ırmaklarından şaraplar akacak diyorsun
cennet-i alâ meyhane midir?
her mümine iki hurî vereceğim diyorsun
cennet-i alâ kerhane midir?
şiirle ilgili yazılmış yazıları karıştırırken ihsan feyzibeyoğlu'nun elindeki mevcut kaynaklar üzerinden bu şiirle ilgili yazdığı bir tespit yazısıyla karşılaştım. şiirle ilgili bir karışıklık var; şiir internette her yerde "ömer hayyam" imzasıyla yer alıyor ama şiirin ömer hayyam'a ait olup olmadığı kesin olarak söylenemiyor. şiirle ilgili bu karışıklık kesin olarak aydınlanıncaya kadar ihsan feyzibeyoğlu'nun ömer hayyam şiirleri hakkındaki okumalarından yaptığı çıkarımı kabul etmek en iyisi diye düşünüyorum. şöyle de bir durum var ki, şiir ömer hayyam'a ait değilse bu şiir nereden ortaya çıktı ki, bu şiiri yazabilen kişi şiir yazmak konusunda en az ömer hayyam kadar yetenekli demektir. şiirle ilgili hazırlanmış olan bahsettiğim yazıyı buraya alıyorum,
******
(hayyam - ihsan feyzibeyoğlu)
1. zaman zaman internette ömer hayyam'ın olduğu ifade edilen şiirler dolaşıyor. ne çevireni belli, ne kaynağı. birkaç gün önce gelen bir mesaj şöyle başlıyor:
tuhafıma gitti. çeviriyi yadırgadığım gibi bu rubainin gerçekten hayyam'ın olup olmadığından da kuşkuya düştüm. rubaileriyle kendisinden sonraki şairleri etkileyen ve yaşadığı dönemin çok önemli bir bilim
adamı olan hayyam'ın yukarıdaki mısraları yazmış olabileceğine inanamadım.
2. önce evdeki kitapları gözden geçirdim. sonra başka kaynaklara başvurdum. abdullah cevdet, hüseyin daniş, hüseyin rıfat, yahya kemal, feyzullah sacit, ihsan hamami, i.alaeettin gövsa, sabahattin eyüboğlu, orhan veli kanık, abdülbaki gölpınarlı, m. raif yengin, ıshak
rafet ve mehmet kanar'ın çevirdiği yaklaşık 1400 rübaiyi okudum.
"bir şiir çevrilemez, yeniden yazılır" özdeyişini doğrularcasına çeviriler arasında çok büyük farklılıklar olduğunu gördüm. bir örnek olarak hayyam'ın çok bilinen bir rubaisini ve çevirilerini aşağıda sunuyorum:
âmed seheri nidâ zi meyhâne-i mâ
key rind-i herâbâtî-i dîvâne-i mâ
berhîz ki por konîm peymâne zi mey
zan pîş ki por konend peyhâne-i mâ
dreaming when dawn?s left hand was in the sky
ı heard a voice within the tavern cry
"awake, my little ones, and fill the cup
before life's liquor in its cup be dry."
fitzgerald (1854)
******
bir sabah meyhanemizden şöyle bir nida geldi:
ey bizim divanemiz, rind-i harâbâtî!
kalk ki peymanemiz doldurulmadan
(yani ömrümüz bitmeden, kafatasımız toprakla
dodurulmadan evvel)
peymanemizi şarapla dolduralım.
abdullah cevdet (1914)
******
seher vakti bizim meyhaneden şöyle bir ses geldi:
ey bizim harâbâtî ve mecnun rindimiz, kalk.
peymane-i hayatımız dolmadan evvel
(hayattan kısmetimiz kesilmeden evvel)
biz peymanemizi şarap ile dolduralım.
hüseyin daniş (1922)
******
bir sabah vakti bir nida geldi bizim meykededen
dedi: ey rind-i harâbât ne durursun sen yahu?
kalk ki lebriz edelim mey ile peymâneleri
olmadan boş kafamız hâk-i siyehle memlû
hüseyin rıfat (1924)
******
meyhaneden gelip bir seheri sâda dedi:
ey rindi gûşe-giri harâbat, ey ömer!
