28 Mayıs 1973’te Yalova’da doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini Yalova'da tamamlamış, İstanbul Üniversitesi Antropoloji bölümünü bitirmiştir. Bir çok gazete ve dergide yazmıştır. İlk kitabını 1993 yılında (hanene ay doğacak) çıkmıştır. Bu kitapla Yunus Nadi öykü ödülünü kazanmıştır.
Yazdığı kitaplar:
-hanene ay doğacak (öykü, 1993)
-öykümü kim anlatacak (öykü, 1994)
-eski dostum kertenkele (roman, 1996)
-neşeli kadınlar arasında (deneme, 2000)
-kaderimin efendisi (öykü, 2001)
-sarmaşık (roman, 2002)
-çöplük (roman, 2004)
-resmigeçit (roman, 2006)
-kirpiklerimin gölgesi (roman, 2010)
-annem ben ve kargalar (çocuk kitabı, 2011)
-venüs (roman, 2013)
-gözyaşı konağı (roman, 2016)
-ağaçtaki kız (roman, 2016)
-İyilik (roman, 2019)
“Yaralarım aşktandır” adında bir de tiyatro oyunu yazmıştır.
İlk kitabı hanene ay doğacak içeriği yüzünden muzır kurulunca sansürlenmiştir. İlk romanı eski dostum kertenkele de 2009 yalında kürtçeye çevrilmiştir.
Kendiliğinden, Yazmayı aşık olmak gibi gördüğü için hissettiği rüzgarı arkasına alıp bu periyotta durmaksızın yazabildiğinden, kendi ifadesiyle yapabildiği tek şey yazmak olduğu için yazardır. Romanları tamamlayabilmesini bu şekilde açıklar. Rüzgara kapılıp yazmasına en iyi örnek ilk romanı (benim en sevdiğim kitabı) eski dostum kertenkele’yi üç ayda tamamlamış olmasıdır.
Eski dostum kertenkele büyüleyici bir roman. Salt ve en net halde bir aşk romanıdır ama hiç öyle gibi değildir.
Sarmaşık sanırım bugüne kadar okuduğum tüm kitapların içinde en güzel bölüm isimlerine sahip kitaptır.
Eski dostum kertenkele, sarmaşık ve çöplük Şebnem işigüzel’in alamet-i farikası olan romanlardır bence.
Şebnem işigüzel yapıtlarında psikolojik durumları irdeler, çok çok rahatsızlık verici anormallikleri ve sıra dışı durumları çok net, çok açık şekilde hiç bir şey olmamış gibi cinsiyetsizmişcesine yazarken kadınların kırılganlığından eser bulunmaz. ağza yakışan küfürler gibidir bu hali.
Bazen baskı hissedersiniz psikolojik yapıdan ama asla irrite olmazsınız.
Tüm tarzı tabancadan çıkan mermi gibidir, hızlı, açık, gerçek, net, dümdüz. Ve bu auralıdır, asla kişiliksiz bir şekilde değildir.
Bence Şebnem işigüzel yaş aldıkça sürekli daha da güzelleşen safkan bir kadın. kadınlığı çok farkında biri olduğunu düşünüyorum, kitaplarındaki kadın kahramanlardan bunu anlayabilirsiniz.
Resmî geçit’e kadar olan kitaplarını ayrı, resmî geçit ve sonrakileri hep ayrı değerlendirmişimdir. İlk dönem eserleri (resmî geçit’e kadar olanlar diyeyim) ile sonrakiler oldukça Farklı yapılara bürünmüştür. Kannatimce Kesinlikle ilk dönemdekiler çok çok daha güzeldir. Bunun sebebi olarak zamanla romanların kurgularının klasiğe yaklaşması ve sanki artık “planlayarak yazması” Olarak düşünüyorum. Ama Emin olduğum tek şey ne yaptığının farkında olarak yapmış olduğudur.
Şebnem işigüzel yazar olduğu İçin Şebnem işigüzel değildir, Şebnem işigüzel olduğu İçin yazardır.
Şebnem işigüzel’in kitapları bilgi, sonuç veya didaktiklik arayanlara göre değildir.
O delileri sever, mermi gibi giderken aforizmlar yapar, sıradan tasvirlerin içinde bir anda rüzgardan uçuşan yağmurluğun hışırtısını duymanızı sağlar..
Siyasi meselelere meyletti mi, bunların üzerinden yazmayı hedefledi mi yorum yapmak istemiyorum. Onu bu düzlemde hayal etmek hiç hoşuma gitmiyor.
O, benim, kadınlığı ile hayran olduğum; kitaplarındaki Ali ferah’ı (sarmaşık), Leyla’sı (çöplük), matrakçı nasuh’a sorular soran kertenkele’si (eski dostum kertenkele) ile benim gözümde parıldayan, sessizliğin içindeki harikulade notalardan oluşan bir varlık...