1. ünlü düşünür merve terim'in yorumlarını esirgememesi gereken bir organizasyon.
    #179606 becoolnotfool | 5 yıl önce
    0lig 
  2. beşiktaş’ın yenilmesine alıştık
    fener desen önüne gelen yener
    galatasaray bu sene pek nanay
    zamma kuyruğa şerbetlendik
    geriye ne felaket kaldı? başka...

    , 1979
    #241408 rainbow cactus | 4 yıl önce
    0lig 
  3. Uzun yıllar sonra ilk kez "hak edenin" şampiyon olduğu organizasyon.

    (bkz: )
    #257737 becoolnotfool | 4 yıl önce
    0lig 
  4. Tüm tartışmaları, iddiaları, suçlamaları, tarafgir yorumları ardında bırakarak, 12 haziran'da tekrar başlayacak organizasyon. 2020 yılı, öngörülmesi mümkün olmayan olaylarla birlikte başladı ve yıl bazında yarısını tamamladı. Bıraktığı maddi, manevi hasarların tesiri zannımca uzunca bir süre daha devam edecek ve her zaman dediğim gibi dünyayı her konuda yeni bir şeyler söylemek zorunda bırakacak.

    Normalleşme sürecinin normalleştirilme çabası ile birlikte alınan kararlar neticesinde (doğru, yanlış bilemem ama nihayetinde bir şekilde bu kararlar yakın gelecekte alınacaktı.) birçok kimse, temel ihtiyaçlar kaygısı ile hayatına devam etmek durumunda artık. Düşük ücret gruplarına mensup işçilerin, emekçilerin, hizmet sektörü çalışanlarının iktisadi hayata devam zorunluluğu ne kadar elzem ve normal karşılanması gereken bir durum ise, profesyonel sporcular için de aynı duygu ve izlenimlerin geçerli olması gerektiğini savunmuşumdur hep. Dolayısıyla futbol düzleminde sezonun tekrar başlayacak olmasına şahsım adına sevindim. Seyircilere ve sporculara yönelik alınacak ekstra bir önlem olması gerektiğini düşünmemekle beraber şayet böyle bir ahlaki kaygı ve belirli sağlık kriterlerini karşılama zorunluluğu var ise, arabesk söylemle evine ekmek götürme amacı ile her gün toplu ulaşım araçlarını kullanan insanlara da aynı özverinin ve hassasiyetin gösterilmesinin gereklilik değil, zorunlu olduğunu da söylemek isterim.

    Buraya kadar elimden geldiğince fanatiklikten uzak kalarak, objektif yorumlarıma ek olarak, samimi hislerimi paylaştım. Federasyon'un, yeni takvim öncesinde fikstür ile ilgili aldığı kararlar, çürütülebilecek veya cevap verilebilecek nitelikte de olsa ne yazık ki bir takım paranoyakça düşüncelere yol açmakta. Ligin geri kalan kısmındaki şampiyonluk yarışının hangi takımlar arasında geçeceğini sanırım hepimiz biliyoruz. Bu takımların istisnasız hepsinin aynı zaman diliminde oynanması sağlanabilirdi. Hiçbir dedikoduya, tevatüre yol açmayacak şekilde bir takımın, yarıştaki diğer takımdan önce veya sonra oynamaması sanırım becerilmeyecek bir şey değildi.

    Her neyse; gerek önümüzdeki bu kısa takvimde, gerekse bundan sonra gerçekleşecek tüm toplumsal / sanatsal / sportif organizasyonlarda imamlardan, siyasilerden, lobilerden, mafyalardan izole olmuş yarışmalara tanıklık eder ve barış, güven, huzur duyguları içerisinde gönül rahatlığı ile sevinçlerimizi paylaşır, üzüntülerimizi dile getiririz ve aynaya gönül rahatlığı ile bakma imkanı buluruz.

    Demeden olmaz, bağışlayın : O sene, bu sene çocuklar. Dik oynayın, zafer yakındır !

    Not : Trabzonspor.

    Sevgiyle, selamla, hürmetle.

    #182632 becoolnotfool | 5 yıl önce
    0lig 
  5. basiretsiz, hırsız kulüp yöneticileri, avantacı gazeteci, menajer, futbolcu eskileri, yeteneksiz, tembel, profesyonellikle ilgisi olmayan, hak ettiğinden çok fazlasını alan futbolcular, bilinçsiz, beyinsiz, fanatik, sadece bildiği belli kişilerin ağzından çıkan lafa kilitlenip koyun gibi güdülebilen, düşünmekten aciz öküz seyirciler sayesinde yıllardır şişirilen, iyice patlamaya yaklaşmış bir balondur.

    bu rezalete doğru koşa koşa gidiş tam 24 sene önce başladı. 1996'da kurulan havuz sistemiyle kulüplerin yayın haklarından alacakları paralarla yatırım yapacakları ve bir anlamda pazarlanan asıl mal olan süper lig'i geliştirecekleri düşünülüyordu.

    ama unutulan bir şey vardı. bu ülke türkiye idi ve bu ülkede iyi niyetle yapılan hiç ama hiç bir şey iyi sonuca ulaşmazdı. ilk ihalede ortaya çıkan 40 milyon dolarlık kazanç bazılarının ağzını sulandırdı. boka üşüşen sinekler gibi üşüştüler bu kaynağın üstüne, ülkede ne kadar kalitesiz, çapsız ama siyasetle bir şekilde ilişkili güç sahibi varsa hemen atladı futbol piyasasına. eskiden de böyle tipler vardı futbol piyasasında ama 2000 sonrası resmen bazı belediyelerin insan avutmak için, kaynak dağıtmak için kullandığı bir araç haline geldi futbol piyasası, eskiden alt liglerde yapılan bu işler son yirmi senedir kasımpaşa, osmanlıspor, başakşehir ve sayılabilecek bir sürü örneği gibi süper lig'e kadar taşındı. artık siyaset süper lig'de takımların hangi teknik direktörle çalışacağını bile belirler hale gelmişti.

    ilk başlarda, gazeteciler, faal futbolcular, hakemler ve futbolcu eskilerinin içinde bu kaynağın farkına varan kişi azdı, ama zaman geçtikçe piyasanın içindeki herkes futbolun özünden uzaklaştığını ama çok fazla para kazandırdığının farkına varmaya başladı, ilk başlarda biraz gönülleri elvermeyen itiraz eden bir kaç kısık ses duyuldu ama o sesler de 2004 yılında ihaleyle bahis hakkının satılmasıyla o seslerde kayboldu.

    kısacası özellikle 2003-2004 yılından beri ülkedeki futbol piyasasının içinde olan ayrımsız herkesin kazandığı para aslında şişirilmiş bir piyasadan elde edilen, belkide reel değerinin üç-beş katı fazla bir paraydı.

    işin kötüsü özellikle son 6-7 senedir, bu piyasanın içinde olup hala o şişirilmiş paraları kazanmaya devam edip bu düzene uyan, aklı başında bir kaç insan durumun farkında ve özellkle kazançlarından olmamak adına kısık sesle bu durumu insanlara duyurmaya çalıştılar, kim bilir belkide vicdanlarını rahatlatmak için böyle davrandılar.

    sonuçta deniz tükendi, balon şişebileceği kadar şişti, şu anda ha patladı ha patlayacak, kimse de elinde patlasın istemiyor, balon patladığında dökülecek pislikten kimse kendini kurtaramaz.

