şöyle ki, yapılan araştırmalara göre intiharın bulaşıcı olduğu düşünülüyor. marily monroe öldüğü yıl intihar oranlarının artmasıyla bu düşünce pekişmiş ve psikolojide yer bulmuştur.
Elbette her salgının psikolojik ve sosyolojik boyutu mevcut fakat bazı salgınlar insan psikolojisinin kolektif ruha karşı nasıl bir etki yarattığına dair açık ipuçları veriyor. Buna örnek olacak ve 1962 yılı tanzanya gülme salgını ile 1518 yılı dans salgını kadar da masum olmayan bir salgın var. İntihar salgını! İntihar eylemi nasıl bulaşıcı olur diye düşünüyor olabilir fakat bilim bu konuya da parmak basmayı ihmal etmedi. 1974 senesinde david philips, intiharın bulaşıcı olduğunu werther etkisi olarak açıklamıştır. Hani şu, genç werther’in acıları isimli kitaptaki Werther… "1774’te leipzig’de ilk basımı ve yayımı yapılan kitabı okuyan insanlar arasında, kitabın kahramanının aşk acıları dolayısıyla gerçekleştirdiği intiharını örnek alanlar ortaya çıkmış. Dolayısıyla kitap birçok ülkede yayımdan kaldırılmış ve satışı yasaklanmış." Kitap o kadar popüler hale gelmiş ki kitapta betimlenen Werther gibi giyinmek moda olmuş, bununla kalınmayıp onun gibi intihar etmek de trend oluşturmuş.
david phillips'in yaptığı araştırmalara göre ne zaman bir intihar olayı gazetelerde yayımlansa intihar oranı yüzde on iki artış göstermeye başlıyor. werther etkisi'ne göre intiharı romantize edip kitle iletişim araçları ile sunmak intiharı teşvik eder ve artırır.
dünya sağlık örgütü’de werther etkisini azaltmak için uluslararası basın normlarına etki etmek istemiştir. buna göre, intihar olayı kitle iletişim araçları ile servis edilirken fazla romantize edilmemeli, merhamet uyandırmamalı ve çok fazla ayrıntıya girilmemelidir. heyecan ve merak uyandırmamalıdır.
Yakın tarihlerde ülkemizde görülen toplu intihar vakalarının haber yapılmaması werther etkisi’nin topluma yansımaması olarak gözükebilir fakat medyamız, ne kadar bu etkiden haberdardır ve yahut siyasi emeller dışında toplum sağlığını werther etkisi bağlamında düşünüyordur emin değilim.