleşmiş milletler güvenlik konseyi hala yasal mercidir. aynı zamanda, savaş sonrası avrupa devletleri bir süper güç olmaktan çıkmışlardır.
dunkerque'te kendi sonunu hazırlamış olan politikacı.
savaş lineer bir şey değildir. dunkirk'te en ideal kararı vermiş olsaydı bile, fransızların karşı saldırı ihtimali hala vardı. zaten kendisi de bundan korktuğu için çok kararsız kalmıştır dunkerque'te yapacağı konusunda.
ileride bu kararsızlığı ve geç harekete geçmesi başına çok iş açacaktır yine.
zaten ne kadar iyi savaşsanız, ne kadar güçlü olsanız bile bir savaşa girdiğinizde yenilme olasılığınız her zaman mevcuttur. general patton, almanya topraklarına ayak bastığında bile "hala savaşı kaybetme olasılığımız var" demiştir bu sebepten ötürü.
Ressamlığı bana göre fena değildir. İnsan düşünmeden edemiyor bu adam führer olmasa ressam olarak kalsa acaba ileride dünya barış ödülü falan alabilir miydi?
Naziler'den bahsederken bütün suçu hitler'e yıkmak da cahilliktir bence bu adamın yıkıcılığının etkisi yanındaki dalkavuk şizofrenlerle beraber artmıştır. Alman vatandaşlarının büyük Kısmı da bu işten kandırıldık diye çıkamaz bu yıkıcılık sadece kandırılmakla izah edilemez.
Cehaletin insanlığın en büyük düşmanı olduğu gerçeğinin doktoralı tezini vermiş insandır Hitler.
Anlıyorum ki şu bu şuizm buizmden çok, her zamanki gibi en büyük tek düşman var cehalet.
aslında kendisinin en iyi portresini generallerinden heinz guderian çiziyor. adam hem kötü yanlarını, hem de şaşılacak yönlerini anılarında anlatmış.
guderian'ın söylediğine göre hafızası çok iyiymiş kendisinin. bir toplantıda birisini "6 hafta önce başka bir şey dedin, şimdi başka bir şey diyorsun" deyip haşlamış mesela.
iyi eğitim alamadığı için de bu açığını okumayla kapatmaya çalışmış. yine guderian'ın dediğine göre zamanının büyük bölümü okumayla geçiyormuş.
ayrıca kendisi hep sayılar üzerinden yapmış planını ki nazi almanyası'nı çöküşe götüren de bu olmuş. çünkü bir noktadan sonra makam/mevki kazanmak isteyen insanlar yalan yanlış raporlar sunmaya başlamışlar. martin bormann, heinrich himmler gibi adamlar sayesinde de zamanla hitler gerçeklerden kopmaya başlamış. zaten guderian da anılarında bormann ile himmler'e verip veriştiriyor.
bir yerlerde sscb'nin de yalan yanlış raporlar yüzünden çöküş dönemine girdiğini okumuştum. guderian'ın verdiği sayılar ve raporlar üzerinden hareket etme olayı bana bunu hatırlattı. demek ki devletlerde denetleyici kurum şart. denetleyici kurum da ahlaksızlaşırsa onu bilemem tabii...
homo sapiens'in evrimsel sürecini incelemiştir. doğa karşısında doğal seçilimle güçlünün ayakta kalıp daha güçlü bir ırk yarattığını, güçsüzün ise silinip gittiğini kabul etmiştir. ona göre, güçsüzlerle bezeli bir insan ırkı yok olmaya mahkumdur ve bu yüzden de aryan ırkı yok edecek tüm tehditler yeryüzünden temizlenmelidir. güçsüz ve kirlenmiş, kirletecek olarak gördüğü homo sapiensleri yok etme politikası gütmüştür hitler. yahudiler, çingeneler, akıl hastaları ve engelliler işte tam da bu yüzden, yani hitler'e göre insan ırkını felakete sürükleyecekleri düşüncesiyle yok edilmek istenmiştir.
milyonlarca yıldır doğanın yapmış olduğu şeyi, artık homo sapiens'in beynini kullanması ve tıbbı geliştirmesi ile yapamamaz hale geldikten sonra tekrar yapmak istemiş, buna mukabil dünya tarihinin en vahşet dolu katliamlarını gerçekleştirmiştir.
aynı zamanda, reichstag yangını ile gittikçe diktatörleşmiş, almanya'nın yönetim sistemini değiştirmiş, şansölye ve devlet başkanı makamlarını birleştirerek kendince iki başlılığı yok etmiş, %89 oy alarak başa geçmiş, ağzından çıkanın kanun olduğu bir nazi almanyası kurmuş, dünyaya hükmedeceğini sanmış, stalingrad'da top direkten dönünce savaşı kaybetmiş ve berlin'de bir çukurda önce siyanür içip sonra kafasına sıkarak intihar etmiştir, ayrıca bedeni stalin'in eline geçmesin diye de yüzlerce litre benzin döktürerek cesedinin yakılmasını vasiyet etmiştir.
Kendisini politikacıdan önce sanatçı olarak tanımlarmış. SaVaş yılları ve politika öncesi kendi yaptığı tabloları, kartpostalları satarak geçinmeye çalışırmış.