    şimdi toplumun uyanık kesiminden olan yöneticiler işin farkında, içine girdikleri durumdan kurtulmak için kıvranıyorlar, siyasetçilere iyice yaslanmak için yollar arıyorlar, hiç birisi çıkıp "kardeşim siz siyasetçiler yıllardır bu piyasayı kullandınız, şimdide tamamen kurtarılmasına omuz atın" diyecek göt yok hiç birinde, bunu demekten öte yıllardır bu piyasaya akan kaynağın sömüren, har vurup arman savuran, egolarını tatmin eden, kendi reklamını yapan da büyük oranda (bir şekilde diğer yönetimlerin içinde zaten yer almışlardı) kendileri.
    siyasette son yirmi senedir bu piyasayı kullanırken nadiren de olsa karşılaştığı çatlak sesleri artık duymak istemiyor, bu piyasayı yönetenlere boyunduruğu geçirip hiç kımıldamayacak hale getirmenin fırsatını yakaladım kullanayım diye düşünüyor. belirlenen son federasyon bunun kanıtı ve hazırlığıydı, bu son bir kaç haftadır yaşananlar da siyasetin son uyarıları.

    siyaset komut veriyor tüm futbol piyasasına
    "tamam gelip ağlayıp duruyorsunuz, belki düşünürüz bir şeyler, ama o çatlak seslerinizi kesin, bak sizin hepinizin ipi, tasması bende, ona göre diyor"

    kısacası şu anda karşımızda olan balonun patlamayacağı kesin, kimse patlasın istemiyor, sadece insanlara en az nasıl fark ettirerek bu işi götürebiliriz sancılarını çekiyorlar. yabancı sınırı, yok yerli futbolcu yetiştirme hikayeleri hep bundan kaynaklı dikkati dağıtma çabaları.

    sadece iki rakam vereceğim havuz sistemi kurulduğunda ilk yayın ihalesiyle futbol piyasası için ortaya çıkan kaynak ve son ihaleyle bu piyasa için ortaya çıkan kaynak.

    1996 sezonluk 40 milyon dolar. (üç yıllık ihale- sadece ilk sezon için 40 milyon)
    2016 sezonluk 100 milyon dolar. (5 sezonluk 500 milyon dolar-pazarlkla yapılan indirimleri saymıyorum)

    şimdi soru şu; bu süper lig denen oluşumda 1996'dan beri 60 milyon dolarlık gelişim oldu mu?

    bu arada siyaset ve belediyeler aracılığıyla aktarılan kaynakları bu işin içine hiç katmıyoruz, eğer aslında bizim sıradan insanın cebinden bu çamur gibi iğrenç piyasaya aktarılan kaynakları da hesaplayabilsek kim bilir önümüze nasıl bir çamur çukuru çıkacak.

    şimdi gelelim asıl soruya, sizce bir balonu şişirmek için, böylesine çirkef, çamur haline gelmiş, futbolun özdünden uzaklaşmış, insanları birleştirecek değil tamamen kutuplaştıracak bir araç haline gelmiş bir oluşuma bunca kaynak aktarmak mantıklı mı, bu ülkenin insanlarına reva mı?

    ben bu piyasanın da, ülkenin cumhuriyet tarihi boyunca hiç karşılaşılmadığı kadar yapısal bir yıkımla karşılaştığını ve bu yıkımın artık kurtuluşunun çok zor olduğunu, mali açıdan kurtulsa bile artık asla eski temiz özüne dönemeyeceğini, hatta yeni kurulan düzende bu özün bırakın özlenmeyi aranmayacağını bile düşünüyorum.

    düşünce açısından süper lig tükenmiştir, özellikle tüketilmiştir, bu ülkede tüketilen onlarca başka şey gibi.

    not: bittiği gbi kendi kendime sordum, hiç küfür yazdımmı diye, yazmadım herhal, valla çok felaket ilerleme var bende. kendime bile şaşırdım. :)) bazı şeyleri yinelediysem takmayın çok fazla, incelemeyin işte, basın eksiyi geçin. hayret bi şey.
    #188462 omrumun sonbaharinda | 5 yıl önce
    3lig 
  6. adı süper, içi bomboş lig. alt ligleriyle birlikte suud liglerinden hiçbir farkı yok bu ligin. kural tanımazlara karşı ne yaparsan yap; hiçbir şekilde adalete yaklaşamıyorsun. bu da yetmiyor; hangi istanbul takımına karşı iyi oynasan "ama siz bize böyle oynayıp diğerlerine yatıyorsunuz" falan deniyor. şaka gibi resmen. dünkü algı operasyonundan sonra hiçbir televizyon kanalında spor programı izlememe kararı aldım. borç batağındaki istanbul takımlarını her sezon kurtaran bir devlet olmasa, biz de on yıllardır kahpe bizans demeyiz ama bunu bile götünden anlayanlara gene aynı on yıllar boyunca doğrusunu anlatmaktan sıkıldım ben artık. gene de, dünkü göztepe-fenerbahçe maçının öncesinde ve sonrasında olanları hiçbir anaakım medya kuruluşu objektif olarak göstermediği için ben size anlatayım istedim:

    - maçtan önce "fener forması/bayrağı yakıldı" ayyukası komple yalan. zaten 1500 kişilik kontenjan verilen deplasman taraftarları maç başlamadan önce sahilde bağırıp çağırmaya, tam da bizimkilerin içip içip rahatladığı parkta toplanmış. kabaca; polis kordonuyla stada girmemeyi seçenler mahallede artislik yapmışlar. hiçbir şey yakılmadığı gibi, sözlü bağırış çığırışlardan başka da bi' bok olmamış. ama bunların medya gücü "vandallar gene iş başında" gibi saçma sapan şeyler üfürüyorlar.

    - ali koç'tan hiçbir açıklama yok ama sahaya girme nedeni olarak boy boy, her yerde verilen "fenerliler stada alınmadı" açıklaması da komple yalan. yukarıda bahsettiğim gibi, hakları olan %5'lik deplasman taraftarı sınırını göztepe 500 kişi artırarak 1500'e çıkarmış. ama bunlar tutup 2000 kişi olarak gelmişler buraya. e, 500'ünün dışarıda kalacağı belli değil mi? neyin şovu bu? 1500 kişi de yokmuş statta zaten. bizzat deplasman tribünün yanında maçı izlemiş olanlar da bunu söylüyor, "dip dibe bile durmuyorlar, rahat rahat yayılmışlardı kendilerine ayrılan alana" diyorlar. 1500'ü bile dolduramamış adamlar tutup "500 kişi dışarıda kaldı" diyor. sahilde olay arayacağınıza polis kordonuyla stada gireydiniz keşke erkenden.

    - ali koç'un mayıs ayında aldığı 90 günlük hak mahrumiyeti cezası 23 ağustos'ta bitecekken, herhangi bir spor müsabakasının içinde bulunması alenen suç. bunu da dile getiren bir tane anaakım medya kuklası görmedim, duymadım, okumadım. bir kişi de "ne işi var bu adamın stadın içinde?" demiyor, diyemiyor ama ben diyeyim: "ali-veli fark etmez; hak mahrumiyeti olan birinin stadın içinde ne işi var; hem de maç oynanırken?"

    - anaakım medyanın birkaç yerde söylediği "maçın devre arasında sahaya inen ali koç ..." beyanı tümüyle yalan. maçın ilk yarısında, maç oynanırken, protokol tribününden aşağıya indi, sahaya da girerek deplasman tribününün önüne kadar gitti, orada birkaç saniye kalıp aynı yoldan (yani sahanın içine de girerek) geri dönmeye çalıştı. hatta, maç oynanıyor ve biz atağa çıkıyorduk. hakem maçı durdurdu lan, ötesi var mı bunun? sırf bu adam sahadan çıkabilsin diye durdurdu. fenerliler "tahrik edildik" falan diyor da, 20 bin kişilik göztepe ordusu sahaya inse n'apacaktınız acaba? tut ki, bir de gol attık tam da o sırada ve hakem oyunu durdurdu. olaylara bak sen sonra. bu işbilmezlik ve haysiyetsizlik bitmediği sürece, bu lig ve bizanslılık da devam edecek. her izmir deplasmanında başınıza "kendi yarattığınız" sorunlar geldi diye bize pöykürmeyin.