artık uyan da câmını doldur şarap ile
peymanei hayatını doldurmadan kader
i.alaeettin gövsa
******
fecrin altın bardağı ufukta yükselirken
uyanık, tatlı bir ses duydum meyhanemizden
kalk ey deli bekrimiz ! bardağa şarap doldur
ömrümüzün bardağı dolup bitmeden
feyzullah sacit
******
meyhanede bir ses dedi ki : varken neyimiz
gün doğdu a sarhoş deli külhanbeyimiz
biz dolduralım şarabı bir ölçeğe kalk
binbir acı dolmadan hayat ölçülemez
ihsan hamami
******
ve nazım, onu yeniden yazmış:
"- şarapla doldur tasını, tasın toprakla dolmadan," dedi hayyam.
baktı ona gül bahçesinin yanından geçen uzun
burunlu, yırtık pabuçlu adam:
"-ben, bu nimetleri yıldızlarından çok olan dünyada açım," dedi,
"şaraba değil, ekmek almaya bile yetmiyor param?"
3. bu örnekler de gösteriyor ki şiir çevirisi "sadık olursa güzel, güzel olursa sadık olmuyor."ama yine de özen göstermek lazım. aksi halde şiir şiir olmaktan çıkıp lalettayin, hatta estetikten uzak, kaba saba bir metne dönüşebiliyor.
4. okumalarım sonucu ("ırmaklarından şaraplar akacak" diyorsun) mısraı ile başlayan rubainin aşağıda metinlerini ve çevirilerini sunduğum iki rubaiden birisinin aslından çok uzak bir çevirisi olabileceği sonucuna vardım:
gûyend behişt u hûr u kovser bâşed.
cûy-i mey u şîr u şehd u şekker bâşed.
por kon kadeh-i bâde vu ber destem nih.
(yek câm bedih be yâd-i an ey sâki)
nakdî zi hezâr nisye bihter bâşed.
derler ki: cennet var, huri ve kevser var.
mey ırmağı var, süt, bal ve şeker var.
doldur bade kadehini, ver elime;
bin veresiyeden iyi bir peşin var.
mehmet kanar
******
gûyend, behişt u hûri ayn hâhed bud
vancâ mey-i nâb u engebin hâhed bud
ger mâ mey u ma'şuka perestim, revast
âhir ne beâkibet hemin hâhed bud
diyorlar ki öbür dünyada cennet ve huriler olacak.
hem orada halis şarap ve bal bulunacak. biz burada
şimdiden şarap içer ve güzel seversek ne var?
sonumuz yine öyle olacak değil mi?
hüseyin daniş
5. cennet ve hurilerle ilgili iki rubai birbirine çok benziyor. bunlardan birisi hayyam'a ait olmayabilir. ancak her ikisinde de mutedil bir uslupla bu dünyada da cennette vaad edilen nimetlerin bulunduğu düşüncesi ifade ediliyor. hayyam çok bilinen bir şair. kendisinden sonrakileri de çok etkilemiş. onu okurken bizim divan şairlerimizi, fuzuli'yi, nef'i'yi, şeyhülislam yahya efendi'yi ve diğerlerini hatırlamamak imkansız. üstelik bizimkilerin şiirleri daha düzgün ifadelerle günümüz türkçesine çevrilmiş. günümüz türkçesine layıkıyla aktarılan hayyam'ı okuyalım; hafız, firdevsi ve diğerlerini de; bizim divan şairlerini de. sözü hayyam'ın bir rubaisi ile bitirelim:
serdefter-i âlem-i meânî aşkest
serbeyt-i kasîde-yi cevanî aşkest
ey anki haber nedârî ez âlem-i aşk
in nokte bedan ki zindegânî aşkest
anlamlar aleminin serdefteri aşktır
gençlik kasidesinin serbeyiti aşktır ey aşk
aleminden habersiz insan
bil ki her ne var ise hayatta aşktır
(hayat aşktır.)