Viyanada 2 kez güzel sanatlar akademisi için sınavlara girmiş ancak başarılı olamamış. TAblolarında insana çok az yer verdiği için eleştirilmiş, ki mimari tarz çok öne çıkıyor tablolarında. Akademi sınavlarında kendisine mimarlık tavsiyesi verilmiş olsa da, öncesinde tamamlayamadığı eğitimi nedeniyle düşünmemiş.
ilginç bir şekilde "ülkesinden nefret adam" imajı biçilmiş diktatör.
der untergang ile ilgili eleştirilerde hep görüyorum "adolf hitler'i ülkesini seven biri olarak göstermişler" tarzında eleştiriler geliyor filme karşı.
cidden adamın "almanya'dan nefret ediyorum, bütün almanları toplama kamplarına göndereceğim!!!" şeklinde hareket ettiğini falan mı düşünüyorlar nedir...
adam milliyetçi olmasa neden partisinin adı "nasyonal sosyalist alman işçi partisi" olsun?
bir de mein kampf'ı japonca'ya sansürlü çevirterek japonları çok fena kandırmıştır. japonlar hakkında söylediği alaycı sözler mein kampf'ın japonca çevirilerinde yoktur.
demokrasiyi amaç olarak değil araç olarak görmüş şahıs. almanya üzerinde hakimiyet kazanıncaya kadar dindar, ideal avrupalı gibi görünmüştür. savaşı kazansaydı aryan ırkından olmayan herkes çalışma kamplarını boylayacak, aryan ırkına yakışmayan her şey yok edilecekti.
bu sebeple müslümanların bu adamı savunması çok ilginç gelir bana. "kitapta yahudiler var" diye incil'in eski ahit kısmını çıkarttırmış bir adamın kuran'a el uzatmayacağını düşünmek saflıktır.
gerçi adamın sonsuz askeri gücü yoktu savaşı elbet kaybedecekti ama insan yine de nazilerin egemenlik sürmediği bir dünyada yaşadığı için şükrediyor.
günümüzde hala "adam yol yaptı" diye savunuluyor ilginç bir şekilde. adam otoban yapsa ne, yapmasa ne...
Faşist, homofobik, cani gibi sıfatların yani sıra iyi bir komutan idi. Hitler’i severim demiyorum kesinlikle, benim anarşist görüşüme göre en rezil diktatörlerdendir ancak uyuşturucu bağımlılığı ve etrafında konuşlanan ben güvendiği ajanlar yüzünden savaşı kaybetmiştir. Neden iyi bir komutan diyorum. Renk körü askerleri uçak pilotu yaparmış ormanlık arazide düşman askerlerini görebilmeleri için.
edit: bu kaynak dışında internet üzerinde bu iddiayı destekleyici almanca ya da ingilizce başka bir belge/döküman tarafımca bulunamamıştır. dolayısıyla bir iddiadan öteye gitmemektedir.
döneminin nefretlerinden beslenerek "safi nefret" olarak peydah olmuş zihniyetin lideri ve sembol ismidir.
döneminde stalin tarafından "fransız ve ingiliz emperyalizmine karşı olduğu için" ilerici addedilen bu zihniyet aynı dönem batılı burjuva demokrasilerde "anti-komünist" cephe için işe yarar bir enstürman olduğu için tutuldu. döneminde bugünün demokrasi beşiği olan neredeyse bütün batılı devletlerde birer faşist parti kurulması manidardır.
birinci dünya savaşı sonrası fakirliğin diz boyu olan bir ülkede fakirlik ve nefretin içinde doğdu bu fikriyat bir canavarın nasıl bir bataklıktan doğabileceğine dair fikir verebilir.
Sıkı bir milliyetçi, ruhsuz bir diktatör, acımasız bir katil ve nefret dolu bir Yahudi düşmanıdır. Nazi kamplarında yüzlerce, binlerce yahudiyi işkencelerle öldürmüştür.
eva braun gibi bir afet-i devrana sahip olup, değerini bilememiş olan politikacı.
cidden çok merak ediyorum, bu kadar güzel bir kadın hep yanındaydı da cidden hiç mi cinsel çekim hissetmedi? benim çıktığım kadınlar idare eder güzellikteydi ama bu konularda çok kontrollü olan benim bile zaman zaman kontrolümü kaybedecek noktalara yaklaştığım oldu. eva braun güzelliğindeki bir kadının bana yakın davranmasını hayal bile edemiyorum bu sebeple.
wannsee konferansı kayıtlarına göre ilk başta yahudi soykırımı planı yapmayan, yahudileri filistin bölgesine yerleştirmek isteyen ama ingiltere'nin ve kudüs müftüsünün karşı çıkması üzerine bu plandan vazgeçen ve yahudi soykırımı planını devreye sokan devrik nazi almanyası lideri.
nedense ülkemizdeki hayranları tarafından bu pek bilinmez. ingiltere karşı çıkmasa adam kendi eliyle israil'i kuracaktı.
20 nisan 1889 doğumlu, tahmini 1,75 metre boylarında olan, şener şen bıyıklı (şekerpare filmindeki) avusturya asıllı politikacıdır. ikinci dünya savaşı sırasında dahil olduğu birçok askeri harekatın planlamasını -diktatörlüğünü- yapan zatı muhteremdir.
Yürüyen demagogtur. Tüm numarası etkileyici konuşması ve demagojidir. Etrafına "doğru" insanları seçerek Avrupa'nın içimden geçmiş, nasyonel sosyalist manyak.