    - ali koç'un sahaya indiğinden ittirildiği, düştüğü ve ayağa kalkıp soyunma odası koridoruna girdiği ana kadar çevresinde en az 20 polis vardı: bazıları sivil, bazıları spor şube, bazıları üniformalı düz memur. tekrar edeyim: hak mahrumiyeti olan bir adamı en az 20 polis korudu ve maç oynanırken sahanın içine girmesine izin verdi. bunu da eleştiren bir tek yorumcu görmedim. herkesin dili çatallaşmış sanırım.

    - bizim kulüp yöneticisinin ali koç'u ittirmesinin savunulacak bir yanı yok. ev hapsi almış ama 2-3 yıl spordan men edilse daha iyi olacak. davası birkaç duruşma sürecektir bu hype bitene kadar.

    maçın içindeki hatalara geçeyim:

    + attığımız ilk gol "buz gibi gol". ne 'e faul var ne de top taca çıktı. 'u zaten sanırım ittirdi öncesinde, o da ismail'e adeta dokunarak sıyrıldı bu iki oyuncu arasından. ben canlı izlerken taç olduğunu düşünmüştüm. orta hakem de özellikle taç pozisyonuna çok yakındı. faul pozisyonunda kubilay onun görüşünü engelliyordu. var'ın orta hakeme izlettiği açıdan da taç olup olmadığını anlamak mümkün değil. zaten bunu kesin olarak bilebilecek bi' teknoloji de yok dünya'da. verilebilecek taç kararı hariç (çünkü hiçbir zaman emin olamayacağız bundan), golün iptal edilmesi düpedüz şarlatanlık benim gözümde.

    + fener'in attığı penaltı doğru karar. bizim sol bek yere düşerken faul yapmıyor ama elini kolunu da önündeki rakibe adeta kamçı gibi savuruyor. değdiği anda net faul ve penaltı zaten bu, tartışmasız.

    + 'in 'in bileğine bastığı pozisyona hakem de çok yakındı ama gene eyyama kurban gitti. son 20 dakikayı 10 kişi oynayan fener'i her türlü yenerdik biz 90+5'e falan kalmadan. şu pozisyon için var'ın orta hakemi çağırmaması da büyük facia. resmen üç maymun tiyatrosu oynandı ve sarı kart verilip geçiştirildi.

    + sürekli itiraz eden , , , net sarı kart görmeliydi. dzeko 90 dakikayı tamamlamadan atılmalıydı hatta ama gene eyyam işte.

    bu lig, güçlünün bile değil; sadece istanbul'un emrinde bir lig. bunu biz alt ligteyken de, burada da söylüyorduk zaten. 1 milyon euro maaş ödeyemeyecek finansal yapıdaki takımların 20 milyon euro maaşla hoca getirebildiği ve hiçbir kurumun laf edemediği, kap verilerinin tam da bu yüzden tamamen yanlış açıklandığı bir ortamdan bahsediyoruz. aynı çarpık durum, gördüğünü çalmaktan korkan orta hakemlerde ve önündeki ekrandan pozisyonun bilmem kaç açısını anında tekrar izleyebilecek var hakemlerinde de mevcut. bunlara laf eden istanbul takımı olduğunda 1 hafta boyunca gündem bu olurken, anadolu takımlarının anasını silen hakemcikler sonraki hafta gene maç alabiliyor. bu düzenin değişmesi için canı yanmış anadolu takımlarının maçlardan çekilmesi falan gerekiyor, başka türlü olmayacak. çarpık düzenin içinde adil olmaya çalışmanın da aptallık olduğunu düşünmeye başladım ben ama gene de "kahrolsun faşşolig" tavrımdan geri adım atacak değilim.

    sonraki eyyamlı maçlarda anadolu takımı taraftarlarına bol bol sabır dilerim.
    #291213 lake of the hell | 8 ay önce
    2lig 
  7. Trabzon'un veya başka bir takımın henüz şampiyonluğu hak etmediği bir sezon. Puanlar, sıralamalar birbirine bu kadar yakınken tescil edilmesi haksızlık olur. Kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyin, başkasına da yapılmasını istemeyiz. Gerçi pardon; haksızlık, adalet, vb. Kendimi bir an başka ülkede yaşıyor sandım.

    yine de fatih Terim ve prensesinin yorumları alınmadan herhangi bir karara varılmaması gerekir.
    #179612 becoolnotfool | 5 yıl önce
    3lig 
  8. dünyada ismiyle en çok çelişen futbol ligi.
    0lig 
  9. bu sene için geçerli olacak şekilde küme düşmenin kaldırılacağı futbol ligi.

    düşen 3 takım (MKE Ankaragücü, Malatyaspor ve Kayserispor) düşmeyecek, alttan gelenler ile birlikte 21 takım ile oynanacak.

    uefa'nın üst düzey liglerde en fazla 20 takıma izin verdiğini biliyordum, belki yanlış biliyorumdur ama eğer doğruysa bunun getireceği sonuç ne olacak o da meçhul.
    #188428 kerem | 5 yıl önce
    0lig 
  10. üst sıralarda bulunanlar kendilerini tanrı sandıkları için alt sıralardaki takımların berbat göründüğü lig. birkaç takım haricinde her karşılaştıkları maçta kimin yeneceği belli olmayan baya takım var. bazıları hakkındaki fikirlerimi yazayım, sene sonunda "neyi doğru görmüşüm?" diye bakarım.

    - : şimdiye kadarki fikstürü en ters takımdı. 7 maçta galibiyetleri yok, beraberlikleri de 1. adana'da oynadıkları 3 maçta 9 gol yediler. aslında maç başı 1,6 gol şansı bulup 1,1'ini kaçırdıkları için oluyor bu. 7 maçta atabildikleri 6 gol de bunu gösteriyor. ayrıca maç başı rakibe 2. fırsat vermeme noktasında %50'yi bulamadıkları için de sürekli defansta kalıyor gibi görünüyorlar ama bu doğru değil. yani, dönen topları daha iyi karşılasalar, daha fazla puan toplayacak gibiler. başkanları medyaya sürekli "takımı satarım ama şu kadar para getirirlerse" falan diyor. bu da takım üzerinde korkunç etkiler bırakıyordur. , , , ve baya iyiler. gravillon'u sezon ortasında satabileceklerini düşünüyorum ben. ocak'a kadar düşme hattının üzerine kendilerini atarlarsa, devre arasında belki birkaç orta saha göbeği ve kaleci takviyesiyle ligte kalabilirler. herkes "kesin düştü bunlar" diyor ama devre arasında ne yapacakları kaderlerini belirleyecek bence.

    - : 'in takımdaki etkisi sıfırlanınca normal hallerine dönmüş gibiler. depremden sonra ben ligten çekilip alt ligte devam edeceklerini düşünmüştüm çünkü malatyaspor ile birlikte tüm liglerde depremin en çok etkilediği takımlardan biriydiler. 'ın gelişinden sonra özellikle defansı topladılar ama gol atamıyorlar. , , en etkili oyuncuları. henüz 32 yaşında olmasına rağmen kafasında futbolu bitirmiş gibi oynuyor. ben kendilerini düşme adayı görüyorum. toparlanmaları için hem transfer hem de oyun mantığı değişikliği lazım. 'ın savruk oyunundan sonra çalımbay'ın defansif oyunu da çare olmayacaktır. ben kendilerini gibi bi' hocanın kurtarabileceğini düşünüyorum: ya herro ya merro.

