1. içinde 8 adet hikaye barındıran kitabı.

    her erkek bu kitapta kendi çocukluğundan bir şeyler buluyor. ana karakter olarak bulmasa da yan karakterlerden biri olarak kitabın içinde kendisine rastlıyor. kendi adıma ''korhan ağbi'nin kardeşi'' isimli hikayede kendimden bir şeyler bulmuştum.

    tıpkı hikayenin ana karakteri gibi (adını şu an hatırlayamadım.) ben de küçükken hep kaleci olurdum. ancak onun aksine kötü oynadığım için değil, kalede çok iyi olduğum için kalede dururdum.

    karakter olarak da ondan pek farklı değildim. ben hep çekingen bir insan oldum. ''bunu yapsam ne olur acaba?'' veya ''şunu nasıl yapmalıyım?'' şeklinde oturup günlerce düşündüğüm oldu. lisenin başından beri çok samimi bir arkadaşım var. şu anda da ev arkadaşım olur kendisi. o, yapacağı şeylerin sonucunu pek düşünmez. sadece yapar. belki de sonucunu kendisi yaşayarak görmek ister. ben ise bir şey yapmadan önce hatırı sayılır miktarda hatta bokunu çıkarana kadar düşünürüm. her türlü olasılığı hesaplamaya çalışıp, en doğrusunu, en doğru şekilde yapmak isterim.

    şimdi bakıyorum; o zamandan bu zamana kadar yaşadıklarımıza. ''kim daha mutluydu?'' derseniz. o daha mutluydu. ''sen her olasılığı hesaplayıp karar verdiğini veya bir eylem gerçekleştirdiğini söyledin. onun ise hareket etmeden önce pek düşünmediğinden bahsettin. kim daha az pişmanlık yaşadı?'' diye soracak olursanız. cevap yine ''o''.

    insan üzülüyor dostlar. daha iyisini, daha doğrusunu yapabilmek için kafa patlatıyorsunuz ve sonra bu yaptığınız şeyden pişman oluyorsunuz. burada da biraz ''denizin çağrısı'' hikayesine kayıyoruz. nasıl ki o çocuk kova mı kamyon mu ikileminde 1.5 sayfa süren kararsızlık yaşayıp yanlış tercih yaptıysa benimki de o misal.

    bilmiyorum, belki ben de bir erken kaybedenim.


    hikayeler hüzün dolu ancak bazı kısımlarda ise kahkaha atıyorsunuz.

    örneğin;
    -- spoiler --


    ''zannettiğin gibi değil'' isimli hikayede, kahramanımız sürekli ''benim gibi görmüş geçirmiş adamlar...'' veya ''nilüfer gibi kızları iyi bilirim ben.'' tarzında cümleler sarf ediyor. zannediyorsunuz ki olgun, orta yaşlı bir abimiz. sonra nilüfer ''çünkü... gerizekalı! sen daha 14 yaşındasın, ben ise 25 yaşındayım.'' dediğinde bir kahkaha patlattığımı hatırlıyorum. belki de hikayenin o kısmına kadar okuyucu ''bu adam olgun, bu adam orta yaşlı, bu adam görmüş geçirmiş...'' zannediyor. bu cümleyi duyunca ise yazar okuyucuya seslenir gibi oluyor. ''zannettiğin gibi değil''



    -- spoiler --


    dikkatimi çeken diğer bir konu ise "üst kattaki terörist" hikayesi.


    -- spoiler --


    diğer bütün hikayelerde bir kız meselesi mevcut. kahramanlarımızın hepsinin sevdiği birer kız var. fakat bu hikayede diğerlerinden farklı olarak kız meselesi yok. 8 hikaye arasında kendine has bir hikaye bu. biraz bu yüzden, biraz işlediği konu yönünden biraz da konunun bağlanışı yönünden diğerlerinden ayrıldığı için gözlemlediğim kadarıyla insanlar bu hikayeye ayrı bir sempati besliyor. ben de oldukça beğenmiştim.


    -- spoiler --



    okurken hiç sıkılmadım. zaten sabah başladım, akşama bitti. mola vermek bile istemedim açıkçası. çünkü hikayeler gerçekten çok güzel gözlemlere dayanıyor ve okurken sizi sıkmayacak şekilde kaleme alınmış.

    okumayan arkadaşlara gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.

    sonra olarak; erkekler bu kitabı daha çok seviyor çünkü anlatılan karakterlerin hepsi erkek. dolayısıyla erkekler bu kitapta kendine ait daha fazla şey bulabiliyor.
    #785 blackmamba | 8 yıl önce
    0roman 
  2. 'in kaliteli bir kitabı. kimseye itiraf edemesem de hayatım boyunca en çok bu kitaba değer verdim, gülümsedim ve sevdim. bir kitaba ne kadar aşık olunabiliyorsa, o kadar oldum. mükemmel fikirler barındıran bir kitap.
    #54045 fortis et liber | 8 yıl önce
    0roman 
  3. "lamba senden değerli mi evladım, lambanın amına koyayım, lamba kim?"
    #89123 kizilberisi | 7 yıl önce
    0roman