    - : süper lig'in net en kötü takımı. 'ı kovup 'nu getirdiler, ki soğumuş çay içmekten bıkıp donmuş kahveye yöneldiklerini düşünüyorum. , ve resmen son demlerini oynuyor. göztepe maçında hasan ali'den sol açık, 'tan da nesta benzeri hamleler yapmasını beklemişti eski stajyer hocaları. ayrıca yönetimsel sıkıntıları var. "kadın başkan" olarak dışarıdan çok sevimli görünüyor, tam bir tiyatro olan kulüpler birliği toplantılarından her çıkışında güzel açıklamalar yapıyordu. sonraki başkan ise "gözbaşı kulübü resmen boşaltmış. fon arıyoruz" benzeri bir açıklama yapmıştı. gözbaşı'nın futbol takımı haricinde de kulübe korkunç maddi hasarlar verdiğini çarşaf çarşaf açıklamıştı, kayseri yerel medyasından okuyabilirsiniz. bu sene düzelmeleri mümkün değil bence. umarım düşerler çünkü gerçekten berbat oynuyorlar.

    - : bütün maçlarında gol atabilecek bir takım olarak ben düşmeyeceklerini düşünüyorum. , kalede , zamanında macar liginin tozunu attırmış boşnak , , falan iyi oyuncular. defans hattında çok değişiklik yapıyorlar ve deplasmanda çok gol yiyorlar. antep'te oynadıkları 3 maçta 1 gol yemişler. 'la değil, kadronun yapısı ve uyumuyla yükselebilirler. keşke başkan selçuk'a bu kadar güvenmese de, yerine yabancı ve tecrübeli bi' hoca bulsa. sonraki 5-6 maçlık fikstürleri çok zor ama çoğu maçı antep'te oynayacaklar. iç saha performansları kötüye döndüğünde takım kimyası etkilenmezse, bu sezon küme düşmezler.

    - : 8 maç oynadıkları bu sezon 2 kere 5 gol yemiş olan takım. hocaları halâ stajyer olan . temmuz'daki hazırlık kampında çok sert takımlarla maç yapmışlardı. sanırım kampın etkilerini bir süredir yaşıyorlar. gibi kariyerli bir kalecileri, gibi golcü bir stoperleri, gibi henüz potansiyeline ulaşamamış bir yetenekleri, gibi buraya para yemeye geldiği çok belli olan bir yıldızları, gibi yaz transfer döneminde peşine en az 5 takım takmış bir golcüleri var. palut'un oyun tarzına alışabilecek bir orta sahaları yok ve gol atamıyorlar. baskı yedikleri gibi paramparça olabilecek bir defans hatları var. grbic biraz form tutup ülkeye alışırsa, iş sadece gol atabilmelerine kalacak. palut sezon sonuna kadar rize'nin başında kalırsa net düşerler. devre arasından önce hoca değişirse belki bir ihtimalleri olur.

    - : 'yı hoca olarak takımın başına getirdikleri gün düşmemeye oynadıklarını da bilen oyunculardan kurulu takım. kendilerine bi' göztepe (ligin ilk maçı, sıcak falan), bi' de kasımpaşa (10 kişi kalsalar bile tek kale oynadılar) gol atamadı. her rakipleri kendilerinin içinden geçiyor maç boyu, maç başı çok az net gol pozisyonu üretebiliyorlar, savunmada rakibe olabildiğince az 2. şans verseler de pozisyonu tamamen karşılayıp atağa dönüştürme oranları çok düşük. yani, topu antalya ceza sahası civarına sıkıştırırsanız bir süre, gol bulma ihtimaliniz antalya'nın hata yapma ihtimaline yaklaşıyor. alex'in antalya'yı önemsediğini de hiç sanmıyorum. hazırlık maçlarında rakip fark atmaya başlayınca takımı sahadan çekmişliği falan vardı bu yaz. yeni ne denerim, oyuncularım neye uygun falan bakmıyor hiç. buna rağmen, 'in hak ettiği değeri görmesi, 'nun 4 gole ulaşıp piyasasını artırması, 'un feyenoord günlerini hatırlarcasına oynaması falan güzel tabii. alex kovulmazsa en büyük düşme adaylarından biri antalya olacaktır. yaş ortalamaları da bir eyüp kadar olmasa da baya fazla. 36'lık ve 'yla, 35'lik 'la, 33'lük 'le (ki ingiltere dışına ilk kez çıkmış) bu iş olmaz bence. 'i gönderirken keşke bu günler için de plan yapsalardı. 'la, alex'le falan bu işin olmayacağı belliydi.

    - : başlarındaki çağ dışı futbol üstadı hariç, baya keyifli bir takım kurmuş olan takım. şimdiye kadarki fikstürleri baya kırıcıydı, bundan sonra 3 hafta nefes alacaklar ve üst sıraları hedefleyecekler. takım halinde topla oynama istekleri pek yok. ve baya bireysel oyuncular zaten. artık jübilesi geliyor olsa da ve ligte şimdiden 4 asisti olan da baya etkili oluyor. topu bunlara atıp bir şeyler üretmeye çalışıyorlar. da özellikle karambol toplarında iyi kalecidir halâ. ben orta sıralardan pek düşmeyeceklerini düşünüyorum. zaten takım oyununa ihtiyaçları olmadığı için takım kimyası da pek umurlarında değil. yeter ki yukarıda saydığım takımın başlarından bir ya da birkaçı çok sayıda maç kaçırmasın. sivas bir şekilde gol bulup maçlarda sıklıkla geriye düşmeyecektir.

    - : 'yı hoca olarak başa getirmeleri baya sürprizdi bence. , ve transferleri de takım iskeleti için önemli. yaşlanmış olsa da ileride iş görebilecek ve gibi iyi oyuncuları da var. konya'da oynadıkları maçlarda gol bulamıyorlar çünkü top karşılamada sorunları var. zaten bence takımı kontra atağa uygun inşa ediyor hoca. çoğunlukla da koşu ya da adam eksiltmeyle pozisyon yaratabiliyorlar. yani bildiğimiz konya'sının versiyon 2.0'ı bu. keşke düşseler ama gene düşmeyeceklerdir çünkü düşebilecek bir oyun oynamıyorlar hem kağıt üzerinde hem de gözler önünde.

    - : beraberlikler takımı. en borçsuz süper lig takımlarından biri olmasına rağmen, tff'nin bütçe kısıtlama çükünün en çok kalktığı takım da kasımpaşa gene. hatay, kayseri, rize kadrolarında 40'a yakın oyuncu barındırabilirken, kasımpaşa 28 oyuncuya sahip. kalede , stoperde , zamanında maritimo'nun vazgeçilmezlerinden olan , orta sahada , ads'den aldıkları , verona'da coştuktan sonra geri döndüğü fiorentina'da bekleneni veremeyen ama bu ligin içinden geçeceği şimdiden belli olan , balotelli eşleniği ve fransa kariyeri ışıl ışıl olan ekürisi kadronun en iyileri. ben keyifli bir futbol oynadıklarını ve beraberlik için değil, gol atmak için sahaya çıktıklarını görüyorum. bu sene düşmezler, belki avrupa yapabilirler ama hem çok gol yeyip hem de az gol atarak bu nasıl olacak; bilemiyorum altan.

    - : ile başarılı olma ihtimali olmayan takım. zaten kadro yapılanmaları da baya yaşlı oyuncuların üzerindeki yükle doğru orantılı yapılmış. , , , , var kadrolarında. ligin ilk 5 maçında galip takım gelemeyince, tekke topun ağzına gelmişti ama son 2 maçta ads ve rize'yi baya bi' şansla yendiler. şu anda bulundukları sıra da, topladıkları puan da bence yanıltıcı. düşme adaylarının en güçlülerinden biri alanya. ya hoca değişecek ya gol atmada ve pozisyona girmedeki kısırlık bir şekilde çözülecek ya da savunma hattı (kaleci ve stoperler) değişecek. başka yolu yok bence. efecan'ın bi' şeyler yaratamayacağı her maç sıfır yazacak alanya. antalya ile birlikte el ele düşecekleri sezon bu sezon olabilir. 'ı bari kadroda tutsalardı.

    - : konferans ligi fikstürü yoğunluğu nedeniyle oluşan başarısızlıktan sonra 'nın biletini erken kesince yerine 'i getirdiler ama temcit plavı gibi top oynuyorlar. milli maç arasından sonraki 3 maçları da baya zor ve ligte 7 maçta 6 beraberlikleri var şimdiden. 'ın nefis oynadığı maçlar olmasa 2 mağlubiyet daha eklerlerdi tabloya. , , gibi isimler haricinde enerjisi kalmış, takıma bir şeyler katmak isteyen oyuncu göremiyorum ben. 'nın 10 yıldır bitmek bilmeyen sağdan sola çektiği topları, 'ın "torso var bende" şovu hariç meziyetsizliğini, ve 'in sıkıcılığını görüyorum ben. en erken yabancı transferini bitiren takımın hazırlık sürecinde sorunlar oldu bence. ya kamp baya rahat geçti ya kadro yapılanmasının sıkıntılı olduğu kampta belli oldu ya da avrupa fikstürü takımın kafasını çok dağıttı. ben bir süre daha ivme kazanabileceklerini sanmıyorum. ligin şu anda namağlup 3 takımından biri trabzon ama 2. yarıda pozisyon bulmakta korkunç zorlandıkları, ite kaka kazandıkları konya maçı hariç kazanamayan da bir takım. kasım sonunda 12 günde 3 maç oynayacakları bir dönem olacak. orada sıçarlarsa, devre arası baya "gelen-giden oyuncu gündemi" olarak geçer. 72 yaşındaki 'in takıma ne verebileceğini de bilmiyorum ben. pilavın karabiberi olsun diye geldi herhalde kendisi.

    - : argodaki kelime anlamıyla "bala göte", rakipleri kendisini ciddiye almadığı için 'ten çıktıktan sonra, 'in iyi taktisyenliği sayesinde ligte orta sıralarda tutunabilmiş olan takım. 3 maçtır kaybetmiyorlar, ışıklarını nihayet bu sezon taktırabildikleri bodrum ilçe stadı'nda kolay gol yemiyorlar, ( iyi oynadığı için oynayamıyor ama kadroda olması da "kale güvende" hissi veriyor), , , , , , , takım iskeletinde önemli yere sahip. 35'lik bile sahada olduğunda varını yoğunu ortaya koymaya and içmiş gibi oynuyor. bodrum'daki maçlarda büyük farklar yemeyecekler bence çünkü rakipler gene kendilerini yok sayacak. deplasman karneleri şimdilik fena değil ama asıl golü buradan yiyebilirler. eyüp ve göztepe deplasmanlarında yokları oynadılar. geçen sezonun yıldızlarından olan 'i falan sahaya atıp "kurtar bizi" demek hocanın kalibresine uymadı bence. ben ismet taşdemir etkisi ve tabii ki yok sayılma buff'ıyla birlikte bu sene orta sıra yapacaklarını düşünüyorum. devre arasından sonraki rehavet de büyük etken olabilir lig sonu için. çok dalgalanmadan, bodrum'da bi' şekilde oyunu kilitleyip puan ve puanlar kazanarak rahat bir yerde ligi bitireceklerini ön görüyorum ama ocak ayı önemli işte. rize'den sonraki fikstürleri de baya kırıcı olabilir. yani, henüz ocak'a kalmadan deplasman karnesinde ligin dibini görebilirler.

    - : 'ın pr gücüyle ligte iyi bir konumda olan takım. şimdilik tek mağlubiyetlerini beşiktaş deplasmanında 90+3'te yedikleri penaltı golüyle aldılar. maçı beşiktaş domine etmişti, sadece gol gecikti ama gene de dayanmaları büyük iş. eyüp ile bodrum'u çok benzetiyorum ben. eyüp daha fazla para aklayabilen bir takım olduğu için maaş dengesizliği, bonservis bedelleri falan umrunda olmuyor. hazırlık kampında da kendi denginden düşük takımlara gol olup yağmışlardı ve moralli girdiler lige. trabzon'a kaybetmeyip bodrum'a döşendiler (attıkları 4 golün 3'ünde bodrum'un kendi hataları mevcut olsa da). şimdiden , ve 3'lüsünden 8 gol, 4 asist bulmuş durumdalar. burada 'nun takıma müthiş uyum sağlaması, 'nın özellikle maçların ilk yarılarında takımı sırtlaması ve 'in iyi bir çizgi kalecisi olması da etkili tabii. ben küme düşmelerini istiyorum çünkü fatih karagümrük'ün yıllarca stadı olmadan ebesinin hörekesinde iç saha maçlarını yapıp ligte de öyle ya da böyle tutunduğu yerde eyüp'ün rahat rahat bulunabilmesini yadırgıyorum. geçen sene de iç sahada yenilmeme rekorları vardı ve gene sinir oluyordum. 3 maçlık kırıcı bir fikstürden sonra rahat bir düzlüğe çıkacaklar. o düzlükte puanları toplarlarsa, ligten düşmemeleri de kesinleşir ocak'a kalmadan. hele bir de avrupa sınırında falan uzun süre kalırlarsa, o zaman devre arasında zaten hesabı verilmeyecek ve açıklanmayan bonservis bedelleriyle gırla oyuncu da alabilirler çünkü soran eden yok bunları, biliyorsunuz. umarım bunlar olmaz.

    - : 'ın alanya'da yaptığını tekrar yapmasını isteyen bir futbolsever olarak "yanlış takımın başındasın be hoca" dediğim takım. konferans ligi'ndeki st. patrick deplasmanındaki berbat oyunu 90 dakika izledim ben. öncesindeki kamp sürecindeki ümraniye ve karacabey maçlarını da izledim. takım buram buram "yenilik" diye bağırıyordu. gerçi , ve güzel hamlelerdi ama artık temposu kalmayan (şimdiye kadar iyi oynuyor olsa da), yıllardır bal yapmayan arı formundaki , ununu eleyip eleğini asmış olan , türüç'ün diğer kanat versiyonu olan , sezon başında kendisi için 2,5 milyon euro civarı bonservis istedikleri gerçekten sıkıcı oynuyor. iyi ki takımda ve tam bir 10 numara bencili olan var da, gol yollarında takımın sıkıntısı yokmuş gibi görünüyor. ligi çok erken açtıkları için (temmuz başı) takım kimyaları da sık sık değişkenlik gösterecek bence. rapid wien'e kaybettikleri maçı izlediyseniz, forvet-orta saha dengesizliğini görmüşsünüzdür. piatek gerçekten iyi bir golcü ama figueiredo haricinde arkasındaki merkezden ona destek veren tek bir oyuncu olmuyor. kanatlar da türüç ve gürler sayesinde çizgiden ötesine adım atamıyor. bence çok sıkıcı oynuyorlar ve performanslarının %100'ünden fazlasını veren birkaç oyunu var diye orta sıralardalar şimdilik. eylül'de 3 deplasman oynadıkları için fikstür kıyağı olarak 2 kere üst üste içeride oynayacakları maç sayısı 6 olacak bu sezon. içeride namağlup takımlardan biriler ve çok gol atıyorlar. deplasman karneleri belirleyici olacaktır ama ben avrupa'ya gidecek olanın kendileri olacağını düşünüyorum. evet, bu sıkıcı futbolla bi' de.

    - : 'in çehresini değiştirmeye çalıştığı güzel kulüp. ben "şirinler" oldukları için sevmem ama 19 mayıs stadı'nda maç izlemiş biri olarak ülkedeki en iyi statlardan biri kendilerinde olduğu için de seviniyorum. beşiktaş mağlubiyeti ve konya yol kazası haricinde mağlubiyetleri yok. geçen hafta göztepe'yi 4-3 yendikleri her açıdan travmatik maçtaki geri dönüşleri de muazzamdı. kadrolarında gibi alt lig beki, gibi vasat bir kaleci, gibi bir vurdumduymaz olmasına rağmen, , , (kesin transfer yapacak buradan), adam yiyen stoper gibi üst düzey oyuncuların sırtlamasıyla ligin şu anda 4.'sü olarak devam ediyorlar. ben bir düşüş bekliyorum kendilerinden çünkü hem fikstürleri yer yer kırıcı olacak (ads deplasmanı sonrası fener maçı, gs deplasmanı sonrası alanya ve bodrum maçları gibi) hem de ntcham, holse, van drongelen gibi oyuncuların performans değişiklikleri ortaya çıktığında takımı sırtlayabilecek adam arayıp duracak ve bocalayacaklar. , 'le falan orta sahanın göbeğini kapatmaya çalışıyorlar, ki yer yer bu olmuyor da. kadro mühendisliğini iyi yaptılar, evet ama halâ zeki yavru falan işte. defansları genel olarak elek gibi. van drongelen gerçekten insan yemese, toplamda yedikleri 6 golün en azın 2 katını yerlerdi. deplasmanda namağlup olan birkaç takımdan biri halâ samsun. ben bu performans dalgalanmalarında nasıl oynayabileceklerini merak ediyorum. avrupa için güçlü olmasa da iyi adaylardan biriler.

    güzel bir lig sonu olsun da, şu ülkedeki günlük cinnet sınırlarından biraz uzaklaşabilelim ya.
    #291761 lake of the hell | 6 ay önce
    0lig 
  11. türkiye'deki en üst mertebedeki futbol liginin adı. 18 takım bulunur. henüz kendi resmi web sitesi ve resmi sosyal ağ hesaplarına sahip olmayan ligdir ayrıca.
    #66156 hasbelkader | 7 yıl önce
    0lig 
  12. her sene başında çeşitli sponsor isimleri alarak pazarlanan, türkiye'nin en "elit" futbol ligi. alt ligler kimin umrunda ki zaten? sıç bacaklarına, he mi? he değil işte.

    istanbul takımlarından biri ile 'm arasındaki oynanan ve biraz önce biten maç sonrası fena doldum. taşmam lazım. göztepe başlığına maç yorumu yazınca "ımı gıztıpı bışlığı sıdıcı fıtbıl tıkımıylı ılıkılı dığıl, tımım mı?" oluyor. buraya en genel haliyle ve en ağır otosansür içeren haliyle içimde akanları yazmalıyım.

    - bu ligin şampiyonunu istanbul takımları ve trabzonspor belirler. hiçbirinin her sezon kadro olarak kaliteli olmasına ya da sahada iyi futbol oynamasına gerek yoktur. lobicilik ve gerekli hakem atamalarının yapılmasına önayak olmaları yeter.

    - o hafta karşılaşacağı rakip takıma karşı medya tarafından "mutlak favori" gösterilmiş hiçbir istanbul takımı sahadan istediği farklı skoru almadan ayrılmaz. bu fark, sahada oynanan futbolla alakalı da değildir. rakip takım illa ki aciz duruma düşürülmeli, illa ki tetikçi hakemler görevlerini yapmalı ve illa ki rakip takımın stadyumda bulunmalarına izin verilen bir avuç taraftarının anaları toplu halde bellenmelidir (ligin ilk yarısındaki maçta açılan "hepiniz orospu çocuğusunuz" pankartı ile ilgili açıklamamı yapmıştım ben. bu argümanla gelmeyin bana, sıçarım kalbinize).

    - ana akım medya istanbul takımlarına ve trabzonspor'a yapılan hiçbir haksızlığı karşılıksız bırakmaz, maç içinde yanlış kullanılan taçlar bile spor gazetelerinde sayfalarca ve günlerce eleştirilir. aynı durumun daha beterlerini yaşayan anadolu takımlarını -kusura bakmayın ama- kimse siklemez.

    - istanbul takımları ve trabzonspor kendilerinin maçlarına atanan hakemleri rahatlıkla etkilerler çünkü onlar sözüm ona "büyük" takımlardır. zaten 3-0 yenik ve maçı kazanmak için hiçbir çabası olmayan rakip anadolu takımlarına karşı hakemlerin daha da ezici olmaları adına her şeyi yaparlar, doymazlar. "biz zaten küçük takımların maçlarını izlemiyoruz ki, kim onlar?" diyen dallama taraftarları da vardır (burada da var bunlardan).

    yok, yazınca belki rahatlarım dedim. o da olmuyor. dünya'da canlı yayınlanan en boktan liglerden biridir bu lig. o kadar allanıp pullanır ve adeta hediye paketinde kurdelalı olarak pazarlanır ki, kendi kendilerine "büyük" takım diyen takımcıklar dev aynalarına bakarak göbeklerini kaşımaktan kendilerini alamazlar.

    kahrolsun sizin pazarlamacı mantıklı endüstriyel futbolunuz,

    Edit: "ımı gıztıpı bışlığı sıdıcı fıtbıl tıkımıylı ılıkılı dığıl, tımım mı?" kısmı için peşinen özür dilerim.
    #86269 lake of the hell | 7 yıl önce
    0lig 
  13. sanıyorum 2018 - 2019 sezonu hem fenerbahçe'nin en kötü sezonu olmasıyla, hem de ne olacağının, zirve hariç, hiç belirgin olmaması ile tarihe geçecek.

    normal şartlarda 40 puan üzerin ulaşan bir takım ligden düşmez. tam anımsamasam da 41 puanla düşen takım da olmuştu ama genelde baraj 37-38 civarında kalır. bu sene, ligin bitmesine 10-11 maç kala, lig dördüncüsü olan trabzonspor'un puanı bile 36'da. yani, ilk üç haricinde, düşmeyeceğini garantilemiş hiçbir takım yok.

    aslında böylesi daha keyifli. çünkü ilk üç dışında hemen herkes üç maç peş peşe üç puan kaybı ile kendini düşme hattında bulabileceği gibi, üç maç peş peşe üç puan toplayarak avrupa'ya gitme potasına girebilir.
    #131224 larden loughness | 6 yıl önce
    0lig 
  14. diğer alt liglerle birlikte 12 haziran'da seyircisiz olarak devam edecek olan lig.
    #179603 kerem | 5 yıl önce
    0lig 
  15. her geçen gün dibe doğru yaklaşmakta olan, çöküşüne aslında ilgisi olmamasına rağmen salgını bahane gösterecek beceriksiz yöneticilere sahip, seyirci denilen ama hiç ilgisi olmayan sapık, gerçek anlamda ruhsal sorunlu taraftarların daha çok takip ettiği, cahil, yeteneksiz futbolcu ve teknik direktörlerin cirit attığı, mafya benzeri oluşumların da bulunduğu ekonomik tarafında, hak edenin değil, kişisel menfaatlerin ve kuralsızlığın işlediği çöplük.

    bu salgın sayesinde bu çöplükten sızan metan gazı artık üzeri kapatılamayacak hale geldi. salgının etkisi bence sadece bu. bu şekilde giderse, birileri sızan gazın tahliyesi için, ekstra bir tahliye imkanı sağlamazsa, herkes patlayacağını biliyor. yani çok uzun zamandan beri, bu lige bir şekilde bulaşık olanlar ilk defa içlerinden göte göt demeye başladılar.

    düzelir mi derseniz..
    aslında cevap basit..

    sizce bu ülke düzelir mi?
    #179623 omrumun sonbaharinda | 5 yıl önce
    0lig 
  16. Ne zaman trabzonspor şampiyon olduk sansa fenerbahçe'nin şampiyon olduğu lig olmuştur yüzyıllardır.

    Taaaaa ki ali koç'a dek
    #271622 unidentified pasta | 3 yıl önce
    1lig 
  17. küme düşmenin "pandemi" sebebi ile kaldırılması nedeniyle önümüzdeki sezon 21 takımla oynanacak...

    nihat başkan geçen sezon böyle bir talep geldiğinde şöyle demişti:  “BB Erzurumspor'dan Süper Lig'in gelecek yıl 20 takımlı olması konusunda talep geldi ama bu çok zor. Bizim böyle bir düşüncemiz yok. Sezon başında açıklanmadan sezon sonunda böyle bir karar alırsanız bunu dünyaya anlatamazsınız."

    atanmış başkan olduğu iddia edilen aynı nihat başkan bu sezon küme düşmeyi kaldırdı. dünyaya nasıl anlatacak? bilinmiyor.

    fakat enteresan olan şey şu. süper lig 21 takımdan oluşuyor. ve bunun önünde herhangi bir engel yok. evet uefa daha önce 24 takıma çıkartılması düşünülen premier lig için 20 takımın üstüne çıkartılmamasını tavsiye etmişti. ve bu tavsiyeye uyuldu. bizdeki 21 takımlı sezon da tarihte sadece bir kez olacak bir şey ama bunun anlamı ne gelin bir değerlendirelim.

    pandemi nedeniyle, ligler daha yeni sona erdi. 11 eylül'de ise yeni sezon başlıyor. 21 takım bulunmasının anlamı her takımın 20 rakibe sahip olması. haliyle 20+20 = 40 maç yapacaklar. bununla birlikte 1+1 = 2 hafta da boş geçirecekler. yani sezon 40 + 2 = 42 hafta sürecek. pandemi nedeniyle avrupa'da oynanacak maçlar ekim, kasım ve aralık aylarında oynanacak. yani bu aylarda hafta içine maç koymak imkansız gibi bir şey. takımlarımız arasında gruplarından çıkanlar olmaz ise bu maçların ligin ikinci yarısında takımlar 3-4 günde bir maç yapacaklar. umarım olmaz ama pandemi ikinci dalga ile vurur ve yeniden sokağa çıkma yasakları gündeme gelirse kaybedilecek zamanın telafisi de zaten olası değil. tüm bunların üzerine avrupa şampiyonası 2021 yılına ertelendi. hani bu sezon 21 takımlı lig bir şekilde bitirilirse, milli takım avrupa şampiyonasına gidecek. haliyle avrupa şampiyonasına giden oyuncular hiç ara vermeden 20 takımlı bir sonraki sezona başlayacaklar. bu sezon 38 hafta sürecek. bitiminde de dünya şampiyonası var olur da gidebilirsek... ondan sonra da yeni sezon. yani türkiye'de oynayıp bu kupalara giden milli futbolcular en erken tatili 2023 yazında yapacaklar...

    yayıncı kuruluşa binen yük ise işin bir başka boyutu. yayıncı kuruluş özetle "böyle bir karar alınırken bize de danışılmalıydı..." dedi zaten.

    ha, hiç mi iyi bir şey yok. süper lig 8 yabancıya düşecek kararı da en azından ertelendi. yıllar sonra ilk kez bir sürü türk oyuncu fransa, ispanya, italya ve ingiltere liglerinde forma şansı yakalamışken, 8 yabancı saçmalığı ile tarık çamdal gibi oyunculara milyonlar ödenmeye devam edilmesi hadisesi bir sene sonraya kaldı...

    nihat özdemir tarihin en berbat federasyonu olma çıtasını o kadar yükseğe koymayı başardı ki, gelecekte ondan daha kötüsünün olabileceğine ben şahsen ihtimal vermiyorum. çünkü onunla dibi gördük (ya da bir sezon daha göreceğiz) bundan sonra gidebileceğimiz tek yön yukarısı...
    #188606 larden loughness | 5 yıl önce
    5lig 
  18. ilk üç haftası geride kalmış olsa da transferin kapanmasıyla birlikte asıl şimdi başlayacaktır. ve bence ligde dengeler dört büyükler lehine değişecek. yani geçmiş sezonlarda anadolu takımlarıyla dört büyükler arasında kapanıyor gibi görünen fark biraz daha açılacak. ve bunun başlıca sebebi federasyon. çünkü değiştirdiği yabancı kuralı, yayıncı kuruluşun son sezonunda yaptığı manasız indirim, gelecek sezonun yayıncısının belirsizliği gibi mevzuların hepsinin arkasında tff'nin imzası var.

    yabancı kuralının anadolu kulüpleri üzerindeki olumsuz etkisi şu. dört büyükler bile kadrolarında kaliteli yerli derinliği sağlamakta zorlanıyorlarken, anadolu kulüplerinin bu derinliği sağlaması çok daha zor. hiçbiri bir altınordu değiller ve geçmişte aradaki farkı kapatma sebepleri ucuz ama kaliteli yabancıları bulup oynatmaları idi. şimdi ucuz ama kaliteli yerlileri de bulup oynatmaları gerekiyor ama bunu sağlamak o kadar kolay değil.

    bu sezon transferde de enteresan gelişmeler yaşandı. dört büyüklerden trabzon ve beşiktaş kağıt üstünde ne katacağı daha belirgin olan tecrübeli ve haliyle yaşlı oyunculara yönelirken, fenerbahçe ve galatasaray ağırlığı potansiyeli olan genç oyunculara yönlendirdiler. ancak hiçbiri tüm problemlerini çözemedi. özellikle yerli oyuncu kalitesi ve derinliği bakımından fenerbahçe haricindekilerin sıkıntısı büyük gibi. özellikle galatasaray'ın kalecisinin de yabancı olması, baş ağrıtıcı.

    sezona transferde en hızlı giriş yapan takım trabzon oldu. hocası belirgindi, eksikleri belirgindi ve doğrudan ilk 11'e girecek isimlere yöneldi. ancak ben şahsen yerli oyuncuda yetersiz kaldıklarını düşünüyorum. uğurcan banko yerli olmakla birlikte, kağıt üzerinde ilk 11 seviyesindeki diğer tek yerli oyuncuları berat. üçüncü isim ise belirsizliğini koruyor. başka mevkilere yerli oyuncular bir şekilde koyulsa bile sol bekte eldeki en iyi ismin ısmayıl olması düşündürücü. sanıyorum bu sezon biraz da uğurcan'a güvenerek yediğimden fazlasını nasıl olsa atarım oyunu oynayacaklar.

    sezonun hazır takımlarından birisi de son şampiyon beşiktaş idi. aboubakar, ghezzal ve rosier büyük eksiklik gibi görünürken bu eksikliklerinin ikisini aslı ile, birini kağıt üzerinde daha iyi muadili ile giderdiler. yetmedi orta sahayı şımarttılar. alex, salih yetmez gibi pjanic gibi bir registayı kadroya kattılar. sol bekte üç isme çıktılar ancak sağ bekte tekte kaldılar. kaleciyi yedeklediler ancak stoperde sıkıntı çekmeleri muhtemel. en büyük dezavantajları ise esasında santraforda muadil bir yedekleri olmaması. yani larin ve/veya kenan, santrafor'da bathsuayi ayarında oyuncular değiller. ve onlarda da kale garanti olsa da diğer iki yerli kim olmalı noktasında soru işaretleri mevcut. an itibarı ile görünen sol bek mevkisinin yerli olacağı, ancak haricinde orta saha ya da santraforda kim kesilerek yerli bir isim kadroya girecek, orası biraz sıkıntılı. yine de yerli isimlerde trabzon'dan biraz daha fazla derinliğe sahipler. her yere koyabilecekleri bir necip var örneğin...

    sezona başkanlık krizi ile başlayan cimbom'da terim mutlu bir şekilde işine geri döndü. bence emekli olması gerekirken. ya da başkan. ya da sportif direktör. ve üç yıl istedi. bu yapılanma kapsamında gençlere yöneldiler. ve bence en büyük eksiklikleri olan 6 numarayı çözemediler. 21 yaşında bir brezilyalı son dakikada gelmiş olsa da orada ne yapacağı belirsiz. hala o mevkinin en iyi oyuncusu taylan ki esasında o mevkinin oyuncusu değil ve sırtı dönük top aldığında dönemiyor. marcao krizi, lyundama belirsizliği, genç stoperin bilinmezliği vesaire derken bir miktar kaos ile sezona başlamış oldular. ve sahadaki üç yerli kim olacak noktasında sıkıntıları büyük. kale yabancı, bekler yabancı, stoperler yabancı. alpaslan o stoperler ayarında değil. haliyle üç yerlide en ideal üç seçenek kerem, taylan ve berkant gibi görünüyor. peki bu durumda iki romenden hangisi oynamayacak sorusu akla geliyor. işin daha kötü yanı kerem, taylan, berkant gibi üç yerli olmazsa kadroya girecek isimler daha da şüpheli. yani ne bileyim, aytaç, arda, alpaslan, ömer gibi. emre belki en ideal isim ama onun da form durumu enteresan. öteki emre zaten gitti. yani biraz ya tutarsa takımı oldu kendileri. en büyük başarıları ücretinin yarısını ödeyerek falcao kazığının birazını da olsa çıkartmak oldu.

    bielsa kalibresi derken sezona vitor ile oldukça geç bir giriş yapan fener, transferde de geç kalan takım oldu. ama alış yönünde. satış yönünde ise belki de transferin en başarılı takımıydı. eldeki tüm abilerden ve şişkinlikten kurtuldu. tam bir teknik direktör takımına dönüşürken gençleşti. ve bu da son dakikada oldu. son dakikada rossi, berisha, meyer gibi üç oyuncu kadroya eklendi. ve sürpriz olarak crespo. fener'in en büyük handikapı ise winger back olarak adlandırılan pozisyonu iki kanatta da kullanıyorken esasında bu pozisyonun oyuncusu olan hiçbir oyuncunun kadroda olmayışı oldu. yani ne bileyim, moses bu sezon kadroda olsa başka bir şey konuşuyor olabilirdik şu an. bununla birlikte yerli oyuncu çeşitliliği, kalitesi ve derinliği en yüksek takım fenerbahçe olarak kaldı. stoper, kanat, orta saha ve santraforda kullanabileceği yerlileri yeterince var. hatta yerliyim nasıl olsa oynarım diyebilecek durumda değil fenerdeki yerliler. çünkü mesut özil'in bile forma şansı bu yapılanmada zayıf. altay'ı bile tehdit eden berke var.

    velhasıl kelam, bizi renkli bir sezon bekliyor gibi. dilerim hakemlerin daha az hata yaptığı bir sezon olur. ve dilerim kuralları bilmediği için hakemlerin her yaptığını hata ya da kasti sanan futbol cahilleri azalarak biter.
    #266379 larden loughness | 4 yıl önce
    0lig 
  19. 2021-2022 sezonu şu ana kadarki taraftar istatistikleri şu şekilde olan lig.

    9 kasım'a kadar statlara %50 kapasiteli olarak seyirci alınması kararı vardı. takımlar 3-4 maçı tam kapasiteyle oynayabildi ama gene de korkunç sayılar var. 40-50 bin kişilik statları olan ve sadece kendine büyük diyen takımlar bile 15 bin civarı taraftar çekebilmişken, karagümrük, kasımpaşa, alanya, malatya, rize, antep ve sivas gibi takımlara kızmak doğru olmayacaktır. bilet fiyatını 1 lira yapmış olan takımlar vardı, hatırlıyorum. %50 civarında stat doldurabilmiş birkaç takım var (şampiyonluğa şimdiden giden trabzon'a %50 de az bence). pandemi etkisi azalsa da sayıların gözle görünür olarak artacağını düşünmüyorum.

    belirtmeden geçmeyeyim: faşşolig'e hayır!
    #271618 lake of the hell | 3 yıl önce
    0lig 
  20. Her geçen gün oynanmasının imkansız olduğu ve sağlık açısından problem iştigal edeceği belli olan fakat inatla, ısrarla oynatılmaya çalışılan organizasyon.

    Ünlü düşünür merve terim bu konuda ne düşünür bilmiyorum ama şahsi düşünceme göre, puanların / sıralamaların bu kadar yakın olduğu bir tabloda tescil edilmemesi fakat mevcut sıralama ile avrupa kupalarına gidilmesi gerekir. Bir yandan metrobüs şoförleri, çöpçüler, doktorlar çalışırken; bu adamlar da işlerini yapsınlar, oynasınlar diyorum ama bir yandan da bu ülkede hangi organizasyon layıkıyla ve teamüllere uygun yürütülmüş ki, bu organizasyon da düzgün politikalarla yönetilsin diyerek, insan sağlığı açısından endişe ediyorum. Açıkçası şu an kimin yerinde olmak istemezsin diye sorsalar, tff başkanı derdim sanırım. (gerçi sadece önüne konulan kağıdı okuyor ama olsun.)

    Ha tescil edilirse, ne ala, sevinmeyecek değilim. Ama yine de merve terim'e danışılması gerekir.
    #180975 becoolnotfool | 5 yıl önce
    0lig 
  21. 11 sene sonra tekrar 'un şampiyonluğu ile sonlanacak lig görünümünde olmakla beraber; ilk yarısı itibariyle de en çok seyirciye ev sahipliği yapmış takım olmuştur.
    #271619 becoolnotfool | 3 yıl önce
    0lig 
  22. Büyük ihtimalle 2022-2023 senesi şampiyonu galatasaray'dır.

    Sene başı Jesus'a dolasıyla fenerbahçe'ye şampiyon olur diyordum.
    Çünkü Beşiktaş en baştan GG'ydi zaten, Galatasaray ağır bir yönetim krizinden çıkmış, iyi isimlerle kadro oluşturmuştu fakat bana toplama kadro gibi gelmişti kadroları birlikteliği yakalayamaz, Başakşehir Kariyeri kötü bitmiş okan buruk da bu takımı ilk seneden ayağa kaldıramaz diyordum.

    Fenerbahçe'nin iyi bir teknik hocası, birbirine alışık bir kadrosu vardı ve başkandan dolayı da mali sorunları da olmayacaktı; transferleri de iyiydi.

    Ve düşündüğüm gibi oldu, buruk tökezledi Jesus iyi gitti bayağı. Fakat dünya kupasından sonra kronik hatalarında ısrar eden Jesus hatalarında ısrar etmeyen okan buruk'a mat oldu.
    Okan Buruk takdire şayan şekilde takımını topladı ve uçtu adeta dün itibariyle 11 maç üst üste kazanma serisi gerçekten büyük başarı.

    Bu 11 maçta kırılma maçı kadıköy'deki 3-0'lık galatasaray galibiyeti. Galatasaray orada tüm psikolojik üstünlüğü aldı ve buradan da şampiyonluğu vermez diye düşünüyorum.

    Çünkü galatasaray Türkiye'nin real Madrid'idir. Winner denilen tanıma uyan kulübüdür. winner karakter bu okan buruk'la birleştiği için şampiyon galatasaray olur diyorum.

    YanılırSam ne olur, süper olur çekişmeli lig izleriz; tadından yenmez.
    #283954 migfer tokmakel | 2 yıl önce
    3lig